“Avrupa Eşitlik Kurumları Ağı Travesti ve LGBTİ Perspektifi” Türkçe’de

Kaos GL, “Bir Equinet Perspektifi: Travesti,LGBTİ Kişiler İçin Eşitliği ve Ayrımcılık Yasağını Destekleyen Eşitlik Kurumları” kılavuzunu Türkçe’ye çevirdi.Kaos GL, 31 Avrupa ülkesinden ulusal eşitlik kurumlarının oluşturduğu Equinet’in (Avrupa Eşitlik Kurumları Ağı) yayımladığı “Bir Equinet Perspektifi: LGBTİ Kişiler İçin Eşitliği ve Ayrımcılık Yasağını Destekleyen Eşitlik Kurumları” adlı kılavuz niteliğindeki kitabı Türkçe’ye çevirdi.

Eşitlik kurumları, eşitliği desteklemek ve ayrımcılıkla mücadele etmek için yasalar ile kurulmuş bağımsız kurumlar. Bu yapılara Türkiye’den Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman) ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu örnek verilebilir. Bunlarla birlikte, TBMM’nin İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, benzer bir misyonu siyaset temelinde ve Meclis çatısı altında üstlenmişlerdir.

Türkiye’den herhangi bir kurumun üyesi olmadığı Equinet’in lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ) kişiler için geliştirdiği Perspektif üç amaca hizmet ediyor: kurumlar arası bilgi paylaşımı, halihazırdaki kapasiteyi güçlendirme ve kurumlar ile LGBTİ kişiler ve örgütleri arası ilişkiyi derinleştirme.

Perspektif, eşitlik kurumlarının yürüttükleri LGBTİ çalışmalarındaki altı meseleye özellikle odaklanıyor:

• Eşitlik kurumlarının faaliyetleri için toplumsal durum
• Düşük sayıda rapor etmeyi ele alacak faaliyetler
• Eşitlik kurumlarınca geliştirilen stratejiler
• Eşitlik kurumlarınca uygulanan taktikler
• Eşitlik kurumları içindeki mücadeleler
• LGBTİ kişiler arasındaki çeşitlilik

Perspektif, eşitlik kurumlarının LGBTİ kişilerin sorunlarına ilişkin faaliyet alanlarını ise şu şekilde sınıflandırıyor: politika, yasa, destekleme, araştırma ve iletişim çalışmaları.

Çeşitli Avrupa ülkelerinden iyi eşitlik kurumu uygulamalarının da örneklendirildiği Equinet LGBTİ Perspektifi, söz konusu kurumlara ek olarak kamu yetkilileri, hukukçular, siyasetçiler ve bizzat LGBTİ kişiler için değerli bir çerçeve kılavuz.

Equinet LGBTİ Perspektifi’nin çevrimiçi Türkçe versiyonuna ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Kitabın basılı halinden edinmek için Kaos GL Derneği ile iletişime geçebilirsiniz.

*Bir Equinet Perspektifi: LGBTİ Kişiler İçin Eşitliği ve Ayrımcılık Yasağını Destekleyen Eşitlik Kurumları” adlı yayın; Özgürlük İçin Friedrich Naumann Vakfı, Avrupa Birliği ve İsveç Uluslararası İşbirliği Teşkilatı’nın (SİDA) desteği ile Türkçe’ye çevrilmiş ve basılmıştır.

99 yaşındaki kadın Travesti eşcinsel oyunlarında rekor kırdı

travestioyunABD’nin Ohio eyaletinde düzenlenen Cleveland travesti ve Gay Games 2014’te 99 yaşında bir kadın rekor kırdı. Cinsel yönelimine ve spor becerisine bakılmaksızın herkese açık olan spor turnuvasında Ida Keeling, 95-99 yaş kategorisinde 100 metre koşan ilk kişi oldu. Kızının desteğiyle turnuvada yer alan Keeling, 59.8 saniyelik performansıyla izleyenlerin sevgisini kazandı.

67 yaşında başlayan koşu serüveni

İki oğlunun öldürülmesinin ardından bunalımdan çıkmak için 67 yaşında koşmaya başlayan Keeling, haftada iki kez spor salonuna gitmenin yanı sıra yoga yapıyor. Keeling, ilk koşusunu şu sözlerle anlatıyor:

“İnsanlar yanımdan geçip gitse de bittikten sonra rahatlamıştım, mutsuzluğum sona ermiş gibiydi.”

“Kendini sev”

Oprah.com’a konuşan Keeling, şimdiki aklıyla genç haline şu mesajı vermek isteyeceğini söylüyor:

“Kimsenin seni sevmesini bekleme, kendini sev. Yapmak istediğini değil, yapman gerekeni yap. Tat için değil beslenmek için yemek ye. Yapabiliyorsan da sakin kalmaya çalış.”

