Travesti, Lezbiyen çift kabinede

2342Kolombiya kabinesinde yer alan lezbiyen çift, “Bizi icraatlarımızla yargılayın” diyor

Kolombiya’da bir yandan Travesti,gay ve LGBT bireyler daha fazla şiddet görürken, ilk defa lezbiyen bir çift aynı bakanlar kurulunda yer aldı. Haziran ayındaki seçimlerde 2. kez devlet başkanı seçilen sağcı Juan Manuel Santos’un yeni hükümetinde Ticaret, Sanayi ve Turizm Bakanlığı koltuğunda oturan Cecila Alvarez, Eğitim Bakanlığı koltuğunda ise Alvarez’in sevgilisi Gina Parody yer alıyor. Bir önceki hükümette de ulaştırma bakanı olarak görev yapan Alvarez, bir radyo programına konuk olarak sevgilisiyle aynı bakanlar kurulunda yer almasına yönelik eleştirileri yanıtladı. Başkan Suarez’i öven Alvarez, şunları söyledi:

“Merak ediyorum, bu soru erkeklere neden sorulmuyor; hükümette şu ana kadar kaç tane eşcinsel erkek bakan vardı? Başkana, hiçbir zaman kişisel meselelerle ilgilenmemesi ve sadece kişisel özelliklerimizi görüyor olduğu için teşekkür ederim. Bence öncelikli olarak yaptığımız işler nedeniyle yargılanmalıyız. Balkan hep bizim potansiyelimizle ilgilendi. Gina da hayata geçirdiği işlerle ne kadar çalışkan olduğunu başkana gösterdi. Başkan insanları oldukları gibi sevdi.”

Ancak Kolombiya’daki muhafazakârlar bu durumdan çok da hoşnut değil. Bunların başında gelen isimlerden biri de Kolombiya Denetleme Dairesi Başkanı Alejandro Ordonez oldu. Ordonez, toplum ve aile değerlerine zarar verdiği gerekçesiyle Kolombiya’da kürtaj, eşcinsel evlilik ve ötenaziye savaş açmış durumda.

LGBT BİREYLERE ŞİDDET ARTTI
Ordonez bu kapsamda, eşcinsel derneklerin düzene karşı faaliyetlerde bulunduğunu gerekçe göstererek, eşcinsel çiftlerin evliliklerine olmasa bile dernek kurmalarına izin veren yasanın, iptali için başvurdu. Ancak Kolombiya Yüksek Mahkemesi “haksız” olduğu gerekçesiyle başvuruyu reddetti. Ordonez ayrıca 2003’te “Hayvanlığımızın Özgür Evrimine Doğru” adıyla yayımladığı kitapta, eşcinselleri doğal olmamakla suçladı.
Kolombiya İçişleri Bakanlığı’nın temmuz ayında yayımladığı rapora göre ülkedeki LGBT nüfusuna karşı sistematik şiddet arttı. Raporda özellikle Karayip kıyılarında yasadışı silahlı grupların LGBT topluluğuna karşı ölüme kadar varan şiddet uyguluyor. COLOMBIA REPORTS

Travesti , gezici sandıkları için kötü sandılar !

ak-lgbt-ak-partiyi-iceriden-donusturecegiz-23033-669x321-624x299“AK Parti LGB travesti Bireyleri” adlı grup, AKP’nin birçok mitinginin yanısıra, İstanbul ile Ankara arası mesafeyi 3,5 saate düşüren Yüksek Hızlı Trenin açılışına katılmış ve fotoğrafları twitter hesaplarından paylaşmıştı.

7 Eylül Pazar günü “uyuşturucuya hayır” yürüyüşü yapmaya hazırlanan AK LGBT’lere KAOS-GL yazarı Deniz Deniz’den eleştiri geldi.

KAOS-GL sitesinde “Destur! Ak ibn.ler geliyor!” başlıklı bir yazı kaleme alan Deniz, “Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar.” yorumunda bulundu.

“Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi.” diyen Deniz, Tayyip Erdoğan’ın eşcinsellere karşı tutumuna da değineren AK LGB travesti üyelerinin bu politikalara sessiz kalmasını eleştirdi.

Deniz Deniz şunları yazdı:

“Efendim sosyal medyada iftar sofralarıyla kendilerini duyuran bu arkadaşlar nihayet ilk eylemlerine de imza atacaklarmış. Ak LGBT Bireyleri toplumumuzun kanayan yarası uyuşturucuya karşı Beyoğlu’nda yürüyüş tertiplemişler. Vay be, şu toplumsal hassasiyete bakar mısınız? Dikkat edin, mesela homofobiye karşı veya trans bireylere yönelik ayırımcılığa karşı ve dahası mesela son kurbanı Figen olan LGBT bireyler arasında giderek artan intihar vakalarına falan dikkat çekmek için değil uyuşturucu sorunu için yürüyorlar. Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar. Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi. Eylemlerine diğer LGBT örgütlerini de çağırmışlar. Umarım yüksek düzeyde katılım olur ama diğer örgütlere mensup ve sosyal medyada sarılı sigarayla yaptıkları “kafam bi dünya” modundaki paylaşımlarıyla ünlü bazı aktivist arkadaşların da bu eyleme iştirak etme ihtimalini düşündükçe, ahanda buyrun yine gülme krizine giriyorum.”
Facebook’ta kurduklarını söylüyor. 30 Mart yerel seçimlerde AK Parti başarısını kutlayan üç kişi olarak böyle bir grup kurmaya karar verdiklerini dile getiren Güneş, sayılarının kısa sürede bine yaklaştığını dile getiriyor. Aralarında doktor, avukat olduğu gibi imamlar da var. AK LGB travesti üyeleri Başbakan’ı çok seviyor. Hakkındaki “hırsız” suçlamalarına kesinlikle inanmıyorlar. Güneş, “Onu sadece kalbimizi çalmakla suçlayabiliriz” diyor.

