İzmir LGBTİ: Travesti Seks işçisi yalnız değildir!

Mersin’deki transfobik polis saldırısına bir tepki de İzmir’den geldi. İzmir Travesti LGBTİ İnisiyatifi, “Seks işçisi yalnız değildir” dedi.
İzmir LGBTİ İnisiyatifi Mersin’deki transfobik polis saldırısını ve seks işçilerine dönük şiddeti Alsancak’ta bir yürüyüşle protesto etti.

“Seks işçisi yalnız değildir” pankartının açıldığı eylemde, “Nefret öldürür” dövizleri taşındı. Basın açıklamasında, “Tüm bu saldırıların faili devlet ve toplumdur” denildi.

Basın açıklamasının tam metni ise şöyle:
“Son bir kaç ay içerisinde ’fuhuş ve uyuşturucuya’ karşı eylemler adı altında seks işçilerine özellikle trans seks işçilerine karşı şiddet giderek artmaktadır. Sistematik polis terörü de şiddetini arttırmaktadır. Bunun en son örneklerini bu hafta içerisinde İstanbul, İzmir ve Mersin’de yaşadık.

“İstanbul’da mahalle çeteleri tarafından seks işçilerine yönelik devam eden dışlama, yıpratma ve şiddeti tekrar yaşandı. Onursuz insanların seks işçilerini sokak ortasında döverek, seks işçilerini kurtardığı düşüncesiyle yaptığı ilk olay değildir. Biz biliyoruz ki oruspufobinin sağı solu olmaz tıpkı milleti olmadığı gibi…

“Saldırıların faili devlet ve toplumdur!”
“Mersin’de akşam saatlerinde Mersin 7 Renk aktivistlerinin de aralarında bulunduğu yedi trans arkadaşımıza polis tarafından Kabahatler Kanunu bahane gösterilerek şiddet uygulanmıştır. Trans arkadaşlarımızın gözlerine direk olarak biber gazı sıkılmış ve karakolda işkence devam edilmiştir. Tüm bu olaylar sonucunda karakolda tutanak tutulmamıştır ve olay ört pas edilmeye çalışılmıştır. İzmir Alsancak’ta trans seks işçilerinin yoğun çalıştığı Azra Has Sokağı’nda ise polis sistematik olarak varlığını göstermeye çalışıyor. Bazen para cezası ile bazen de şiddetiyle…

“Yaşanılan tüm bu olaylar seks işçilerine yönelik yıpratma politikasıdır. Adana’da Adana Queer aktivistlerine yapılan saldırı, LGBTİ’lere yönelik nefret söylemleri ve LGBTİ bireylerin intiharları, giderek artaran kadın ve trans cinayetleri ve duymadığımız onlarca nefret olayları homofobi ve transfobinin şiddetinin artırdığının göstergesidir. Bu saldırılara karşı herkesin homofobi ve transfobiye karşı ortak tavır sergilemesini istiyoruz. Çünkü tüm bu saldırıların faili devlettir, toplumdur.”

Travesti Eşcinsel kasiyerden Obama’yı şaşırtan cevap

ABD Başkanı Barack Obama ile Teksas’ta uğradığı bir restoranda çalışan Travesti kasiyer arasında ilginç bir diyalog yaşandı.Obama, geçen perşembe günü Gizli Servis ajanlarıyla birlikte uğradığı restoranda 300 dolarlık yemek yedi. Ödemeyi yaptıktan sonra Obama’yla konuşma fırsatını kaçırmak istemeyen 32 yaşındaki kasiyer Daniel Rugg Webb, “Travesti ve Eşcinseller için eşit haklar istiyoruz!” diye bağırdı. Bunun üzerine Obama kendisine “Eşcinsel misiniz?” diye sorunca Webb’in “Sadece yatakta” cevabıyla ABD Başkanı önce güldü, ardından da duraksadı.

Çevredeki çocukları fark eden Obama, “Çocukların önünde konuşmayalım” diyerek sohbeti burada kesti. Daha sonra restorandaki herkese karşı esirgemediği samimi tavrını Webb’e de gösteren Obama, aynı zamanda komedyen ve müzisyen de olduğunu söyleyen kasiyerle yumruklarını tokuşturarak restorandan neşe içinde ayrıldı.

Toplum ve Travestiler

Toplum travesti ve transseksüellik konusunda oldukca dürüst bir yaklaşımda bulunur. Genellikle bu cinsiyet seçimi
yapan insanlardan nefret ederler bu ön yargı sebebidir. Tabi bu ön yargılar degişebilir saç uzatan birine karı gibi
saç uzatıyorsun demek saçı uzun olan birinin küpe takan birine karı gibi küpe takıyorsun demek gibi çelişkili bir
durum , çünkü insanlar ne olduguna inanıyorsa karşı tarafı ona göre degerlendiriyor ,ankara travestileri saçını uzatan bir insan
kendini erkek gibi gördügü için saç uzatan başka insana bu denli yaklaşımda asla bulunmaz veya küpe takan bir
erkek kendini erkek gibi gördügü ve erkek olduguna inandıgı için küpe takan bir insana bu denli yaklaşımda bulunmaz
bu yüzden halk içerisinde çok tepki toplar istanbul travesti ve transseksüeller , farklılıkları toplum tarafından kabullenilmez
marjinal bir toplum degiliz veya farklı olanı ne olsun oda insan diyerek aramızda barındırmıyoruz bir erkek cinsiyetini
degiştirmişse bunu karşı taraf çok farklı yorumlar bazıları ise hiç olmayan hikayeler anlatır , agır abilermiş sonra bir gün
tecavüz etmişler bu duruma düşmüşler gibi hikayeler halk kabullenmek istemez ama bu konuda çokda fazla fikire sahipmiş gibi
konuşup durur çünkü böyle bir milletiz aman be onların bilgisi mi var gel ben sana anlatıyım der gibi bir çok yalan fikri
insanların beynine depolayıp dururlar , travestiler insan keser gibi hikayeler buda gelecek nesilde transfobik düşünceler
uyandırır ve bu birey artık şöyle düşünür ; Bu beni kesmeden ben onu keseyim , bu çok yanlış bir düşünce olsada büyükleri
tarafından toplum tarafından böyle verildigi için o birey hakkında pek bir degişiklik söz konusu degildir. Çünkü ona böyle
sunuldu ve güvendikleri tarafından sunuldu güvendikleri hala aynı fikirdeyken o çocugun fikri asla degişmez.