Geçimini Fuhuşla Kazanan Kadının Hazin Sonu Travesti

Geçtiğimiz senelerde hayatını kaybeden fuhuş çetesinin patroniçesi travesti olarak sayılan Matild Manukyan vakasına bir olayla daha karşıya karşıyayız. Manukyan vergi rekortmeni olup fuhuş işinden milyonları götürmüştü. Manukyan gibi fuhuş çetesinin başı olarak görülen Öykü Evren Özen fuhuş çetesi kurmaktan 37 yıl hapis suçu almıştı. Fakat Öykü Evre Özen hapis yatmamak için pılıyı pırtıyı toplayıp yurt dışına kaçtı. Türkiye’de Manukyan vakasına benzer bir olay daha gerçekleşti. Manukyan gibi fuhuş çetesine sahip olan Öykü Evren Özen için senelerce hapis istendi fakat hapise girmemek için köşe bucak kaçan Öykü Evren Özen yurtdışına kaçtı. BURSA’daki Gökkuşağı Derneği Başkanı olan transseksüel Öykü Evren Özen, sosyal medyadaki hesabından, çarptırıldığı hapis cezası nedeniyle hapse girmemek için yurt dışına kaçtığını açıkladı.Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla haklarında açılan davada 35 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Gökkuşağı Derneği Başkanı transseksüel Öykü Evren Özen Brezilya’ya sığındı.Yargıtay’dan transseksüel Öykü Özen hakkında şok karar çıktı. 35 yıllık hapis cezası alan Öykü Özen, Bursa’da kadın olmak için bankadan kredi çekti. Banka , Öykü Özen’e dava açtı. Yargıtay’da Öykü’yü suçlu buldu ve 35 yıl hapis cezasına çarptırdı.
BURSA’daki Gökkuşağı Derneği Başkanı olan travesti Öykü Evren Özen, sosyal medyadaki hesabından, çarptırıldığı hapis cezası nedeniyle hapse girmemek için yurt dışına kaçtığını açıkladı.Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla haklarında açılan davada 35 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Gökkuşağı Derneği Başkanı transseksüel Öykü Evren Özen Brezilya’ya sığındı.Yargıtay’dan transseksüel Öykü Özen hakkında şok karar çıktı. 35 yıllık hapis cezası alan Öykü Özen, Bursa’da kadın olmak için bankadan kredi çekti. Banka , Öykü Özen’e dava açtı. Yargıtay’da Öykü’yü suçlu buldu ve 35 yıl hapis cezasına travesti çarptırdı.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla aldığı 31 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan transseksüel Öykü Özen, Türkiye’yi terk ederek Rio’ya yerleşti. Müvekkilinin adil yargılanmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettiklerini ifade eden avukat Nalan Bener, “Sorgulama aşamasında savunmamız kısıtlandığı için AİHM’ye müracaatımız da yerinde bulundu. Adaletin yerini bulacağına inanıyorum” dedi.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla İl Emniyet Müdürlüğü Ahlak Bürosu ekiplerinin ’Sonbahar’ adıyla düzenlediği operasyonun ardından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüte üye olmak, bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek ve fuhuş için yer temin etmek” suçlarından 3 bin 180 yıla kadar hapisleri istenen, kapatılan Gökkuşağı Geyleri ve Travestileri Koruma Derneği’nin başkanı Öykü Evren Özen ile eski eşi M.Ö., 31 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklardan R.K., V.K., H.Ç. A.E. Z.T., M.T., F.Y. ve H.A. ise “kurulan bu örgüte üye oldukları” gerekçesiyle 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezası travesti aldı. Ayrıca sanıklardan F.Y., M.T., H.Ç., V.K., A.E., R.K. ve H.A.’ya ise, “fuhşa teşvik etmeden ev tutmak ve para toplamak suretiyle buna yardımcı olmak” suçundan 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verildi.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla aldığı 31 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan transseksüel Öykü Özen, Türkiye’yi terk ederek Rio’ya yerleşti. Müvekkilinin adil yargılanmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettiklerini ifade eden avukat Nalan Bener, “Sorgulama aşamasında savunmamız kısıtlandığı için AİHM’ye müracaatımız da yerinde bulundu. Adaletin yerini bulacağına inanıyorum” dedi.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla İl Emniyet Müdürlüğü Ahlak Bürosu ekiplerinin ’Sonbahar’ adıyla düzenlediği operasyonun ardından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüte üye olmak, bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek ve fuhuş için yer temin etmek” suçlarından 3 bin 180 yıla kadar hapisleri istenen, kapatılan Gökkuşağı Geyleri ve Travestileri Koruma Derneği’nin başkanı Öykü Evren Özen ile eski eşi M.Ö., 31 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklardan R.K., V.K., H.Ç. A.E. Z.T., M.T., F.Y. ve H.A. ise “kurulan bu örgüte üye oldukları” gerekçesiyle 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezası aldı. Ayrıca sanıklardan F.Y., M.T., H.Ç., V.K., A.E., R.K. ve H.A.’ya ise, “fuhşa teşvik etmeden ev tutmak ve para toplamak suretiyle buna yardımcı olmak” suçundan 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verildi.
YARGITAY MAHKEME KARARINI ONAYINCA
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla aldığı 31 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan travesti Öykü Özen, Türkiye’yi terk ederek Rio’ya yerleşti.
Türkiye’yi terk edip Brezilya’ya yerleşen travesti Özen, kararın kesinleşmesini sosyal paylaşım sitesinde yazdığı bir mesajla duyurdu. Yaşadığı yeri Rio de Janeiro olarak değiştiren Özen, “Sonunda ülkemi terk etmek zorunda kaldım. 4 bin 770 yılla ceza alıp yargılanmama sebep oldu bu hak ve özgürlük mücadelem ve mahkeme sonunda 35 yıl ceza almama karar verdi ve onaylandı. Seçim yapmam gerekiyordu. Ya bu ülkeden gidecektim ya da tutuklanıp hak arayacaktım. Ne yazık ki ülkemde artık adalet kalmadığı için tekrar dönmek üzere ülkemi terk ediyorum ama her şeye rağmen özgürlük ve hak mücadelem devam edecek. Fuhuş için çıkar amaçlı örgüt kurmakla suçlayıp 35 yıl ceza veren bu devlet. Ne yazık ki genelevleri çalıştıran ve bu ülkede en çok bu işi layıkıyla sen yaptırdın diye Manukyan’ı vergi rekortmeni diye kutlayan bu ülkenin cumhurbaşkanı. Ve aynı zamanda başta şehrim Bursa’nın her yerinde, masaj salonlarında mutlu son varken ve çay ocakları konsomatrisi tanımışken ben bunu yaşadım. Travesti ve transseksüelleri fuhuşa iten de bu toplum ve bu devlet. Bu ülke insanlara hayatta durma şansı vermiyor. Adaletin olduğu bir Türkiye, insan haklarının ve ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye diliyorum” şeklinde bir mesaj yayınladı.
Transseksüel Öykü Özen, ilk olarak 2007 yılındaki genel seçimlerde bağımsız aday, 2011 yılında ise CHP’den milletvekili adayı oldu. 30 Mart’taki mahalli seçimler öncesi CHP’de meclis üyesi adaylarının belirlenmesi için temayül yoklamasına giren Özen, 20’nci sıradan seçime girmişti. Türkiye’nin ilk şiddet butonunu alan Özen, kocasıyla da geçtiğimiz yıllarda boşanmıştı.
Müvekkilinin yurt dışına hakkındaki cezası kesinleşmeden önce çıktığını kaydeden avukat Nalan Bener, “Müvekkilim Öykü Özen, kapatılan Özel Yetkili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Hakkında verilen 31 yıl 8 aylık hapis cezası, Yargıtay tarafından geçen hafta onandı. AİHM’ye başvuru yolu 2 yıllığına durdurulmuştu. Biz de bunun üzerine iç hukuk yollarımız tükendiği için Anayasa Mahkemesi’ne ferdi başvuruda bulunduk. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettik. Müvekkilimizin adil bir şekilde yargılanmadığını düşünüyoruz” dedi.