Ak Parti’nin LGBT politikalarını ise şiddetle eleştiriyorlar. Amaçları Ak Parti’yi dönüştürmek. Başörtüsü sorununun 10 yılda çözüldüğü bu toplumda çok da aceleleri yok. Üstelik sevgilileriyle elele gezebilme imkanına da AK Parti döneminde kavuştuklarını söylüyorlar. Güneş; “Elbette mücadele eden eşcinsellerin katkısı büyük ama ülke yönetimi istese bu konuda daha sert tedbirler alabilirdi, almadı.”

GÜNAH OLABİLİR AMA …

Kendilerine en çok eşcinsel yaşamla dindar yaşamın birarada yürümeyeceği yönünde eleştiriler geldiğini söyleyen Güneş, “Eşcinsel yaşam günah olabilir. Ancak pek çok insan içkinin günah olduğunu bilerek içki içmeye devam ediyor. Önemli olan imandır. Lut kavminin lanetlenmesi de eşcinsel ilişkiden çok çocuklara, havyalara tecavüz gibi sapıklıklardır” diyor.

GEZİCİ SANINCA KÖTÜ DAVRANDILAR

Melih Güneş mitingde nasıl tepkiler aldıklarını şöyle anlattı; “Polis bizi “Gezici” sandı ve kötü davrandı. Kimi vatandaşlar da bayrağın PKK bayrağı olduğunu düşündü. Kendimizi tanıttık. O vakitten sonra sadece gülüşmeler oldu. Ama bir taraftan da orada olduğumuzu gören LGBT arkadaşlarla tanıştık. Bayrağı adeta Başbakan’ın gözüne sokarcasına salladık. Gördü ama bir şey söylemedi. Bir şey söylememesini olumlu karşılıyoruz. Bu şekilde mücadeleye devam edeceğiz. En önemli sosyal projelerimizden biri muhafazakar eşcinselleri kötü niyetli LGBT’lilerin bulunduğu ortamlardan çekip kurtarmak.

Travesti , esnaf da saldırılara ortak !

00Seks işçisi dönük ahlakçı ve transfobik saldırılara bir yenisi daha eklendi. Diyarbakır’da travestiler linç edilmek istendi. 20-30 kişilik bir grup zorla trans kadınların evlerine girmek istedi. Translar linç edilmekten kıl payı kurtuldu.
“Saldırganlar transların evlerine girmeye çalıştı”
“Ofis’te Gay ve trans kadınların kaldığı bir evin kapısı gece 2 buçuk sularında çalınıyor. Kızlar kapıyı açtıklarında tanımadıkları bir adam, bir isim soruyor. Kızlar da o ismin orada olmadığını söyleyip adamı yolluyorlar. Meğer bu adam kızların o gece evde olup olmadığını öğrenmek için gelmiş. 15 dakika geçmeden 20-30 kişilik bir grup evin önünde toplanarak kapıyı zorluyor. Bir kısmı da apartmana girerek; iç kapıyı yumruklamaya başlıyor. İçeri girmeye çalışıyorlar.”

Esnaf da organize saldırılara ortak
Öykü, saldırganların çoğunu daha önceden tanımadıklarını ancak aralarında civardaki esnaftan kişilerin de olduğunu söylüyor. travesti saldırı esnasında polise haber veriyor. Diyarbakır Emniyet’i çok az polis göndermekle yetiniyor. Polisin saldırganlara müdahale edememesi üzerine; translar takviye ekip istiyor. Gecenin sonunda saldırgan grup bir şekilde dağılıyor. Ancak grubun bir kısmı hızını alamayıp trans kadınların yaşadığı diğer evlerin de kapılarını çalıyor, tehdit ediyor.

Öykü, bu saldırıların planlı ve organize bir şekilde yapıldığını söylüyor: “Travesti yaşadıkları evler önceden tespit edilmiş. Bu saldırılar çok organize. Biz şu anda çok tedirginiz.”

“Geylerle sorunumuz yok, işi ticarete dökmesinler!”
Saldırının ertesi günü civardaki esnafla görüşen Hebun LGBT aktivistleri, saldırının seks işçiliğine dönük ahlakçı bir saldırı olduğunu düşünüyor. Öykü’nün aktardığına göre civardaki esnaf, “Herkesin yaşamı kendine. Bizim geylerle, travestilerle sorunumuz yok. İstedikleri gibi yaşasınlar. Ama işi ticarete döktüler mi istemiyoruz. Buralarda öyle şeyler istemiyoruz” diyor.

“Saldırılardaki artışın sebebi muhafazakarlaşma”
Seks işçisi trans kadınlara dönük saldırılar özellikle son dönemde artmış durumda. Pembe Hayat LGBTİ’den trans aktivist Buse Kılıçkaya bu artışın sebebinin muhafazakarlaşma olduğunu söylüyor.

Tarlabaşı, Harbiye, Mersin ve Diyarbakır’daki saldırıları değerlendiren Kılıçkaya, “Sağ ya da sol fark etmeksizin siyasete hakim olmuş bir muhafazakarlaşma ve ahlakçılık söz konusu. Bu ahlakçı ve muhafazakar yapıların politikaları nefret saldırılarını besliyor. Özellikle trans seks işçilerinin metropoller dışındaki yerlerde de kendilerini göstermeleri, görünür olmalarıyla birlikte bu saldırılar da iyice görünür oldu” diyor.

“Nefrete karşı herkes kendini sorgulamalı”
Sistemin kendinden olmayanı öldürmek, yaşam hakkı tanımamak üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Kılıçkaya ekliyor:

“Bütün bu nefret sisteminde, bu toplumsal yapıda saldırıların olmasının önüne geçmek ancak ve ancak ahlakçı politikaları bırakmakla olur. Seks işçisi trans kadınlar hem bu seks işçiliğine karşı ahlakçı saldırılardan hem de transfobiden nasibini alıyor. İkili bir yok etme yöntemi uygulanıyor. Her iki saldırıya karşı da; nefret ve linç kültürünü yok edecek politikalar lazım. Bu noktada da sağ veya sol demeksizin bütün siyasi partiler kendilerini, ahlakçılıklarını ve transfobilerini bir kez daha sorgulamalı.”