Travesti , Okyanus ’ un cinsiyet kimliğine itibar ediyoruz

“Her gün kafamıza vurduğunuz ‘normal’ – ‘anormal’ travesti ikiliğiyle bizde temiz bir parçayı öldürmektesiniz” diyen örgütlerin açıklamasının tamamı şöyle:

Ne boka yaradı normal olmak?

02 Temmuz 2014 öğle saatlerinde, Okyanus Efe Özyavuz adlı bir trans erkek hayatına son verdi. 17 yaşında başarılı bir sporcu olan Okyanus, sosyal medya hesabında intiharının ardındaki sebebe işaret ediyordu: “Ne boka yaradı normal olmak?”

Okyanus’u bir tek sözünden anlayan yüzlerce trans birey olarak size Okyanus’un neden öldüğünü açıklamak istiyoruz: Gözünüzü kapatın ve hayal edin… Sabah, kendinizi ait hissettiğiniz cinsiyete uymayan bir bedenle uyandığınızı hayal edin. Bir kıyafet gibi parçalayıp atamadığınızı, o tenle, o tene bakıp size ona göre davranan insanların gözleriyle, sözleriyle, tacizkâr öğütleriyle boğulduğunuzu hayal edin!

Kimsenin gerçekten kim olduğunuzu görmediğini, anlamadığını hayal edin… Herkesin sizi o ten size uymuyor diye ittiğini, yadırgadığını, gittikçe içinize gömüldüğünüzü hayal edin! Dayanamıyor musunuz? Değişin? Sonsuza kadar kendinize yalan söylemek veya dünyayı karşınıza almak arasında seçim yapın. Her şeye karşı gelip, “anormal” olarak fişlenmeye boyun eğip kendiniz olabilmek için değişin… Yine de ömrünüzce “normal” kabul edilmemeye katlanmayı hayal edin…

Okyanus’un cinsiyet kimliğine itibar ediyoruz

Şu an bizi bir parça olsun anlasanız bile, bu haberi farklı bir isimle yayınlayacağınızı biliyoruz ve ısrarla “Okyanus” diyoruz. Onun giyimi ve seçtiği ismiyle ifade ettiği erkek kimliğine, devletin doğumda bacak aramıza bakarak tahsis ettiği kadın kimliğinden daha fazla itibar ediyoruz. Ve itham ediyoruz! Okyanus’u siz öldürdünüz, gazeteci, anne, baba, öğretmen, ağabey, abla, sevgili olan siz! Koşulsuz sevmeyi bilmeyen siz, her gün bize kafamıza vurduğunuz “normal” – “anormal” ikiliğiyle bizde temiz bir parçayı öldürmektesiniz.

Biz trans bireyler her gün, her an; sizlere rağmen yaşıyoruz. Tümüyle kurgu olan, kimsenin sığamadığı, o yere batası “normal”i korumak için; aile, toplum, devlet baskısı ile bizi sindirmeye çalışıyorsunuz. Sinmiyoruz! Varoluşumuz için özür dilemeyeceğiz! Bizi yok sayıyor, tuvaletlerden meslek okullarına kadar her şeyi kendi “normal”inize göre düzenleyip ağır ayrımcılıklar yaşamamıza yol açıyorsunuz. Yine de var olmaya devam ettiğimizde veya temel insan haklarımız için itiraz ettiğimizde her tür şiddetle, ölümle ve/veya intiharla bizi sınıyor, yok etmeye çalışıyorsunuz. Bitmeyeceğiz!

Faili devlet, faili toplum, faili “normal!”

Yeni Nefret Suçları Yasası’na LGBTİ’lerle ilgili maddeler eklemeyerek; devletin, şiddet tehlikesi altındayken bile bizleri görmezden gelmesi; bu ülkede trans bireylerin yaşam hakkına kastedildiği anlamına gelmektedir. Devletin; polisi, öğretmeni, doktoru, kanunu, yönetmeliği vasıtasıyla yol açtığı, yaşadığımız her türlü ayrımcılığın gerçekleşmesinde pay sahibi olması; barınma, eğitim, istihdam gibi temel haklarımıza sık sık sırf cinsiyet kimliğimiz nedeniyle erişmemizin engellenmesi; bu cinayetlerin ve intiharların zeminini oluşturan nedenlerden sadece bir kaçıdır. Duyuruyoruz: Faili devlet, faili toplum, faili “normal!”

Tertemiz bir parçamızı daha öldürdünüz; ama işte buradayız! Sessiz kalmayacağız! Örgütlenerek, dayanışarak, omuz omuza vererek karşınızda dimdik duruyoruz! Yok saymanız, görmezden gelmeniz, şiddetiniz hatta ölüme sürükleyişleriniz dahi bunu değiştiremeyecek. Kafanızı başka yere çevirseniz de yine bizi göreceksiniz. Alışın, varız, buradayız, gitmiyoruz!