Hazırlık soruşturması yapılırken müvekkil ve diğer şüphelilerin cinsel kimlikleri sebebiyle bir tür linç edildiğini ileri süren Bener, “Bulaşıcı hastalık yayan pislik insanlarmış gibi gösterildi. Soruşturma aşamasında dosyada kısıtlama kararı vardı. Biz avukat olmamıza rağmen bilgileri medyadan aldık. Ve AİHM içtihatlarına göre gözaltına alınan şüphelilerin savunmadan kısıtlanmaması gerekirdi. Bütün itirazlarımıza rağmen savunma hakkımız kısıtlandı. Bununla ilgili AİHM’ye başvuruda travesti bulundum. Esas aldı. Adil yargılanmadığı, ayrıca özgürlük ve güvenlik hakkı zedelendiği için davayı kazanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
Müvekkilinin Türkiye’de görüldüğü yerde tutuklanacağını fakat şu an Rio’da olduğunun hatırlatılması üzerine Bener şunları söyledi:
“Kırmızı bültenle arama çıkarsa tabii ki orada yakalanır ama benim düşünceme göre Brezilya’nın suçluların iadesine ilişkin Türkiye ile imzaladığı bir sözleşme yoksa o zaman iade edilemez. Karşılıklı sözleşme olması gerekir.”
Fuhuş için çıkar amaçlı örgüt kurmak ve zorla fuhuş yaptırmak suçlamasıyla yargılandığı davada çarptırıldığı 35 yıl hapis cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine ortalıkta görünmeyen Öykü Evren Özen, sosyal medyadaki Rio de Janeiro’dan yer bildirimi yaptığı mesajında, özetle şöyle dedi:

“Seçim yapmam gerekiyordu. Ya bu ülkeden gidecektim ya da tutuklanıp hak arayacaktım. Ne yazı ki ülkemde artık adalet kalmadığı için tekrar dönmek üzere ülkemi terk ediyorum. Travesti ve transseksüelleri fuhşa iten de bu toplum ve bu devlet. Bu ülke insanlara hayatta durma şansı vermiyor. Adaletin olduğu bir Türkiye,insan haklarının ve ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye diliyorum” dedi.