Travesti , ibne kelimesine 50 bin TL ‘lik tazminat !

ibnedavasileventpiskinCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LGB travesti İ aktivisti Levent Pişkin hakkında 50bin TL’lik yeni bir tazminat davası açtı. Başbakan olduğu dönemde Pişkin’in attığı bir tweeti gerekçe göstererek dava açan ve davayı kazanan Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı olur olmaz yaptığı ilk iş bir LGBTİ aktivistine dava açmak oldu.

Yeni açılan davada, Pişkin’in “hakaret” suçundan 1500 TL cezaya çarptırılması delil olarak gösterildi.

Basın açıklamaları hedef gösterildi
Yeni açılan davada Erdoğan, Pişkin’e destek amacıyla yapılan basın açıklamalarını da hedef gösterdi. Pişkin’in hakaret etmediğini belirten açıklamalar hakkında, “Olay farklı yönlere çekilmeye çalışıldı. Davalı sınırı aşarak ağır hakaret ederek Mütevekkil Başbakana karşı kara propagandalarına devam etmektedir” denildi.

Pişkin’e iletilen bilgilendirme tutanağında, Erdoğan’ın “onur, şeref ve saygınlığının rencide edildiği; kişilik haklarına saldırıldığı” iddia edilerek 50bin TL manevi tazminat travesti istendi.

“İbne olarak ibne kelimesini hakaret biçiminde kullanamam”
Pişkin ise daha önceki davada duruşmalar boyunca, “bir ibne olarak ibne kelimesini hakaret olarak kullanmasının mümkün olmadığını, dahası Erdoğan’a ibne demediğini” belirtmişti.

Pişkin, KaosGL.org’a yaptığı açıklamalarda ve savunmasında, “İbne” kelimesinin LGB travesti İ’lerce sahiplenilmiş bir ifade olduğunun altını çizmişti. LGBTİ örgütleri de, “İbnelik davası hepimize açıldı. Eşcinsellik/ibnelik bir hakaret değil, cinsel yönelimdir” diyerek davaya sahip çıkmıştı.

Dava nasıl başlamıştı?
Levent Pişkin, Başbakan Erdoğan’ın “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük bir Alevi’yim” açıklaması üzerine twitter’dan “Erdoğan’dan ‘dört dörtlük ibneyim, ibneliği sizden öğrenecek değiliz’ açıklaması bekliyorum. Öptüm. #AnayasadaLGBT” yazmış, Başbakan Erdoğan da Pişkin hakkında basın yoluyla hakaret suçundan şikâyetçi olmuştu. Savunmasında “ibne”nin hakaret değil cinsel yönelim ifadesi olduğunu söyleyen Levent Pişkin ise cinsel yönelimini hakaret addettiği için Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Travesti , trans aktivist intihar etti !

kırmızı-şemsiye-modasıMersin 7Renk LGBT üyesi travesti aktivist Figen dün gece denize atlayarak intihar etti. Bir dönem Pembe Hayat yönetim kurulu üyeliği de yapan Figen, bugün (24 Ağustos) akşam saatlerinde yaşamını yitirdi. İntiharının ardından herhangi bir mektup bırakmayan Figen’in, yaşamını niçin sonlandırdığı bilinmiyor.

Mersin’de polisin ve çetelerin transfobik saldırılarına maruz kalan travestiler; var olma mücadelelerini zor koşullar altında sürdürmeye çalışıyor. Son zamanlarda iyice artan transfobik saldırılar yaşam alanlarını yok ediyor.

Sokak ortasında işkence!
Geçtiğimiz günlerde Figen’in de aralarında olduğu trans kadınlar polisin sokak ortasında işkencesine maruz kalmıştı. Bir durakta oturan trans kadınlara polis, “İnsanları rahatsız ediyorsunuz. Defolun gidin lan” diyerek biber gazı ve coplarla saldırmış, ardından zorla karakola götürmüştü.

Karakolda polis herhangi bir işlem yapmazken; trans kadınların tutanak tutulması talebini de reddetmişti. Karakolu arayan Mersin 7 Renk ve Pembe Hayat yetkililerine ise polis “Öyle bir vaka yok burada. Nereden çıkarıyorsunuz?” ifadeleriyle yalan söylemiş ve işkencenin üstünü örtmeye çalışmıştı.

Bir yandan polisin saldırıları ile mücadele ederken; abisini Soma katliamında kaybeden travesti Figen, aile baskısından ötürü abisinin cenazesine gidememişti.

LGBTİ örgütleri cenazeye sahip çıkacak
Mersin 7Renk, Pembe Hayat ve Kaos GL yetkilileri bütün bu transfobik baskılara dayanamayıp yaşamına son veren Figen’in cenazesini sahiplenmesi için ailesine ulaşmaya çalışıyor. Kaos GL’den Evren Çakmak ve Pembe Hayat’tan Buse Kılıçkaya ile Gani Met, ailenin sahiplenmemesi durumunda cenazeyi sahiplenmek üzere Mersin’e yola çıktı.

“Katil devlet demek sadece içimizi rahatlatır!”
Kaos GL Derneği’nden Umut Güner LGBTİ intiharlarını KaosGL.org’a şöyle değerlendirdi:

“Sadece şiddet değil; heteroseksist kültür ve toplumsal yapının ta kendisi yaşamı dayanılmaz kılıyor. ‘Ben homofobik, transfobik değilim’ laflarının hiçbir anlamı yok! LGBTİ’ler de homofobik ve transfobik. Farkındalık çalışmaları gibi çalışmalar artık yeterli değil. Alternatif dayanışma ağlarını örgütlememiz lazım. ‘Katil devlet’ sloganıyla sadece ve sadece kendi içimizi rahatlatırız. Figen’e rahat uyu diyemiyorum. Çünkü son iki senedir yaşadıklarına şahidim. Rahat yaşamadı ki rahat uyusun. Başımız sağolsun.

Travesti , sevişince mi güzel oluyoruz , sevişmeyince mi ?

Cinselliğin ayıp bir şey olduğunu pekiştirerek ne geçiyor elimize? Daha sağlıklı ve huzurlu bir travesti toplum mu oluyoruz, yoksa bir biriyle kavga eden, hatta cinsellik yüzünden insanların birbirini katlettiği bir toplum mu oluyoruz? Sevişince mi güzel oluşuyoruz, sevişmeyince mi? Hele utanmadan sevişince çok daha güzel oluyoruz.