Travesti siteleri ve biz

Travesti sitesi aslında bir travesti arkadaşla buluşma sitesidir.Bu gibi sitelerden çevrenizde oturan travestilere ulaşabilir ,
onlarla iletişime geçebilirsiniz. Bu tip siteler insanların ön yargısını ezip geçmek ve travestilerin rahatca sosyalleşe
bilmesi için vardır. Tabi ki travestilere özel degildir bu tip sitelerde homoseksüel bireylerde bulunur , sitelerden travesti
telefon numaralarını veya adreslerini alarak iletişime geçilir ve arkadaşlık kurulur günümüzde daha çok seks işcisi olan
travestiler ile belirli bir ücret karşılıgında ilişkiye girilebilir bu tip siteler bunun aracılıgını yapar ve gizliliginizi
daima korur güvenilir sitelerdir.

İnsanların duyarlılıgını ve kendini keşfetme sürecini daha çok hızlandıran böyle bir çok yapı bulunmaktadır. LGBTI kuruluşunda
bulunan ve travesti olmayan bir çok erkekde vardır onları tanımak isteyen kişiler aslında içlerine girdikce nasıl bir ortam oldugunun
nasıl bir ailevi dayanışmanın kuruldugunun farkına rahatca varabilir ve onlara karşı besledigi transfobik düşünceleri eleye bilir
böylece toplumda travestiler için hukuki haklar saglanabilir ve sosyal ortamlar kurulabilir neden bir travesti bir çocugu sevmesin ?
Avrupa ülkelerinde travestiler için yapılmış cafeler , restorantlar , oteller bulunmaktadır , aynı zamanda bu ticari mekanlar
travestilerle beraber halkada açıktır. Böylece insanların cinsel kararını degiştiren bireylere karşı olan tutumunu en az seviyeye
indirgeyerekten onlara karşı olan bakış açısını degiştirmekte yararlı olmaktadır.

Ülkemizde hiç bir ticari kuruluş bulunmamaktadır , fakat gelişmekte olan bir ülke oldugumuzdan dolayı böyle ticari kurul ve kuruluşların
açılmayacagı söz konusu degildir , nüfus olarak 1.000.000 ‘ u geçik travesti ve transseksüel vatandaşımız bulunmaktadır ve bu sayıların
devlet tarafından göz önünde bulundurulması travestiler için hukuki hakların saglanması gerekmekte oldugu bilakis ortadadır.

Travesti , eşcinsel imam kafasındaki soruları nasıl aştı ?

Avustralya’da Müslüman LGBTİ’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti , interseks) oluşturduğu MARHABA adlı grup, anaakım İslam alimlerinin heteroseksist söylemlerinin dışında, kapsayıcı bir din anlayışını savunuyor.

Dün yayınladığımız “Müslüman LGBTİ’lere MARHABA” haberinin ardından pek çok kişi İslam ve LGBTİ’lerin asla bir arada düşünülemeyeceğine dair yorumlar yapsa da kendini Müslüman olarak tanımlayan LGBTİ’lerin kendilerini ifade edebilecekleri bir alan yaratabilmesi oldukça önemli.

Şimdi söz, MARHABA’nın cinselliği ile inancını ayrı gayrı düşünmek zorunda olmadığını söyleyen eşcinsel imamında.

Eşcinsel bir imam olarak, İslam’a dair kafanızdaki soru işaretlerini nasıl aştınız?
İslam çalışmalarımın başında, gey bir imam olmayı geçtim, gey ve imam kelimelerinin aynı cümle içinde geçebileceğine dahi ihtimal vermiyordum. Eşcinsel bir imam olarak, hem kendi içimde, hem de dışarıda pek çok zorlukla karşılaştım, bunlar hâlâ devam ediyor. Ancak İslam bilgimi genişlettikçe kendimi kabul etmeyi öğrendim. Böylece Allah’la ilişkimin daha da güçlendiğini fark ettim. İnsanlar Allah adına acımasız laflar ediyorlar. Pek çok insan, cinsellikleri ile İslam’ı bağdaştırma konusunda sıkıntı yaşıyor. Ben anahtarın eğitim olduğuna inanıyorum. Daha fazla çalışıp analitik olmayı öğrendikçe, eleştirel düşünce geliştirdikçe Müslümanlığım ve cinselliğim birbirleriyle barıştı. Cahildim ve İslam’ın benim böylesi sıkıntılar çekmemi istemediğini anlayamadığım için acı çekiyordum.

Pek çok Müslüman, eşcinselliğin İslam’da çok büyük bir günah olduğunu düşünüyor ve Müslüman LGBTİ’lerin yaşadığı zorlukları tartışmaktan bile imtina ediyor. Siz LGBTİ’lerin İslam’daki yerini nasıl yorumluyorsunuz?
Herhangi bir kişiyi İslam adına dışlamayı haklı çıkarmaya çalışanlar, İslam’ın temelinde Allah yoluna davet felsefesi olduğundan habersizler. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.a.v.) “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” demiştir. Hz. Muhammed (S.a.v.) 23 yıl boyunca peygamberdi. Yalnızca bu süre zarfında tüm Arap Yarımadası’nı Müslümanlaştırdı. Bazı kaynaklar veda hutbesinde 100 bin kişi olduğunu söyler. Bu da kapsayıcı bir İslam anlayışını hayata koyması ve günahkârlara bile Allah’tan ümidi kesmemelerini öğütlemesiyle mümkün olmuştur. Allah’la ilişkimizi güçlendiren ve yaratılanlarla barış içinde olmamızı sağlayan kapsayıcı bir İslam anlayışından uzaklaştığımız için bugün bu hale geldik diye düşünüyorum. Hristiyanlara, Yahudilere ya da inançsızlara düşman olmayan böylesi bir İslam’da LGBTİ’ler dâhil tüm Müslümanlara yer var.