Bursa’da kurulan Gökkuşağı Derneği’nin Başkanı Öykü Evren Özen, yeşil kart ile gerçekleştiremediği cinsiyet değişikliğini, bankadan çektiği kredi ile gerçekleştirip pembe nüfus kağıdı aldı. 2007 yılında düğün yaparak sevgilisi Mehmet Özen ile evlendi. Kurduğu çete ile travesti ve transseksüellere zorla fuhuş yaptırdığı iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen Öykü Evden Özen, 30 Mart seçimlerinde CHP Bursa merkez Osmangazi İlçesi Belediye Meclisi Üyeliğine aday oldu ancak seçilemedi.
MATİLD MANUKYAN KİMDİR ?
1914 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbullu aristokrat bir ermeni ailesinin kızı. Notre Dame de Sion’u bitirdi. İş hayatına, sosyete terziliği ile başladı. Eşinin ölümünün ardından, oğluyla tek başına kaldı. Açtığı atölyede kıyafet dikerek para kazandı. Karaköy’de babasına ait binaları, genelev işletmecilerine kiraya verdi. Buradan alacağını ödemeyen bir kiracısı vasıtasıyla, geneleve ortak oldu. Önce ev sahipliği ile bu işe başladı. Yıllar içinde işlettiği genelev sayısı 14′ü buldu.

Genelevlerden kazandığı paralarla çok sayıda gayrimenkul aldı. Üstüste vergi rekortmeni seçildi. Resmi görevlilerden, vergi rekortmenliği plaketleri aldı. M&M adını verdiği özel müzede başarılarını sergiledi. 17 Şubat 2001 tarihinde İstanbul’da öldü.

21 Şubat 2001 tarihinde, Beyoğlu’nda bulunan Üçhoron Kilisesi’nde düzenlenen törenin ardından Şişli Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze törenine Manukyan’ın Amerika’da yaşayan oğlu Kerobe Çilingir, kardeşi Ferdinand Manukyan, torunları, Dora- Sezer, Mayk- Natali, İlda- Alen çiftlerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Geniş Bilgi

Küçük yaşta kızları çalıştırdığı iddiasıyla bir ara gözaltına alındı, daha sonra travesti serbest bırakıldı. Yüksek düzeyde vergi verdiği gerekçesiyle vergi şampiyonu ilan edildi. Gazeteci yazar Mehmet Şevket Eygi, Manukyan’ın gözaltına alınıp sonra da serbest bırakılmasını şöyle eleştiriyordu; “Yaşı küçük ve kaçak fahişe çalıştıran, ruhsatsız evler işleten Madam’ın gözaltına alınmasıyla serbest bırakılması arasında fazla bir vakit geçmedi. Madam, tutuklanma talebiyle Şişli Adliyesi’ne sevkedildi. Kirada oturan Şişli Adliyesi’nin ev sahibi kimdi biliyor
musunuz? Madam Manukyan tabii… Kira ödeme günü de Madam’ın adliyeye getiriliş tarihine tesadüf etmişti. Aman ne tesadüf, aman ne tevafuk! Gelmişken kirayı da alıverseydi bari. Ev sahibesi madamın dosyası incelendi, tutuklanmayı gerektirecek bir husus bulunamadı ve icabı düşünüldü. Madam serbestsiniz! Vive la liberte! Binasının sahibi bulunduğu Adliyeye polis arabasıyla getirilen Madam, oradan acaba Rolls Royce limuzini ile mi dönmüştür? Bu hususu öğrenemedim. Madam gerçekten ayıp etmiştir, vesikasız fahişe çalıştırmakla. Genelevlerde çalışan fahişelere verilen bu resmi vesikalar birer özgürlük bildirgesidir, temininde ihmal edilmemesi gerekirdi. Düzenin antentli travesti kağıdı
altında resmi mühür olan bu vesikada özetle ne yazıyor; TC vatandaşı bu kadının, yasalara uygun olarak vücudunu para ile satması uygun görülmüştür. Madam böyle bir berata sahip olmayan sermayeleri nasıl çalıştırabilir? Anayasaya aykırı olmaz mı bu? Madam’ın başka bir marifetini de gazetelerde okudunuz mu? Romanyalı yaşı küçük bir kız İstanbul’daki müftülüklerden birine gitmiş, ben Müslüman olacağım demiş, müftü efendide gereken töreni ve muameleyi yapmış, bir de Kur’an-ı kerim hediye etmiş. İki gün sonra Madam’ın evleri basıldığında, bu taze muhtedi de sermaye olarak yakalanmış mı? Pes doğrusu! Şu Madam yaman kadın. Hıristiyan olarak çalıştırtmıyor, önce Müslüman ediyor sonra satışa çıkartıyor.Anladınız mı bunun ne manaya geldiğini?

28 Eylül 1995′te koruması Mehmet Urhan’ı hedef alan bir saldırı da ağır şekilde yaralanan Manukyan, olayı şöyle anlatıyor; “O saldırı bana değil, korumam Mehmet Urhan’a karşı düzenlenmiş bir saldırı idi Mehmet benden iş isterken İstanbul Bankası’nda Özer Çiller’in kuryeliğini yaptığını söylemişti. Ama ben Mehmet’in düşmanı olacağını nereden tahmin edeyim. Yaralandıktan sonra beni acilen Şişli Etfal’e kaldırmışlar. Orada ilk müdahaleden sonra Florance Nightingale Hastanesi’ne kaldırıldım. Burada sol bacağımdan 7 kez ameliyat edildim. Şu anda bacağıma bir alet taktılar. Kemikler tekrar eski hale gelsin diye.”