Şarkıcı Niran Ünsal, “Kızım soyunmuş birbirine sürtünen insanları görüp ‘Anne bunlar ne yapıyor?’ diye sorunca artık isyan ettim. Yatak odalarımız televizyona taşındı. RTÜK ’e şikayet de ettim.” demiş.

Klipte insanlar ne yapıyor olabilirler? Müzik diliyle hayatı ifade ediyor olabilirler. Yatak odasına dair şeyler senin utandığın şeylerse, o senin sorunun hanımefendi. Herkes mahrem olmak zorunda değil. Herkes doğanın gerçeklerini ayıp karşılayıp, sonra da o gerçeklerle kendini gerçekleştirerek çelişik olmak zorunda da değil. Utanıyorsan sen de yaşama, yaşıyorsan utanma. Ayıp olan bir şey dört duvar arasında da aynı ayıptır, açıkta da.

Bir de neye göre ayıp? Herkes senin anlayışını benimsemek zorunda mı? Ama sen başkalarının anlayışına saygı duymak zorundasın sana uymasa da. Ben senin dört duvarına karışmıyorsam, sen de benim açık havama, açık medyama, açık görsel dünyama karışamazsın. Burasının hangi kültür olduğu önemli değil, insanların insan haklarına, birbirlerine saygı duymasıdır önemli travesti olan.

Senin ahlak anlayışın benim ahlak anlayışımdan üstün olamaz. Sen belden aşağı bakabilirsin ahlaka, ben hak-huk çerçevesinde bakarım. Senin ahlakçılığının üstelik hiç kimseye faydası olmadığı gibi, zararı da olabilir. Ama benim ahlak anlayışımın zararı olmadığı gibi daha insanların, hayatın gerçeklerine yabancı kalmamaları açısından faydalıdır. Çocuklar cinselliğe yabancı olarak büyütülürse, büyüyünce de elbette utanır cinsellikten, o da çocuklarına cinselliğin utanılacak bir şey olduğunu anlatır ve hayat boyu utana-sıkıla yaşarız cinselliğimizi, özgür yaşayanları travesti da hedef gösteririz utancımıza.

Cinsellik nedir; insanın yaparken keyif aldığı gibi yeme, içme, uyuma gibi temel ihtiyaçlarından, hayatın olmazsa olmazlarından biridir. Ve bunun her yaş dönemine göre bir anlatımı vardır. Cinsellik sevgi barındırır, aşkı barındırır, arzu barındırır ve istenilerek yapılan bir şeydir. Bunun utanılacak veya anlatılamayacak bir tarafı yoktur. Sen çocuklarına nasıl öğretirsen cinselliği, çocuk da ileride ona göre tutum takınacaktır cinselliğe karşı. Utansın mı istiyorsun cinsellikten? Gizlesin, saklasın pişmanlık mı duysun?

Cinselliğin çocuklara anlatılmamasının sebebi, çocuklara anlatılamayacak bir şey olmasından değil, kendimizin cinsellikle barışamamasından. Cinselliği yaşarız ama ayıp bir şeymiş gibi yaşarız. Gerçekten öyle bir şey mi cinsellik? Yoksa biz mi öyle zannediyoruz o şekilde koşullandığımız için?

Cinselliğin ayıp bir şey olduğunu pekiştirerek ne geçiyor elimize? Daha sağlıklı ve huzurlu bir toplum mu oluyoruz, yoksa bir biriyle kavga eden, hatta cinsellik yüzünden insanların birbirini katlettiği bir toplum mu oluyoruz? Sevişince mi güzel oluşuyoruz, sevişmeyince mi? Hele utanmadan sevişince çok daha güzel oluyoruz.

Yoksa utanmıyoruz da utanıyormuş gibi yapıp ikiyüzlü mü davranıyoruz? Topluma kendini ahlaklı bir şekilde kabul ettirmenin bir yolu mu bu cinsel ahlakçılık? Hadi senin ahlak anlayışın böyle-tutucu diyelim. Bu niye birileriyle paylaşılır ki? Ahlakçıysan ahlakçı, şikayet ettiysen şikayet ettin; bize ne? Çıkarına ahlakçılık yapmak mı uygun düşüyor ?
ALINTIDIR…

“Avrupa Eşitlik Kurumları Ağı Travesti ve LGBTİ Perspektifi” Türkçe’de

Kaos GL, “Bir Equinet Perspektifi: Travesti,LGBTİ Kişiler İçin Eşitliği ve Ayrımcılık Yasağını Destekleyen Eşitlik Kurumları” kılavuzunu Türkçe’ye çevirdi.Kaos GL, 31 Avrupa ülkesinden ulusal eşitlik kurumlarının oluşturduğu Equinet’in (Avrupa Eşitlik Kurumları Ağı) yayımladığı “Bir Equinet Perspektifi: LGBTİ Kişiler İçin Eşitliği ve Ayrımcılık Yasağını Destekleyen Eşitlik Kurumları” adlı kılavuz niteliğindeki kitabı Türkçe’ye çevirdi.

Eşitlik kurumları, eşitliği desteklemek ve ayrımcılıkla mücadele etmek için yasalar ile kurulmuş bağımsız kurumlar. Bu yapılara Türkiye’den Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman) ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu örnek verilebilir. Bunlarla birlikte, TBMM’nin İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, benzer bir misyonu siyaset temelinde ve Meclis çatısı altında üstlenmişlerdir.

Türkiye’den herhangi bir kurumun üyesi olmadığı Equinet’in lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTİ) kişiler için geliştirdiği Perspektif üç amaca hizmet ediyor: kurumlar arası bilgi paylaşımı, halihazırdaki kapasiteyi güçlendirme ve kurumlar ile LGBTİ kişiler ve örgütleri arası ilişkiyi derinleştirme.