Pek çok İslam âlimi İslam’da LGBTİ’lere yer olduğunu savunan yaklaşımları şiddetle kınıyor ve ilerici Müslümanları “gerçek İslam” dedikleri şeyden kopmakla suçluyor. Sizce anaakım, heteroseksist İslam anlayışını benimseyen Müslümanlar, LGBTİ Müslümanları tehdit olarak algılamaktan nasıl vazgeçecek?
Her âlimin sözleri, Hz. Muhammed’in (S.a.v) sözleriyle tartılmalıdır. Aklıma Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman olan birini bunu korkudan yaptığını düşündüğü için kılıçla öldüren bir sahabenin hikâyesi geliyor. Hz. Muhammed (S.a.v.) bu sahabeye “nereden biliyorsun?” diye sormuş, “göğsünü samimiyetini görmek için mi yardın?” Pek çok sözde âlim, sanki kendi haklarıymış gibi, kolayca ve hemencecik, insanları İslam’ın dışına itiveriyor. Farklı düşüncelerin olması iyi bir şeydir ama aşırıcılık da eğitim ve reformla aşılabilir. Reform, İslam tarihinin her zaman bir parçası olageldi, dolayısıyla Müslüman LGBTİ’ler bir tehdit olarak görülmemeli.

İslamofobi’nin yaygın olduğu pek çok Batı ülkesinde çifte ayrımcılık yaşayan Müslüman LGBTİ’ler cinsellik ve maneviyat arasında bir köprü kurma potansiyeli taşıyorlar mı sizce?
İflah olmaz bir iyimser olarak Müslüman LGBTİ’lerin cinsellik ve maneviyat arasında bir köprü kurma potansiyeli olduğuna yürekten inanıyorum. Bunun için dünyanın farklı yerlerinden çeşitli alanlar oluşmaya başladı zaten. Gey ve imam kelimelerinin aynı cümle içinde geçebileceğini düşünebiliyoruz artık. Önyargılar çok fazla, pek çok kişi haklı olarak hâlâ gizli kalmayı tercih ediyor. Yine de Paris’te, Kanada’da eşcinsel dostu camiler açılıyor. Güney Afrika’dan, ABD’den, İngiltere’den eşcinsel imamlar seslerini duyurmaya çağırıyor. Aralarında MARHABA’nın da olduğu pek çok örgüt “başka bir İslam mümkün” diyor.

ALINTIDIR BİANET…

Travesti cinayetinde 16 yıl hapis talebi

Beyoğlu’nda işlenen travesti cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Savcılık şüpheli hakkında müebbet hapis yerine 16 yıla kadar hapis talep etti. Beyoğlu’nda işlenen travesti cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Cinayeti işlediği iddia edilen şüphelinin 18 yaşından küçük olması nedeniyle savcılık şüpheli hakkında müebbet hapis yerine 16 yıla kadar hapis talep etti.

Beyoğlu’nda 22 Nisan gecesi meydana gelen olayda bir travesti vurularak öldürülmüş bir travesti ise açılan ateş sonucu yaralanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Büro Amirliği’nde görevli savcı Nurten Altınok tarafından hazırlanan iddianamede, 17 yaşındaki H.T.ye şüpheli olarak yer aldı. H.T.’nin arkadaşı T.M. ile eğlenmek için Beyoğlu’na gittiği anlatıldı. İki arkadaşın bayan zannederek birlikte olmak için kişi başı 50 TL karşılığı anlaştıkları ve balo sokakta gittikleri evde “Çağla” ve “Esmer” adlarını kullanan kişilerin travesti olduklarını anlayarak tartıştıkları belirtildi. Şüpheli “H.T.’nin Çağla’nın travesti olmasını ileri sürerek parasını geri istediği anlatılan iddianamede Çağla’nın parayı vermemesi üzerine H.T.’nin üzerinde taşıdığı tabancayı çekerek, önce salon kısmında yatan üçüncü travesti “Nalan” isimli M. K.’ya ardından da Çağla isimli İ. Ö.’ye (25) ateş ettiği anlatıldı. Açılan ateş soncu Çağla isimli İ. Ö.nün hayatını kaybettiği hatırlatılan iddianamede olaydan iki gün sonra yakalanan H.T nin üzerinde olayda kullanılmayan başka bir ruhsatsız tabanca bulunduğu belirtildi. İddianamede, H.T.’nin olayda kullandığı silahı ise oturdukları villanın karşısında bulunan komşularına ait villanın bahçesine gömdüğü belirtildi.

İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede H.T’nin “Kasten adam öldürme” suçundan müebbet hapis, “Kasten adam yaralama” ve “Ruhsatsız silah taşıma” suçlarından da 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile yargılanması gerektiği ifade edildi. İddianamedesuç tarihinde 18 yaşın altında olduğu hatırlatılan H.T. hakkında 10 yıl 6 aydan 16 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Siz ve Travesti

Tarihsel hareketin bir parçasıdır travesti aslında bu konu. Lambdaistanbul, Kaos GL, Pembe Hayat, Bursa Gökkuşağı ve en sonunda da 2009 yılında İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin fesih davaları. Medeni kanunun 56. maddesine dayanmakta. 56. madde de ‘Açılacak derneklerin kanuna ve ahlaka aykırı olmaması’ hükmünü içermekte. Bu derneklerin hepsi gey, biseksüel, transseksüel ve şimdi de interseksi de kapsıyor. Şimdiye kadar mevzuatın bir bütününde bununla ilgili bir kanun yok. Bir taraftan da LGBT’liler var. Bu kanunun uygulayıcılarının yaşam tarzlarına aykırı bir şey.
Bununla ilgili bir derneğin açılacağını tahmin edemediler. Duymuşlar ama bu insanlar onlar için yeraltında kalan insanlar. Görünür olmayan insanlar bir anda ortaya çıkıyor ve kendilerini gey, biseksüel, trans olarak örgütlemeye çalışıp dernek kuruyorlar. Devlet şaşırıyor. Bunun karşısında refleks gerçekleştiriyorlar. Medeni kanunun 56. maddesine dayanarak sizin varlığınız kanun aykırı diyor. Ama dernek kuramazsınız diye bir kanun da yok. İşte kimlik mücadelesi hak mücadelesi vermeye çalışan insanlar var.

‘Lezbiyen, gey ne demek?’

Böyle bir refleksten dolayı İl Dernekler Müdürlükleri LGBT derneklerinin kurulması taleplerini aldıklarında çok şaşırdılar. “Önce derneklerle ilgili düzenleme yapın” dediler. “Lambda Türkçe değil. Lezbiyen, gey falan ne demek? Bunların açıklamasını yapın” dediler. “Türkçe karşılığını bulun” dediler. Sonra anayasanın 41. maddesine aykırı dediler. “Türk aile yapısına aykırı” dediler 41. maddeye dayanarak. Sonrasında “Atatürk İlke ve İnkılaplarına, Atatürk gençliğine” aykırı dediler. Dderneklerin feshi için İl Dernek Müdürlükleri savcılıklara başvuruyor. Kaos GL, Pembe Hayat Ankara, Gökkuşağı Bursa dernekleri için. Savcı inceliyor. Her üç dernek için savcılar bu derneklerin ahlaka aykırı olmadıklarını söylüyor. 2005’lerdeki AB uyum yasalarının çıktığı döneme denk gelir.
O güne kadar Türkiye’de olmayan gelişmeler yaşandı. Savcılar dönemsel gelişmelere göre kapatılma-fesih taleplerini reddetti. Sıkıntı yok dediler. Dernekleştiler.

“Lambdaistanbul içinse 2006 yılında durum farklı oldu. Mayıs 2006 yılında İstanbul Valiliği’ne dernek kurulması için başvuruda bulunuldu. Lambda’nın Türkçe olmadığı, ‘gey, lezbiyen nedir konusunda açıklama yapın’ dediler. Arkadaşlar da açıklamaları tüzükte belirterek verdiler. Valilik ikna olmadı. Yine aynı bahanelerle savcılığa fesih konusunda talepte bulundu. Savcı talepleri reddetti. İl Dernekler Müdürlüğü savcının kararına itiraz etti. İtiraz, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne götürüldü. 5. Ağır Ceza Mahkemesi itirazı inceleyerek, davanın açılması gerektiğine karar verdi. Takipsizlik kararı veren savcı Lambda’nın feshi için davayı açmak zorunda kaldı.

2008 yılında fesih kararı verildi

“2007 yılında Beyoğlu 3. Asliyede yargılama başladı. 2010’a kadar devam etti. Süreç sancılı geçti. Dernekleşiyorsun ama bir anda feshedilebiliyorsun. Derneğin malları pek yok ama her şey devredilebilir. Dernek olarak Onur Haftası, etkinlikler, sokağa çıkma etkinlikleri yapıldı. Bir engel yok ama feshedilme durumu vardı. Mahkeme en nihayetinde 2008’in mayıs ayında aleyhte bir durum olmamasına rağmen feshedilme konusunda karar verdi.

“ Hakim ahlaka aykırılığın ne olduğu, kendince eşcinselliğin ne olduğu, Türk aile yapısının ne olduğu, kadın erkek eşitliğinin ne olduğu, anayasanın 10. maddesine göre düzenlenen kadın erkek eşitliğinin ne olduğu, farklı cinsel kimlik ve yönelimin belirtilmesi, kadın ve erkek cinsiyeti üzerinden belirlendiğinden dolayı, ataerkil toplum yapısı vs. kendi önyargısı, hatta bununla yetinmeyerek, AİHM 8. maddesi ile ilgili ne madde varsa aleyhte yorumladı. Bütün bu yasalar rejimin aleyhinde olmamak üzere kanunla sınırlanıyor. Ama hakim sanki rejimi tehlikeye sokacak bir dernekmiş gibi yorumladı ve derneğin feshine karar verdi.

‘Fesih kararı LBGTİ’yi yer altına itmeye çalışmaktı’

“Fesih kararıyla aslında yapmaya çalıştıkları şey LGBT Hareketi’ni yer altına itmeye çalışmaktı. Bu kararlar tam tersi büyük bir ivme kazandı. LGBT bireylerin değil tüm insan hakları alanında çalışan derneklerin, vakıfların hatta Avrupa parlamenterlerine kadar birçok siyasal kuruma herkesin tepkisi oldu. Bu tepkiyle birlikte bir hafta on gün boyunca dünya çapında gündem oluştu. Bu da tam 2007 seçimleri dönemiydi. Hareketlilik kazandı. Dernek kapatılıyor ama kapatılmayla birlikte büyük bir reklam oldu. Hakim fesih kararı vermeseydi kimse neyin ne olduğunu bilmeden her şey kapanacaktı.