Manukyan, gayrimenkulleri hakkında kendisine sorulan bir soruya da, Yalova Gazipaşa caddesi üzerinde 200′e yakın daire, 1993 yılında da Antalya ve Alanya’da 5 yıldızlı Bilion ve Elegans otellerini aldığını, Almanya’da ise 100 yataklı bir otel yaptırdığına dair cevap veriyordu. Gazeteci Okhan Şentürk’e, bu otel için 1 milyon dolarlık yatırım yaptığını belirtti. Manukyan, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde yaptırdığı fabrikanın tekstil, ambalaj ve emaye olmak üzere üç ayrı iş kolunda ihracat yapacağını travesti söylüyor.

Manukyan, Kıbrıs ve İstanbul’daki bazı yatırımları hakkında da şu bilgileri veriyor; “Feriköy’de yeni bir iş hanı yaptırıyorum. Avcılar’da da işhanı ve daire inşaatlarım sürüyor. Bunlar bir yıl içinde biter. Ayrıca, Şişli Adliyesi’nin altındaki dükkanlarımı kuyumcular çarşısına dönüştürmeyi planlıyorum. Kıbrıs’a gelince, Polat Holding’in Girne’de yaptırdığı villalardan 10′u bana ait. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile yakın dostluğum var. Her yılbaşında herkesten önce ondan tebrik kartı gelir. Kendisi sağolsun hastalığımda sürekli beni aradı. Yakınen ilgilendi.”Manukyan’ın iflastan kurtardığı üç iş adamı, Çin’de yaptırdıkları Manukyan’ın heykelini ünlü işkadınının evinin bahçesine dikti. Manukyan, bu konuda, iş adamlarının travesti ismini vermeyerek ibadet ve ticarette gizliliğin esas olduğunu belirtti. Manukyan’ın son mal varlığı şöyle; Yalova’da 200 daire, İstanbul’da 500 daire, 70 işhanı, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde bin dönüm arazi üzerine kurulu tekstil, ambalaj ve emaye fabrikası, Bir adet Rolls Royce marka otomobil, 4 adet son model BMW ve Mercedes marka otomobil, 1993 yılında aldığı Kalamış Yat Limanı’nda demirli 18 metre uzunluğunda Sang Harmony adlı bir yat, Girne’de 10 adet villa, Antalya ve Alanya’da 3 adet 5 yıldızlı otel, Sinema Sanatçısı Sezer Sezin’den 1993 yılında aldığı Büyükada’da bulunan bir köşk, Çeşitli vakıflara bağışladığı 70′in üzerinde daire, değeri trilyonları bulan çok sayıda mücevher ve ziynet eşyası.

Genelev patroniçesi Matild Manukyan, torunu Mark Çilingir’i 3 Mayıs 1999′da Hilton Oteli’nde düzenlenen travesti nikah töreniyle evlendirdi. Manukyan’ın rahatsızlığı sebebiyle katılamadığı nikah töreninde gelinin şahitliğini Silva Çizmeciyan, damatın şahitliğini ise Sezer Yılmaz yaptı.
Ankara travestileri, İstanbul travestileri, Travesti içinde ankara travestileri, istanbul travestileri, travesti etiketleriyle 15 Ağustos 2014 tarihinde demir tarafınadan gönderildi.
Yazı dolaşımı
← Travesti , bizleri savunmak oy kaybettirmiyor !
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ad *

E-posta *

İnternet sitesi

Yorum

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz:

Arama:
Kategoriler

Ankara travestileri
Bursa travestileri
Genel
İstanbul travestileri
İzmir travestileri
Travesti
Travesti Siteleri
Travestiler

Son Yazılar

Geçimini Fuhuşla Kazanan Kadının Hazin Sonu Travesti
Travesti , bizleri savunmak oy kaybettirmiyor !
Travesti , bir eşcinsel sinema başyapıtı …
travesti komşu istemem , bankam travesti müşteri kabul etmesin
Ağrı’da seçim öncesi travesti krizi yaşandı

Muhafazakar Parti’ye travesti eşcinsel başkan

Danimarka’da Muhafazakar Parti’nin yeni Genel Başkanı Sören Pape travesti ve eşcinsel olduğunu açıkladı.Danimarka’da, geçtiğimiz hafta istifa ettiğini açıklayan Muhafazakar Parti Genel Başkanı Lars Berfoed’in yerine genel başkan seçilen Sören Pape, eşcinsel olduğunu açıkladı.

Viborg Belediye Başkanı olan Sören Pape, parti başkanlığı görevine başlar başlamaz, eşcinsel olduğunu halkın kendisinden duyması gerektiğini belirterek “Ben eşcinselim ve eşcinsellik benim bir parçam” dedi.

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; eşcinsel olmasının kendi özel hayatı ile ilgili olduğunu belirten 42 yaşındaki politikacı “Eşcinsellik benim özel hayatım ve beni ilgilendirir. Başkalarını ilgilendiren bir durum değil. Ancak genel başkan seçildiğim için basın büromuza çok sayıda soru geldi ben de başkaları yazmadan kendim açıklamak istedim. Gazeteciler akıllı insanlardır, onlar nasıl olsa öğrenmiştir. Onun için kamuoyuna benim açıklama yapmam daha doğru olurdu” dedi.