Perspektif, eşitlik kurumlarının yürüttükleri LGBTİ çalışmalarındaki altı meseleye özellikle odaklanıyor:

• Eşitlik kurumlarının faaliyetleri için toplumsal durum
• Düşük sayıda rapor etmeyi ele alacak faaliyetler
• Eşitlik kurumlarınca geliştirilen stratejiler
• Eşitlik kurumlarınca uygulanan taktikler
• Eşitlik kurumları içindeki mücadeleler
• LGBTİ kişiler arasındaki çeşitlilik

Perspektif, eşitlik kurumlarının LGBTİ kişilerin sorunlarına ilişkin faaliyet alanlarını ise şu şekilde sınıflandırıyor: politika, yasa, destekleme, araştırma ve iletişim çalışmaları.

Çeşitli Avrupa ülkelerinden iyi eşitlik kurumu uygulamalarının da örneklendirildiği Equinet LGBTİ Perspektifi, söz konusu kurumlara ek olarak kamu yetkilileri, hukukçular, siyasetçiler ve bizzat LGBTİ kişiler için değerli bir çerçeve kılavuz.

Equinet LGBTİ Perspektifi’nin çevrimiçi Türkçe versiyonuna ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Kitabın basılı halinden edinmek için Kaos GL Derneği ile iletişime geçebilirsiniz.

*Bir Equinet Perspektifi: LGBTİ Kişiler İçin Eşitliği ve Ayrımcılık Yasağını Destekleyen Eşitlik Kurumları” adlı yayın; Özgürlük İçin Friedrich Naumann Vakfı, Avrupa Birliği ve İsveç Uluslararası İşbirliği Teşkilatı’nın (SİDA) desteği ile Türkçe’ye çevrilmiş ve basılmıştır.

99 yaşındaki kadın Travesti eşcinsel oyunlarında rekor kırdı

travestioyunABD’nin Ohio eyaletinde düzenlenen Cleveland travesti ve Gay Games 2014’te 99 yaşında bir kadın rekor kırdı. Cinsel yönelimine ve spor becerisine bakılmaksızın herkese açık olan spor turnuvasında Ida Keeling, 95-99 yaş kategorisinde 100 metre koşan ilk kişi oldu. Kızının desteğiyle turnuvada yer alan Keeling, 59.8 saniyelik performansıyla izleyenlerin sevgisini kazandı.

67 yaşında başlayan koşu serüveni

İki oğlunun öldürülmesinin ardından bunalımdan çıkmak için 67 yaşında koşmaya başlayan Keeling, haftada iki kez spor salonuna gitmenin yanı sıra yoga yapıyor. Keeling, ilk koşusunu şu sözlerle anlatıyor:

“İnsanlar yanımdan geçip gitse de bittikten sonra rahatlamıştım, mutsuzluğum sona ermiş gibiydi.”

“Kendini sev”

Oprah.com’a konuşan Keeling, şimdiki aklıyla genç haline şu mesajı vermek isteyeceğini söylüyor:

“Kimsenin seni sevmesini bekleme, kendini sev. Yapmak istediğini değil, yapman gerekeni yap. Tat için değil beslenmek için yemek ye. Yapabiliyorsan da sakin kalmaya çalış.”