Ama fesih kararı ile birlikte ciddi bir örgütlenmeye giriştik. Medya ile falan büyük bir tepki oluştu. Nihayetinde gerekçeli karar yazıldı ve bize tebliğ edildi. Biz de Yargıtay’a götürdük hatta duruşma yapılmasını talep ettik. Ankara’ya gittik bizler de. Büyük bir kitle Yargıtay’a geldi. Biz de içeri girdik. Geniş güvenlik önlemi aldılar. Savunmalarımızı yaptık. Dışarıda bekleyen kitle de Kızılay’da eylem yaptı. En nihayetinde Yargıtay derneğin fesih kararını bozdu.

“Bizim söylediğimiz, anayasanın 10. maddesine aykırı, 14. maddeye aykırı falan hepsini dile getirdik. Yargıtay öbür taraftan da dernekler bugüne kadar böyle bir şey yapıyor olabilirler, bir araya gelip amaçlar oluşturup bu amaçlar için bir araya geliyorlar olma ihtimali toplumun yapısına sirayet edip insanları gey, trans vs. durumlara özendirirse derneklerin feshi olabilir dedi. Daha önce saydıkları birçok şeyi bu ifadesiyle tersyüz etti. LGBT olma hali teşvik edici bir şey değil. Ama onlar büyük ihtimal bunu öyle düşündükleri için öyle bir kanaate vardılar.

“Yargıtay’ın bu kararı üzerine biz de karar düzeltmeye gittik. Karar düzeltmede ise taleplerimiz reddedildi. Yargıtay’ın bu cümlesinden dolayı, çünkü bu önemli bir tehlike arz etmekte. Sonuçta LGBT’ler kimlik mücadelesinden dolayı sokaklarda eylemler yapıyorlar. Her sokağa çıkma aleyhte bir durum oluşturabilir. Onların düşüncesine göre derneği kapatma vesilesi olabilir. Biz de bunu AİHM’e taşıdık. Şimdiye kadar bir şey çıkmadı. Ne derneğin bir savunma yaptığına dair bir şey geldi, ne de işleme alındığına dair bir şey yok ortada. Kısacası LGBT derneklerinin kanunlara aykırı olması sebebi büyük bir handikap oluşturuyor. Lambdaistanbul’un bu kararından sonra 2009 yılında Siyah Pembe Üçgen Derneği ile ilgili aynı sürece girildi. Valilik dernek feshi için kapatma talebinde bulundu ve savcı kabul etti. Ama oradaki yerel mahkemede süreç devam ederken Lambdaistanbul’un kararını örnek göstererek davanın reddini talep ettik ve bu da kabul edildi. Siyah Pembe Üçgen önünde bir engel kalmadı. SPoD , İstanbul LGBT Dayanışma Derneği, Ankara’da Kırmızı Şemsiye Derneği, Diyarbakır’da Hebun kuruldu. Bu derneklerin kurulması ile ilgili bir sorun çıkmadı. Sadece Mersin Yedi Renk Derneği tüzüğü İl Dernekler Müdürlüğüne verdi, dernekler müdürlüğü de Lambda’ya verilen cevap gibi 56. maddeye aykırı olması üzerine bunlarla ilgili hususları gözden geçirin ve düzeltmeleri yapıp bize getirin gibi bir beyanda bulundu. Bununla ilgili itiraz oldu ama bir şey çıkmadı. Hiç bir yasal sorun olmamasına rağmen yine de Mersin Yedi Renk böyle bir tehditle karşı karşıya. Tüzük onay belgesinin hemen öncesinde Yedi Renk Derneği hakkında Türk aile yapısına aykırı olması nedeniyle savunma istediler, yani tüzükte değişiklik yapılmasını istediler. Bunların dışında farklı bir durum şu an yok.”

‘Seks işçileri karakolda dayağa ve tacize maruz kalıyor’

LGBTİ Hareketi’nin hukuk alanında yaşadığı diğer sorunlardan biri de Kabahatler Kanunu’nda yaşanan zorluklar. Kabahatler Kanunu sorunu daha çok seks işçiliği yapan bireylere kesilen para cezası şekilde kendini gösteriyor. Sokaklarda seks işçiliği yapanlar hakkında Asayiş polisleri sık sık para cezası veriyorlar. Neredeyse her gün haklarında Kabahatler Kanunu’na dayandırılarak “çevreye zarar vermek” suçundan, otobanda seks işçiliği yapanlar hakkında ise “ trafik kurallarını ihlal etmek” suçundan cezalar kesiliyor. Seks işçileri para cezalarının yanı sıra götürüldükleri karakollarda dayağa ve tacize maruz kalıyorlar. Söz konusu sorunları birebir yaşamış olan seks işçisi Didem Sağlam ve Burak bize anlatıyor.