Muhafazakar Parti yönetimi, 2012 yılında, eşcinsellere evlat edinme hakkı tanıyan yasa mecliste tartışılırken, parti grubunda anlaşma sağlanmadığı için tüm milletvekillerine oylama sırasında kendi kararlarını kendilerinin vermesini istemişti. Sören Pape, kendisinin de evlatlık olduğunu söyledi.

Mersin’de travesti Cansu’ya silahlı saldırı

page_mersinde-trans-cansuya-silahli-saldiri_531523820Mersin’de travesti birey Cansu, kimliği belirsiz kişilerce gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Yoğun bakıma alınan Cansu’nun hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.

Trans Cansu’nun geçtiğimiz ay da saldırıya uğramış ve 14 dikişle kurtulmuştu.

Eyüp Çakır imzası ve “Mersin’de silahlı transfobik saldırı: Faili nefret!” başlığıyla yayımlanan (29 Temmuz 2014) konuya ilişkin yazı şöyle:

Hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın travesti ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Geçtiğimiz sonbahardı. Adana’da kilisenin yanındaki alabildiğine salaş bir gey barda tanıştık Cansu’yla. LGBTİ hareketinden insanlarla yeni yeni tanışmamla birlikte travestilerle de daha çok temas ediyordum artık. Cansu da onlardan biriydi. Hem aktivist hem de bir travesti… Ortam tabiri caizse varoştu, “ka” değildi, kişiler de öyle. Başta garipsemiyor değildim açıkça söylemem gerekirse böyle ortamları. Jargonlarına dilim dönmüyordu ve anlamıyordum da. Alt kültür ortamına adapte olmaya çalıştığım zamanlardı yani. Evet, ben en ötekiydim travesti ama en ötekinin ötekisi insanlar vardı böyle ortamlarda…

Cansu’yla ilk tanıştığımda ağzından çıkan küfürlü ve esprili sözleriyle hayli eğlendirmişti bizi. Eğlenceli kişiliğini bara birlikte gittiğim Alican’ın evinde daha iyi tanımıştım. O gece Mersin’e gidemeyeceklerdi saatin geç olmasından ötürü ve Alican’da ağırlandılar. Sabaha kadar Çağla, Cansu ben ve Alican katıla katıla güldük Cansu’nun anlattıklarına. Oradan buradan istanbul travestileri alıyordu götürüyordu bizi alkolün de etkisiyle.

Geçen hafta da Mersin’e polislerin translara saldırısı ile ilgili basın açıklamasına gittiğimizde geri dönecektik akşam treniyle. Ama Cansu ikide bir bizi unutmadığını söylüyordu. O gün Alican’ın ev sahipliğinin hatrını belli ki unutmamıştı. “Olur mu ayol aaa! O kadar evinizde ağırladınız ailenle tanıştırdın, bu gece bende kalacaksınız” deyip eylemden sonra sahil kenarına çay içmeye götürdü. Yolda Mahmut abisini arayıp “Abicim sahile sandalye at birkaç tane, Adana’dan değerli misafirlerim var” dedi… Öyle de misafirperver işte. Yetmedi evinde bize bir sofra hazırladı o kadar yorgunluğun üstüne. Elimizi hiçbir işe vurdurtmadan “Olmaz ben misafirlerime hizmet ettirmem, ben hizmet ederim’’ deyip, arada da ikide bir vefa borcu varmış gibi “beni ağırladınız” diyordu…

Balkonda yemek yerken teravih namazına giden tanıdığı bir yaşlıca kadına seslendi “Teyze, bana da dua et!”

Lafı çok uzatmak istemiyorum neyse. Teyze dua etti mi bilmem ama şu an birçok insan dua ediyor senin için Cansu.

Cansu birkaç saat önce, gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Saldırganları bilmiyorum ama kim olduklarının şu an için bir önemi yok. Saldırganlar hep meçhul zaten! Olsa da bir şekilde yüce devletim sayesinde korunur hep… Zaten buldukları cesaret de devletten ötürü. Yine geçtiğimiz ay kandil bahanesiyle saldırıya uğramıştı Cansu ve 14 dikişle kurtulmuştu neyse ki. Şimdi şu saatlerde yaşamak için mücadele veriyor. Ve onun güçlü olduğuna inanmak istediğim için iyeleşeceğini biliyorum, aksini düşünmek dahi istemiyorum.

Transların, çoğunuzun bildiği şekilde “travesti”lerin yaşadıkları sıkıntılar hiç de az buz değil. Bir gey olarak geçtiğimiz haftalarda yaşadığım kötü hadiseye kadar hiçbir şey yaşamamışım diye düşünmüştüm. Ki hala öyle hiçbir şey yaşamamışım aslında. Ve şimdi yaşadıkça daha çok hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Ve evet hiçbirimiz hiçbir kötülük yaşamayalım istiyorum, her gün bir yerden kötü haber alır mıyım demek yerine dünyada güzelliklere dair şeyler duymak istiyorum. Arkada şu an John Lennon’ın “Imagine” şarkısı çalıyor. Ruh halime dokunduğu için dinliyorum şu an. Öyle bir dünya hayal ediyorum ki nefretsiz olsun! Yaşamak hem de insan gibi yaşamak lüks olmasın! İnsanların ve diğer canlıların katledilmediği, hür bir şekilde yaşadığı, iktidarsız, eşit yaşadığı bir dünya istiyorum. Çok zor olmasa gerek ha…

Ve son olarak hiçbir ahlak kanlı ellerinizi temizleyemez! Buna ister genel, ister toplum, ister töre, isterseniz de devrimci ahlak deyin. İnsanların ölümüne sebep olan bu ahlak anlayışınız yok olmadıkça hiçbiriniz ak pak değilsiniz. Ya hep birlikte kurtulacağız, ya da hepimiz yok olup gideceğiz bu bataklıkta

İhsanoğlu’ndan Travesti ve gay yorumu: Toplumun hassasiyetleri var!

Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu Travesti LGBTİ haklarına ilişkin, “Toplumumuz muhafazakâr bir toplum. Toplumun hassasiyetleri var” dedi.Hürriyet gazetesinden Cansu Çamlıbel’e konuşan Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu; homofobi ve LGBTİ haklarına dönük sorulara cevap vermekten yine kaçındı. “Toplumun hassasiyetleri”nden bahseden İhsanoğlu, “Bizim toplumumuz muhafazakâr bir toplum. Muhafazakâr toplumun hassasiyetlerini düşünmemiz lazım” dedi.

İhsanoğlu’nun “muhafazakâr toplumun hassasiyetleri”nin öldürdüğü LGBTİ’ler ve nefret cinayetlerine ilişkin ise herhangi bir projesi, vaadi ya da sözü bulunmuyor.

İhsanoğlu daha önce de homofobinin evrensel bir mesele olmadığını öne sürmüş, LGBTİ haklarını evrensel insan hakları içerisinde ele alan yaklaşımlardan itinayla uzak durmuştu. İhsanoğlu’nun verdiği son röportajın ilgili kısmı ise şöyle:

El Cezire’ye verdiğiniz bir mülakatta söylediğiniz ‘Homofobi evrensel bir mesele değildir’ lafı arşivlerde duruyor. LGBTİ bireylerin hakları ve toplumdaki konumlarıyla ilgili görüşünüz nedir?
Tabii bu çok hassas bir mesele. Bir taraftan bu insanların toplumda yer aramalarıyla ilgili insan hakları boyutu var, bir de toplumun hassasiyetleri var. Bu iki parametre arasında düşünüp ele almak lazım.

O denge nasıl bulunur? Toplumdaki homofobiyi aşacak formül nedir sizce?
Nedir homofobi?

LGBTİ bireylerini kabullenmeyen, hatta onları dışlayan aşırı yaklaşımı özetleyen bir kavram diyebiliriz.
İşte bu hassasiyetleri ele almamız lazım. Birdenbire sert bir şekilde bir tarafın üzerine gitmek doğru olmaz. Bir de şu var; bizim toplumumuz muhafazakâr bir toplum. Muhafazakâr toplumun hassasiyetlerini düşünmemiz lazım. Türkiye’de 76 milyon insanın değerlerine saygılı olmamız lazım. Bir taraftan bu şekilde davranan insanlar var ve kendi haklarını müdafaa ediyorlar.

Cinsel yönelimlerini özgürce tanımlamalarını hakları olarak görüyorsunuz o halde, öyle mi?
Bir taraftan buna karşı olan bir ekseriyet de var. Şimdi benim bunu böyle ayaküstü, hem de havaalanına yetişecek bir anda söylemem mümkün değil.

Gay travesti penguen kitabı çıktı ve dünyayı karıştırdı.

escinsel-penguen-kitabi-olay-yarattiSingapurlu yetkililer travesti eşcinsel karakterleri öne çıkaran iki kitabın kütüphanelerden kaldırılmasına karar verdi.BBC Türkçe’nin haberine göre, Bu karar ağırlıklı olarak muhafazakâr yapıya sahip ülkede eşcinsel hakları ile ilgili tartışmaları alevlendirdi.

İlgili Haberler ‘İklim değişikliği penguenleri tehdit ediyor’ Nintendo’dan eşcinsel oyun karakterine ret ‘Eşcinsel’ penguenler ayrıldı Devamı için tıklayın İlgili Konular Çevre / İklim, Yaşam Kaldırılan iki kitaptan Tango Makes Three (Tango Üç Yapar) gerçek bir hikâyeye dayanıyor.

Kitapta New York Hayvanat Bahçesi’nde aynı yumurtaya kuluçkaya yatan iki penguenin hikâyesi anlatılıyor.

ABD’de de tartışma yaratan bu kitap, Amerikan kütüphanelerinde raftan çıkarılması için şikâyetlere hedef olan kitaplar arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Singapur’da tepki toplayan ikinci kitap ise The White Swan Express (Beyaz Kuğu Ekspresi).

Kitap, Çin’de evlat edinmeye çalışanları konu alıyor; bu kişiler arasında evli olmayan bir anne ve lezbiyen bir çift bulunuyor.

Kitaplar yerel bir kütüphanenin içerikle ilgili kaygılarını Ulusal Kütüphane Birliği’ne iletmesinin ardından alınan kararla kütüphanelerden kaldırıldı.

BEŞ BİN İMZA TOPLANDI

Ulusal Kütüphane Birliği, çocukların erişimi olan kitaplar söz konusu olduğunda ‘aile kurumunu korumak ve bu travesti konularda daha ihtiyatlı davranmak’ kaygısıyla hareket ettiklerini söylüyor.