Geçimini Fuhuşla Kazanan Kadının Hazin Sonu Travesti

Geçtiğimiz senelerde hayatını kaybeden fuhuş çetesinin patroniçesi travesti olarak sayılan Matild Manukyan vakasına bir olayla daha karşıya karşıyayız. Manukyan vergi rekortmeni olup fuhuş işinden milyonları götürmüştü. Manukyan gibi fuhuş çetesinin başı olarak görülen Öykü Evren Özen fuhuş çetesi kurmaktan 37 yıl hapis suçu almıştı. Fakat Öykü Evre Özen hapis yatmamak için pılıyı pırtıyı toplayıp yurt dışına kaçtı. Türkiye’de Manukyan vakasına benzer bir olay daha gerçekleşti. Manukyan gibi fuhuş çetesine sahip olan Öykü Evren Özen için senelerce hapis istendi fakat hapise girmemek için köşe bucak kaçan Öykü Evren Özen yurtdışına kaçtı. BURSA’daki Gökkuşağı Derneği Başkanı olan transseksüel Öykü Evren Özen, sosyal medyadaki hesabından, çarptırıldığı hapis cezası nedeniyle hapse girmemek için yurt dışına kaçtığını açıkladı.Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla haklarında açılan davada 35 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Gökkuşağı Derneği Başkanı transseksüel Öykü Evren Özen Brezilya’ya sığındı.Yargıtay’dan transseksüel Öykü Özen hakkında şok karar çıktı. 35 yıllık hapis cezası alan Öykü Özen, Bursa’da kadın olmak için bankadan kredi çekti. Banka , Öykü Özen’e dava açtı. Yargıtay’da Öykü’yü suçlu buldu ve 35 yıl hapis cezasına çarptırdı.
BURSA’daki Gökkuşağı Derneği Başkanı olan travesti Öykü Evren Özen, sosyal medyadaki hesabından, çarptırıldığı hapis cezası nedeniyle hapse girmemek için yurt dışına kaçtığını açıkladı.Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla haklarında açılan davada 35 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Gökkuşağı Derneği Başkanı transseksüel Öykü Evren Özen Brezilya’ya sığındı.Yargıtay’dan transseksüel Öykü Özen hakkında şok karar çıktı. 35 yıllık hapis cezası alan Öykü Özen, Bursa’da kadın olmak için bankadan kredi çekti. Banka , Öykü Özen’e dava açtı. Yargıtay’da Öykü’yü suçlu buldu ve 35 yıl hapis cezasına travesti çarptırdı.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla aldığı 31 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan transseksüel Öykü Özen, Türkiye’yi terk ederek Rio’ya yerleşti. Müvekkilinin adil yargılanmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettiklerini ifade eden avukat Nalan Bener, “Sorgulama aşamasında savunmamız kısıtlandığı için AİHM’ye müracaatımız da yerinde bulundu. Adaletin yerini bulacağına inanıyorum” dedi.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla İl Emniyet Müdürlüğü Ahlak Bürosu ekiplerinin ’Sonbahar’ adıyla düzenlediği operasyonun ardından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüte üye olmak, bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek ve fuhuş için yer temin etmek” suçlarından 3 bin 180 yıla kadar hapisleri istenen, kapatılan Gökkuşağı Geyleri ve Travestileri Koruma Derneği’nin başkanı Öykü Evren Özen ile eski eşi M.Ö., 31 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklardan R.K., V.K., H.Ç. A.E. Z.T., M.T., F.Y. ve H.A. ise “kurulan bu örgüte üye oldukları” gerekçesiyle 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezası travesti aldı. Ayrıca sanıklardan F.Y., M.T., H.Ç., V.K., A.E., R.K. ve H.A.’ya ise, “fuhşa teşvik etmeden ev tutmak ve para toplamak suretiyle buna yardımcı olmak” suçundan 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verildi.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla aldığı 31 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan transseksüel Öykü Özen, Türkiye’yi terk ederek Rio’ya yerleşti. Müvekkilinin adil yargılanmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettiklerini ifade eden avukat Nalan Bener, “Sorgulama aşamasında savunmamız kısıtlandığı için AİHM’ye müracaatımız da yerinde bulundu. Adaletin yerini bulacağına inanıyorum” dedi.
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla İl Emniyet Müdürlüğü Ahlak Bürosu ekiplerinin ’Sonbahar’ adıyla düzenlediği operasyonun ardından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüte üye olmak, bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek ve fuhuş için yer temin etmek” suçlarından 3 bin 180 yıla kadar hapisleri istenen, kapatılan Gökkuşağı Geyleri ve Travestileri Koruma Derneği’nin başkanı Öykü Evren Özen ile eski eşi M.Ö., 31 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklardan R.K., V.K., H.Ç. A.E. Z.T., M.T., F.Y. ve H.A. ise “kurulan bu örgüte üye oldukları” gerekçesiyle 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezası aldı. Ayrıca sanıklardan F.Y., M.T., H.Ç., V.K., A.E., R.K. ve H.A.’ya ise, “fuhşa teşvik etmeden ev tutmak ve para toplamak suretiyle buna yardımcı olmak” suçundan 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verildi.
YARGITAY MAHKEME KARARINI ONAYINCA
Bursa’da fuhuş çetesi kurdukları iddiasıyla aldığı 31 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan travesti Öykü Özen, Türkiye’yi terk ederek Rio’ya yerleşti.
Türkiye’yi terk edip Brezilya’ya yerleşen travesti Özen, kararın kesinleşmesini sosyal paylaşım sitesinde yazdığı bir mesajla duyurdu. Yaşadığı yeri Rio de Janeiro olarak değiştiren Özen, “Sonunda ülkemi terk etmek zorunda kaldım. 4 bin 770 yılla ceza alıp yargılanmama sebep oldu bu hak ve özgürlük mücadelem ve mahkeme sonunda 35 yıl ceza almama karar verdi ve onaylandı. Seçim yapmam gerekiyordu. Ya bu ülkeden gidecektim ya da tutuklanıp hak arayacaktım. Ne yazık ki ülkemde artık adalet kalmadığı için tekrar dönmek üzere ülkemi terk ediyorum ama her şeye rağmen özgürlük ve hak mücadelem devam edecek. Fuhuş için çıkar amaçlı örgüt kurmakla suçlayıp 35 yıl ceza veren bu devlet. Ne yazık ki genelevleri çalıştıran ve bu ülkede en çok bu işi layıkıyla sen yaptırdın diye Manukyan’ı vergi rekortmeni diye kutlayan bu ülkenin cumhurbaşkanı. Ve aynı zamanda başta şehrim Bursa’nın her yerinde, masaj salonlarında mutlu son varken ve çay ocakları konsomatrisi tanımışken ben bunu yaşadım. Travesti ve transseksüelleri fuhuşa iten de bu toplum ve bu devlet. Bu ülke insanlara hayatta durma şansı vermiyor. Adaletin olduğu bir Türkiye, insan haklarının ve ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye diliyorum” şeklinde bir mesaj yayınladı.
Transseksüel Öykü Özen, ilk olarak 2007 yılındaki genel seçimlerde bağımsız aday, 2011 yılında ise CHP’den milletvekili adayı oldu. 30 Mart’taki mahalli seçimler öncesi CHP’de meclis üyesi adaylarının belirlenmesi için temayül yoklamasına giren Özen, 20’nci sıradan seçime girmişti. Türkiye’nin ilk şiddet butonunu alan Özen, kocasıyla da geçtiğimiz yıllarda boşanmıştı.
Müvekkilinin yurt dışına hakkındaki cezası kesinleşmeden önce çıktığını kaydeden avukat Nalan Bener, “Müvekkilim Öykü Özen, kapatılan Özel Yetkili İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Hakkında verilen 31 yıl 8 aylık hapis cezası, Yargıtay tarafından geçen hafta onandı. AİHM’ye başvuru yolu 2 yıllığına durdurulmuştu. Biz de bunun üzerine iç hukuk yollarımız tükendiği için Anayasa Mahkemesi’ne ferdi başvuruda bulunduk. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ettik. Müvekkilimizin adil bir şekilde yargılanmadığını düşünüyoruz” dedi.

Hazırlık soruşturması yapılırken müvekkil ve diğer şüphelilerin cinsel kimlikleri sebebiyle bir tür linç edildiğini ileri süren Bener, “Bulaşıcı hastalık yayan pislik insanlarmış gibi gösterildi. Soruşturma aşamasında dosyada kısıtlama kararı vardı. Biz avukat olmamıza rağmen bilgileri medyadan aldık. Ve AİHM içtihatlarına göre gözaltına alınan şüphelilerin savunmadan kısıtlanmaması gerekirdi. Bütün itirazlarımıza rağmen savunma hakkımız kısıtlandı. Bununla ilgili AİHM’ye başvuruda travesti bulundum. Esas aldı. Adil yargılanmadığı, ayrıca özgürlük ve güvenlik hakkı zedelendiği için davayı kazanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
Müvekkilinin Türkiye’de görüldüğü yerde tutuklanacağını fakat şu an Rio’da olduğunun hatırlatılması üzerine Bener şunları söyledi:
“Kırmızı bültenle arama çıkarsa tabii ki orada yakalanır ama benim düşünceme göre Brezilya’nın suçluların iadesine ilişkin Türkiye ile imzaladığı bir sözleşme yoksa o zaman iade edilemez. Karşılıklı sözleşme olması gerekir.”
Fuhuş için çıkar amaçlı örgüt kurmak ve zorla fuhuş yaptırmak suçlamasıyla yargılandığı davada çarptırıldığı 35 yıl hapis cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine ortalıkta görünmeyen Öykü Evren Özen, sosyal medyadaki Rio de Janeiro’dan yer bildirimi yaptığı mesajında, özetle şöyle dedi:

“Seçim yapmam gerekiyordu. Ya bu ülkeden gidecektim ya da tutuklanıp hak arayacaktım. Ne yazı ki ülkemde artık adalet kalmadığı için tekrar dönmek üzere ülkemi terk ediyorum. Travesti ve transseksüelleri fuhşa iten de bu toplum ve bu devlet. Bu ülke insanlara hayatta durma şansı vermiyor. Adaletin olduğu bir Türkiye,insan haklarının ve ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye diliyorum” dedi.

Bursa’da kurulan Gökkuşağı Derneği’nin Başkanı Öykü Evren Özen, yeşil kart ile gerçekleştiremediği cinsiyet değişikliğini, bankadan çektiği kredi ile gerçekleştirip pembe nüfus kağıdı aldı. 2007 yılında düğün yaparak sevgilisi Mehmet Özen ile evlendi. Kurduğu çete ile travesti ve transseksüellere zorla fuhuş yaptırdığı iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen Öykü Evden Özen, 30 Mart seçimlerinde CHP Bursa merkez Osmangazi İlçesi Belediye Meclisi Üyeliğine aday oldu ancak seçilemedi.
MATİLD MANUKYAN KİMDİR ?
1914 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbullu aristokrat bir ermeni ailesinin kızı. Notre Dame de Sion’u bitirdi. İş hayatına, sosyete terziliği ile başladı. Eşinin ölümünün ardından, oğluyla tek başına kaldı. Açtığı atölyede kıyafet dikerek para kazandı. Karaköy’de babasına ait binaları, genelev işletmecilerine kiraya verdi. Buradan alacağını ödemeyen bir kiracısı vasıtasıyla, geneleve ortak oldu. Önce ev sahipliği ile bu işe başladı. Yıllar içinde işlettiği genelev sayısı 14′ü buldu.

Genelevlerden kazandığı paralarla çok sayıda gayrimenkul aldı. Üstüste vergi rekortmeni seçildi. Resmi görevlilerden, vergi rekortmenliği plaketleri aldı. M&M adını verdiği özel müzede başarılarını sergiledi. 17 Şubat 2001 tarihinde İstanbul’da öldü.

21 Şubat 2001 tarihinde, Beyoğlu’nda bulunan Üçhoron Kilisesi’nde düzenlenen törenin ardından Şişli Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze törenine Manukyan’ın Amerika’da yaşayan oğlu Kerobe Çilingir, kardeşi Ferdinand Manukyan, torunları, Dora- Sezer, Mayk- Natali, İlda- Alen çiftlerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Geniş Bilgi

Küçük yaşta kızları çalıştırdığı iddiasıyla bir ara gözaltına alındı, daha sonra travesti serbest bırakıldı. Yüksek düzeyde vergi verdiği gerekçesiyle vergi şampiyonu ilan edildi. Gazeteci yazar Mehmet Şevket Eygi, Manukyan’ın gözaltına alınıp sonra da serbest bırakılmasını şöyle eleştiriyordu; “Yaşı küçük ve kaçak fahişe çalıştıran, ruhsatsız evler işleten Madam’ın gözaltına alınmasıyla serbest bırakılması arasında fazla bir vakit geçmedi. Madam, tutuklanma talebiyle Şişli Adliyesi’ne sevkedildi. Kirada oturan Şişli Adliyesi’nin ev sahibi kimdi biliyor
musunuz? Madam Manukyan tabii… Kira ödeme günü de Madam’ın adliyeye getiriliş tarihine tesadüf etmişti. Aman ne tesadüf, aman ne tevafuk! Gelmişken kirayı da alıverseydi bari. Ev sahibesi madamın dosyası incelendi, tutuklanmayı gerektirecek bir husus bulunamadı ve icabı düşünüldü. Madam serbestsiniz! Vive la liberte! Binasının sahibi bulunduğu Adliyeye polis arabasıyla getirilen Madam, oradan acaba Rolls Royce limuzini ile mi dönmüştür? Bu hususu öğrenemedim. Madam gerçekten ayıp etmiştir, vesikasız fahişe çalıştırmakla. Genelevlerde çalışan fahişelere verilen bu resmi vesikalar birer özgürlük bildirgesidir, temininde ihmal edilmemesi gerekirdi. Düzenin antentli travesti kağıdı
altında resmi mühür olan bu vesikada özetle ne yazıyor; TC vatandaşı bu kadının, yasalara uygun olarak vücudunu para ile satması uygun görülmüştür. Madam böyle bir berata sahip olmayan sermayeleri nasıl çalıştırabilir? Anayasaya aykırı olmaz mı bu? Madam’ın başka bir marifetini de gazetelerde okudunuz mu? Romanyalı yaşı küçük bir kız İstanbul’daki müftülüklerden birine gitmiş, ben Müslüman olacağım demiş, müftü efendide gereken töreni ve muameleyi yapmış, bir de Kur’an-ı kerim hediye etmiş. İki gün sonra Madam’ın evleri basıldığında, bu taze muhtedi de sermaye olarak yakalanmış mı? Pes doğrusu! Şu Madam yaman kadın. Hıristiyan olarak çalıştırtmıyor, önce Müslüman ediyor sonra satışa çıkartıyor.Anladınız mı bunun ne manaya geldiğini?