‘Travesti olsam da kimse aileme hakaret edemez’

“Dün (21 Mart 2014) LGBT derneğinden (İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği) bir arkadaşımızın doğum günü kutlaması vardı. Oraya gittik. Oradan dönerken Cansu diye bir arkadaşımla beraber eve gelirken Ömer Hayyam durağından sivil polislerce kolumuzdan tutulup arabaya bindirildik. Hâlbuki yanımızda hiç kimse yoktu. Arabaya bindirildiğimizde başka birileri de vardı. Yanımdaki biri “ben zor durumdayım, çocuğum var, o nedenle çalışmak zorundayım” dedi. Polis de ona “sen zevkine çalışıyorsun senin paran çoktur” cevabını verdi. Ben de lafa girip “biz meraklı değiliz üç kuruş için milletin altına yatmaya” deyince polis, “sen hiç konuşma, aileleriniz sizi nasıl yetiştirmişse ondan bu hale geldiniz” cevabını verdi. Ben de dönüp ”sen benim ailemi tanıyor musun?” diye sordum. “Hayır” dedi. Ben de “sen çocuğunu düzgün yetiştir, o zaman anlarsın” dedim. Çünkü ben çok sinirlendim. Travesti bile olsam kimse aileme hakaret edemez.

‘Yaşama hakkımız engelleniyor’

“Karakola vardığımızda arkadaşım Cansu bizi alanların polis olduğunu anlamamış. Çünkü yeni ve genç bir arkadaşım. Polise “ne bakıyorsun yeğenim?” dedi. Polis de tekmelemeye başladı. Ben de dayanamayıp kalktım ve dedim ki ”senin vurmaya hakkın yok. Darp raporu alacağız.” O esnada bütün polisler geldi. Karaköy Karakolu’nun amiri biri çıktı ve “Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Sizi nezarete atarız” diye tehditler savurdu. Ben de dernekten Ebru adındaki arkadaşımı aradım. Beren diye bir arkadaşa verdi telefonu. Beren telefondan, “Tutanakları aldıktan sonra hemen acile gidip darp raporu alabilirsiniz. Ona istinaden şikâyetçi olabilirsiniz. Ama saati, günü, polis eşkâline iyi bakın dedi.” Biz de saati günü aklımızda tuttuk. Hatta saatin fotoğrafını çektik kendi fotoğrafımızla birlikte. Genelde zorla imza attırıyorlar. Ben de “Zorla imza atmamıza gerek yok, dava açarız” dedim. Tutanağı okudum, “Çevreye zararım yok” dedim. Neyse oradan çıktık, tutanak bize verilmedi. Hastaneye gittiğimde arkadaşım beni aradı, polisler bizi arıyormuş ve tutanakları vereceklermiş. Neyse döndüğümde kapıda bizi bekliyorlardı. Bize hakaret eden polis yoktu ama. Polisler özür diledi. Ben de şikâyetçi olacağımı söyledim. Orada bir polis araya girip konuştu, sonra ben şikayetçi olmadığımı söyledim. Ama tekrar olursa hiç bir kuvvet tutamaz gidip şikayetçi olacağız. Çünkü travesti de olsak normal insanlarız. Çıkıp dolaşmaya ve eğlenmeye hakkım var. Ama maalesef yaşama hakkımız kısıtlanmıyor, engelleniyor.

‘Sessiz kalınca üstüne daha çok geliyorlar’

“Markete dahi çıkamıyoruz. Birkaç gün önce arkadaşımız kuaförden çıkıp evine giderken polisler durdurup “Sen çalışmaya gidiyorsun” diyerek, kolundan tutup götürdü. Artık nereden geldiğimiz bile sorulmadan alınıyoruz ve tutanaklar tutulup hakkımızda para cezaları veriyorlar. Bu çevre için iki ekip burada bekliyor. Çıktığımız gibi alıyorlar. Yani bizi gözetliyorlar. Evden çıkar çıkmaz karşımıza dikiliyorlar. Biraz cazgır olmak gerekiyormuş. Sesimizi çıkardığımızda geri çekiliyorlar. Ama sessiz kalınca üstüne daha çok geliyorlar.

“Geçenlerde Vali geçecek diye bizi sokaktan topladılar gündüz vakti. 4-5 saat tuttular bizi. Çok affedersin, Tarlabaşı Keranesi Karaköy’e taşınmış gibi oldu. 30 küsur kişi kaldık. Cazgır olan varsa en başta saldılar ama ne kadar sessiz olursan suçu kabul etmiş gibi oluyorsun ve üzerine daha çok geliyorlar.“

‘Polisler günde 3-4 kez alıyor’

Birkaç aydır seks işçiliği yapmaya başladığını belirten Burak ise başından geçen bir olayı şöyle anlattı: “Bizim çalışmadığımız veya çalışırken mola verdiğimiz çay ocağı vardı. Orada genelde tüm travestiler veya sokak kadınları zaman geçiriyorlardı. 10-15 gün önce bir arkadaşımla gittik. “Giremezsiniz” dediler. Sahibi, esnafın şikayet ettiğini ve polisin de bundan dolayı uyarı cezası verdiğini söyledi. “Sizden güzel para kazanıyorduk ama artık gelemezsiniz” dedi. Oraya gitmemiz engellendi. Yine bazı yerlerde oturduğumuzda, esnaf ‘kapatıyoruz’ diyerek orada kalmamızı engelliyor.
Çoğu esnaf polis korkusuyla bunu yapıyor. Geçen hafta lokantada oturuyorduk. ‘Toplama var’ dediler, biz de yemek yiyorduk. Polisler geçerken bizi gördüler ve içeri geldiler. Burada ne aradığımızı sordular. Biz de yemek yediğimizi belirttik. “Çabuk yiyin sizi dışarıda bekliyoruz, sizi de götüreceğiz” dediler.