Kitapların kütüphanede yerini tekrar alması için şu ana kadar yaklaşık beş bin imza toplandı.

travesti Eşcinsel ilişki Singapur’da yasak. Eşcinsel hakları savunucuları bu yasağın anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yasal girişim başlattı.

Hükümet ise fiilen uygulanmayacağını vurguladığı yasağın, toplumun genel değerlerini yansıttığı için mevzuata aykırı olmadığını savunuyor.

Geçtiğimiz ay ülkede düzenlenen ‘Pembe Nokta’ eşcinsel onur yürüyüşüne muhafazakâr kesim tepki gösterdi.

Travesti propaganda” hukuk yazarı Almanya’da konuşdu

Yelena Mizulina, Rusya’da ” travesti propaganda” karşı ülke çapında hukuk yazarı, bu Cumartesi Leipzig, Almanya’da bir konferansta Rusya ve Fransa’dan diğer anti-eşcinsel savunucuları katılmak için ayarlanır.

“Ailenin Geleceği İçin” başlıklı konferans, Fransız-Rus think tank Moskova, Paris ve New York merkezli Institut de la Démocratie et de la işbirliği ile işbirliği içinde sağcı komplo dergisi Compact tarafından organize edilmektedir. Zaten Fransa’da Mizulina ile bir kongre düzenledi ve eşcinsel evliliğe karşı ulusal hareketini destekledi, manif Sundu dökün.

Béatrice Bourges, sonradan çünkü onun şiddet söylemi grup atıldım “manif”-hareketin en etkili sözcülerinden biri, aynı zamanda diğer anti-gay ve İslamofobik hoparlörler arasında Almanya’da konuşmak için ayarlanır.

travesti ve eşcinsellere savunma sözü

Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, İstanbul’da KA.DER’in düzenlediği bir toplantıda kadın örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geldi.
Kadın örgütlerinin sorularını yanıtlayan Demirtaş; kadın aday çıkaramadıkları için özeleştiri verdi. Kadın cinayetlerine ilişkin, “Öldürülen kadının tabutunu cumhurbaşkanı da omuzlamalı. Bizatihi erkeğe, aşirete, aileye yerinde mesaj vermeli. Doğusu, batısı yok. Kürtlük ve Türklükle ilgili değil. Erkek egemen sistem ile ilgili” travesti dedi.
“Kürtaj kadının kararıdır”
Demirtaş’ın kürtaj sorusuna cevabı ise şöyleydi: “Kadın bedeni üzerinde kimsenin tasarruf hakkı yok. Devletin bunu tartışması bile utanç verici. Bu kadının birey olarak vereceği bir karardır. Ne kocanın ne de Başbakan’ın elindedir.”
“Amasız insan haklarını savunuyoruz”
travesti ’lerin hakları ve seks işçilerine dönük saldırılara ilişkin ise Demirtaş, “İnsan hakları ’amasız ancaksız’ hayata geçirildiği oranda insan haklarıdır. Kişilerin cinsel kimlikleri, cinsel yönelimleri insan haklarında kriter değildir. LGBTİ’ler de dahil olmak üzere herkes toplum içerisinde insanca yaşamalıdır, yeni yaşam belgemizin ilkesi de budur. ’Ama’ dediğiniz zaman insan hakkı ortada kalmaz. Bütün ayrımcılığı uğrayan kimliklerde dik durmak gerekiyor” dedi.
“Risk almadan toplumsal dönüşüm olmaz”
Bu tutumlarının siyasi bir risk olup olmadığına ilişkin ise Demirtaş’ın cevabı, “Evet risktir. Biz bugüne kadar hangi siyasi projemizde risk almadık ki. Ötekileştirilmiş kimlikleri karşımıza alsaydık, biz de iktidara travesti yürüyebilirdik. Kadın özgürlüğünü savunurken, Kürtlerin, Ermenilerin haklarını savunurken de siyasi risk almış oluyorum. Ancak risk almadan toplumsal dönüşüm yaşanamaz ki” şeklinde oldu.
Demirtaş’tan önce KA.DER toplantısına katılan diğer Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ise, travesti ve eşcinsel sorusunu geçiştirmiş; kürtaja ilişkin “Verilen canı insanın alma hakkı var mıdır” demişti. Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan ise KA.DER’in davetine henüz yanıt vermedi. (ajanslar)

travesti ve trans cinayetlerine karşı eylem

travestilerArtan travesti ve trans cinayetleri 26 Temmuz Cumartesi İskenderun’da protesto edilecek.İskenderun Özgürlüğün Renkleri LGBTİ ve feministler artan kadın ve trans cinayetlerine karşı eylem düzenliyor.

“Kadın katliamı var, Meclis olağanüstü toplansın” kampanyası kapsamında yapılacak eylemde; Mersin’de yaşanan transfobik polis saldırısı ve seks işçisi kadınlara dönük şiddet de protesto edilecek.

Eylem yarın (26 Temmuz Cumartesi günü) saat 16.00’da Paç Parkı’nda başlayacak. Protestoya İskenderun’daki sivil toplum kuruluşları da katılacak.

Etkinliğin duyurusuna şuradan ulaşılabilir.