28 Eylül 1995′te koruması Mehmet Urhan’ı hedef alan bir saldırı da ağır şekilde yaralanan Manukyan, olayı şöyle anlatıyor; “O saldırı bana değil, korumam Mehmet Urhan’a karşı düzenlenmiş bir saldırı idi Mehmet benden iş isterken İstanbul Bankası’nda Özer Çiller’in kuryeliğini yaptığını söylemişti. Ama ben Mehmet’in düşmanı olacağını nereden tahmin edeyim. Yaralandıktan sonra beni acilen Şişli Etfal’e kaldırmışlar. Orada ilk müdahaleden sonra Florance Nightingale Hastanesi’ne kaldırıldım. Burada sol bacağımdan 7 kez ameliyat edildim. Şu anda bacağıma bir alet taktılar. Kemikler tekrar eski hale gelsin diye.”

Manukyan, gayrimenkulleri hakkında kendisine sorulan bir soruya da, Yalova Gazipaşa caddesi üzerinde 200′e yakın daire, 1993 yılında da Antalya ve Alanya’da 5 yıldızlı Bilion ve Elegans otellerini aldığını, Almanya’da ise 100 yataklı bir otel yaptırdığına dair cevap veriyordu. Gazeteci Okhan Şentürk’e, bu otel için 1 milyon dolarlık yatırım yaptığını belirtti. Manukyan, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde yaptırdığı fabrikanın tekstil, ambalaj ve emaye olmak üzere üç ayrı iş kolunda ihracat yapacağını travesti söylüyor.

Manukyan, Kıbrıs ve İstanbul’daki bazı yatırımları hakkında da şu bilgileri veriyor; “Feriköy’de yeni bir iş hanı yaptırıyorum. Avcılar’da da işhanı ve daire inşaatlarım sürüyor. Bunlar bir yıl içinde biter. Ayrıca, Şişli Adliyesi’nin altındaki dükkanlarımı kuyumcular çarşısına dönüştürmeyi planlıyorum. Kıbrıs’a gelince, Polat Holding’in Girne’de yaptırdığı villalardan 10′u bana ait. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile yakın dostluğum var. Her yılbaşında herkesten önce ondan tebrik kartı gelir. Kendisi sağolsun hastalığımda sürekli beni aradı. Yakınen ilgilendi.”Manukyan’ın iflastan kurtardığı üç iş adamı, Çin’de yaptırdıkları Manukyan’ın heykelini ünlü işkadınının evinin bahçesine dikti. Manukyan, bu konuda, iş adamlarının travesti ismini vermeyerek ibadet ve ticarette gizliliğin esas olduğunu belirtti. Manukyan’ın son mal varlığı şöyle; Yalova’da 200 daire, İstanbul’da 500 daire, 70 işhanı, İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde bin dönüm arazi üzerine kurulu tekstil, ambalaj ve emaye fabrikası, Bir adet Rolls Royce marka otomobil, 4 adet son model BMW ve Mercedes marka otomobil, 1993 yılında aldığı Kalamış Yat Limanı’nda demirli 18 metre uzunluğunda Sang Harmony adlı bir yat, Girne’de 10 adet villa, Antalya ve Alanya’da 3 adet 5 yıldızlı otel, Sinema Sanatçısı Sezer Sezin’den 1993 yılında aldığı Büyükada’da bulunan bir köşk, Çeşitli vakıflara bağışladığı 70′in üzerinde daire, değeri trilyonları bulan çok sayıda mücevher ve ziynet eşyası.

Genelev patroniçesi Matild Manukyan, torunu Mark Çilingir’i 3 Mayıs 1999′da Hilton Oteli’nde düzenlenen travesti nikah töreniyle evlendirdi. Manukyan’ın rahatsızlığı sebebiyle katılamadığı nikah töreninde gelinin şahitliğini Silva Çizmeciyan, damatın şahitliğini ise Sezer Yılmaz yaptı.
Ankara travestileri, İstanbul travestileri, Travesti içinde ankara travestileri, istanbul travestileri, travesti etiketleriyle 15 Ağustos 2014 tarihinde demir tarafınadan gönderildi.
Yazı dolaşımı
← Travesti , bizleri savunmak oy kaybettirmiyor !
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ad *

E-posta *

İnternet sitesi

Yorum

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz:

Arama:
Kategoriler

Ankara travestileri
Bursa travestileri
Genel
İstanbul travestileri
İzmir travestileri
Travesti
Travesti Siteleri
Travestiler

Son Yazılar

Geçimini Fuhuşla Kazanan Kadının Hazin Sonu Travesti
Travesti , bizleri savunmak oy kaybettirmiyor !
Travesti , bir eşcinsel sinema başyapıtı …
travesti komşu istemem , bankam travesti müşteri kabul etmesin
Ağrı’da seçim öncesi travesti krizi yaşandı

Muhafazakar Parti’ye travesti eşcinsel başkan

Danimarka’da Muhafazakar Parti’nin yeni Genel Başkanı Sören Pape travesti ve eşcinsel olduğunu açıkladı.Danimarka’da, geçtiğimiz hafta istifa ettiğini açıklayan Muhafazakar Parti Genel Başkanı Lars Berfoed’in yerine genel başkan seçilen Sören Pape, eşcinsel olduğunu açıkladı.

Viborg Belediye Başkanı olan Sören Pape, parti başkanlığı görevine başlar başlamaz, eşcinsel olduğunu halkın kendisinden duyması gerektiğini belirterek “Ben eşcinselim ve eşcinsellik benim bir parçam” dedi.

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre; eşcinsel olmasının kendi özel hayatı ile ilgili olduğunu belirten 42 yaşındaki politikacı “Eşcinsellik benim özel hayatım ve beni ilgilendirir. Başkalarını ilgilendiren bir durum değil. Ancak genel başkan seçildiğim için basın büromuza çok sayıda soru geldi ben de başkaları yazmadan kendim açıklamak istedim. Gazeteciler akıllı insanlardır, onlar nasıl olsa öğrenmiştir. Onun için kamuoyuna benim açıklama yapmam daha doğru olurdu” dedi.

Muhafazakar Parti yönetimi, 2012 yılında, eşcinsellere evlat edinme hakkı tanıyan yasa mecliste tartışılırken, parti grubunda anlaşma sağlanmadığı için tüm milletvekillerine oylama sırasında kendi kararlarını kendilerinin vermesini istemişti. Sören Pape, kendisinin de evlatlık olduğunu söyledi.