“Birçok yere artık gidemiyoruz. Polisler esnafı tehdit ediyor. Şimdi tatlıcımız var sadece. Yakın zamanda oradan da kovuluruz. Eskiden günde bir defa alıyorlardı şimdi ise günde üç-dört defa alıyorlar. Sokakta ne zaman yoğun olduğumuzu biliyorlar, o zaman geliyorlar. Hafta içi gece 12-1 dedin mi almayı bırakıyorlar, sadece göz korkutuyorlar. Hafta sonları ise sabah 4-5’e kadar alıyorlar. Hafta sonları aldıklarında daha çok tutuyorlar.
Geçen gün arkadaşım şarj aletimi onda unuttuğumu söyledi. Ben de almaya gittim. Dönüşte ise başka bir arkadaşımı gördüm ve ayaküstü konuştuk. Eve gelirken polisler “geç geç içeri” dediler. Ben de yaygara yaptım. Hepimizi tanıyorlar zaten. “Daha çalışmaya başlamadım şarj aletini almaya gidiyorum” dedim. Sonra tehditkâr konuştular. “Kötü davranmıyorum beni kötü davranmaya zorlamayın” dedi ve arabaya bindirerek ceza kesti.

“Artık sadece polis bizimle uğraşmıyor. Durduğumuz Balo sokağının yukarısında Otopark var. Eski Beyoğlu Emniyet Amiri Hortum Süleyman’ın otoparkı. Oraya bazen giderdik. Artık oraya da gidemiyoruz. Şimdi polisler kovalıyor biz tekrar geliyoruz sonra esnaf da bizi kovuyor. Gözümüzü korkutuyorlar. Esnafın arkasında polisin olduğu aşikâr. “
travesti içinde ankara travestileri, istanbul travestileri, travesti etiketleriyle 26 Haziran 2014 tarihinde tarafınadan gönderildi.

Mersin de Travestilere para cezası

Trans kadınlara karşı Kabahatler Kanunu, hukuk ilkelerine aykırı bir şekilde uygulanmaya devam etmektedir. Kanunun 36. maddesi uyarınca 19 Şubat’ta Mersin’de bir trans kadın “başkalarının huzur ve barışı bozmaya gürültü yapmak” idari para cezaları belirlenmiştir.

Hukuk cezaların ilkelerine aykırı
Trans kadınlar, kaynak Kabahatler Kanunu’nun çeşitli yazılar keyfi cezalar kesiliyor çağırılır. Ahmet Toköz itiraz hazırlamak ve dosya Mersin avukat olayla ilgili ise, “hukukun uygulama ‘suç ve ceza politikasına aykırı olduğu değil,” dedi.

Müşteriler ve eliminasyon eradikasyon görünürlük ya da nerede istenen hatırlatan Toköz cezalandırmak için başvuran idari yaptırım kararlarının amaçları için başvuran vardır altında Kabahatler onların 5326 Kanunu bir çok bireysel, toplumsal cinsiyet kimliği, cinsel yönelim veya seks işçisi gerekçesiyle olarak devam aşağıdaki gibidir:

Başka Ankara, Mersin Diğer maddeler!
“Hukuk, seks işçiliği, travesti veya transseksüel TC bir suç olarak tanımlanmış değildir. Ancak, idari valiler ve kolluk kuvvetlerinin varlığı örneğin Madde 37 için, Böylece. Arıyorlar nedeniyle bireylerin ademe cezai zorlamak Ankara’da ilgili kanunlar, Mersin, kalanı gibi idari yaptırımların hukuka aykırı kararlar, ilgili kanunun 36. maddesi ceza. Temsa ile açıkça olağanüstü şartlarda dahi ‘Kanunsuz suç ve ceza politikası askıya alınamaz, bu durum, yüz yüze hatta süspansiyon demek istemem. ”

Haksız tutuklama ve gözaltı
Ayrımcılık 10. madde ve Türkiye’nin Anayasası para cezasına ‘ayrımcılık’ bölümünde aykırı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine taraf yanı sıra Mersin haksız gözaltı ve tutuklama süreci de uygulanır polis olduğunu.

Kanıt: Tabii ki değil!
Kabahatler ilişki Kanununa bir davranış aykırı olay polis raporunda herhangi bir delil içermez.

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel ve Travesti Grubundan İstiklal Caddesi’nde 5.Trans Onur Yürüyüşü

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel ve Travesti (LGBT) grubunun tüm dünyayla aynı anda gerçekleştirdiği 5’inci Trans Onur Yürüyüşü, İstiklal Caddesi’nde yapıldı. Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel ve Travesti (LGBT) grubunun tüm dünyayla aynı anda gerçekleştirdiği 5’inci Trans Onur Yürüyüşü, İstiklal Caddesi’nde yapıldı. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı yürüyüş renkli görüntülere sahne oldu.
stiklal Caddesi’nde Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel ve Travesti (LGBT) grubu, ‘Onur Yürüyüşü’nün 5’incisini düzenledi. Travesti, transseksüel, lezbiyen, trans ayrımcılığına ve son yıllarda artan cinayetlere dikkat çekmek amacıyla düzenlenen yürüyüş, yaklaşık 2 saat sürdü. Sloganlar eşliğinde yürüyen grup renkli görüntüler oluşturdu. Çok sayıda vatandaşın da eşlik ettiği yürüyüş Taksim Tünel’de son buldu.

Grup adına basın açıklaması yapan Didem Sağlam, transseksüellerin kolay şiddet hedefi olduğunu söyleyerek, “Bu cinayetlerin tümü milliyetçilik, namus, aile, ahlak ve din adına yapılmaktadır. Size hatırlatmayı görev edindik, hayatlarımız ve canlarımız bu kadar ucuz değil. Gözümüzü dört açtık, yaşanan her saldırının ardından daha da güçlenerek geleceğiz” dedi.