Mersin’de travesti Cansu’ya silahlı saldırı

page_mersinde-trans-cansuya-silahli-saldiri_531523820Mersin’de travesti birey Cansu, kimliği belirsiz kişilerce gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Yoğun bakıma alınan Cansu’nun hayati tehlikeyi atlattığı öğrenildi.

Trans Cansu’nun geçtiğimiz ay da saldırıya uğramış ve 14 dikişle kurtulmuştu.

Eyüp Çakır imzası ve “Mersin’de silahlı transfobik saldırı: Faili nefret!” başlığıyla yayımlanan (29 Temmuz 2014) konuya ilişkin yazı şöyle:

Hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın travesti ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Geçtiğimiz sonbahardı. Adana’da kilisenin yanındaki alabildiğine salaş bir gey barda tanıştık Cansu’yla. LGBTİ hareketinden insanlarla yeni yeni tanışmamla birlikte travestilerle de daha çok temas ediyordum artık. Cansu da onlardan biriydi. Hem aktivist hem de bir travesti… Ortam tabiri caizse varoştu, “ka” değildi, kişiler de öyle. Başta garipsemiyor değildim açıkça söylemem gerekirse böyle ortamları. Jargonlarına dilim dönmüyordu ve anlamıyordum da. Alt kültür ortamına adapte olmaya çalıştığım zamanlardı yani. Evet, ben en ötekiydim travesti ama en ötekinin ötekisi insanlar vardı böyle ortamlarda…

Cansu’yla ilk tanıştığımda ağzından çıkan küfürlü ve esprili sözleriyle hayli eğlendirmişti bizi. Eğlenceli kişiliğini bara birlikte gittiğim Alican’ın evinde daha iyi tanımıştım. O gece Mersin’e gidemeyeceklerdi saatin geç olmasından ötürü ve Alican’da ağırlandılar. Sabaha kadar Çağla, Cansu ben ve Alican katıla katıla güldük Cansu’nun anlattıklarına. Oradan buradan istanbul travestileri alıyordu götürüyordu bizi alkolün de etkisiyle.

Geçen hafta da Mersin’e polislerin translara saldırısı ile ilgili basın açıklamasına gittiğimizde geri dönecektik akşam treniyle. Ama Cansu ikide bir bizi unutmadığını söylüyordu. O gün Alican’ın ev sahipliğinin hatrını belli ki unutmamıştı. “Olur mu ayol aaa! O kadar evinizde ağırladınız ailenle tanıştırdın, bu gece bende kalacaksınız” deyip eylemden sonra sahil kenarına çay içmeye götürdü. Yolda Mahmut abisini arayıp “Abicim sahile sandalye at birkaç tane, Adana’dan değerli misafirlerim var” dedi… Öyle de misafirperver işte. Yetmedi evinde bize bir sofra hazırladı o kadar yorgunluğun üstüne. Elimizi hiçbir işe vurdurtmadan “Olmaz ben misafirlerime hizmet ettirmem, ben hizmet ederim’’ deyip, arada da ikide bir vefa borcu varmış gibi “beni ağırladınız” diyordu…

Balkonda yemek yerken teravih namazına giden tanıdığı bir yaşlıca kadına seslendi “Teyze, bana da dua et!”

Lafı çok uzatmak istemiyorum neyse. Teyze dua etti mi bilmem ama şu an birçok insan dua ediyor senin için Cansu.

Cansu birkaç saat önce, gece yarısı dört kurşunla ağır bir şekilde yaralandı. Saldırganları bilmiyorum ama kim olduklarının şu an için bir önemi yok. Saldırganlar hep meçhul zaten! Olsa da bir şekilde yüce devletim sayesinde korunur hep… Zaten buldukları cesaret de devletten ötürü. Yine geçtiğimiz ay kandil bahanesiyle saldırıya uğramıştı Cansu ve 14 dikişle kurtulmuştu neyse ki. Şimdi şu saatlerde yaşamak için mücadele veriyor. Ve onun güçlü olduğuna inanmak istediğim için iyeleşeceğini biliyorum, aksini düşünmek dahi istemiyorum.

Transların, çoğunuzun bildiği şekilde “travesti”lerin yaşadıkları sıkıntılar hiç de az buz değil. Bir gey olarak geçtiğimiz haftalarda yaşadığım kötü hadiseye kadar hiçbir şey yaşamamışım diye düşünmüştüm. Ki hala öyle hiçbir şey yaşamamışım aslında. Ve şimdi yaşadıkça daha çok hangi kesimlerle örgütlenmem gerektiğini daha da iyi anlıyorum. Zengin mekanlarda kapalı dolaplar arasında “tertemiz” yaşayanlarla değil de tam da böyle tüm dünyanın ağız kokusunu çeken en dibe vurmuş varoşlarla!

Ve evet hiçbirimiz hiçbir kötülük yaşamayalım istiyorum, her gün bir yerden kötü haber alır mıyım demek yerine dünyada güzelliklere dair şeyler duymak istiyorum. Arkada şu an John Lennon’ın “Imagine” şarkısı çalıyor. Ruh halime dokunduğu için dinliyorum şu an. Öyle bir dünya hayal ediyorum ki nefretsiz olsun! Yaşamak hem de insan gibi yaşamak lüks olmasın! İnsanların ve diğer canlıların katledilmediği, hür bir şekilde yaşadığı, iktidarsız, eşit yaşadığı bir dünya istiyorum. Çok zor olmasa gerek ha…

Ve son olarak hiçbir ahlak kanlı ellerinizi temizleyemez! Buna ister genel, ister toplum, ister töre, isterseniz de devrimci ahlak deyin. İnsanların ölümüne sebep olan bu ahlak anlayışınız yok olmadıkça hiçbiriniz ak pak değilsiniz. Ya hep birlikte kurtulacağız, ya da hepimiz yok olup gideceğiz bu bataklıkta

İhsanoğlu’ndan Travesti ve gay yorumu: Toplumun hassasiyetleri var!

Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu Travesti LGBTİ haklarına ilişkin, “Toplumumuz muhafazakâr bir toplum. Toplumun hassasiyetleri var” dedi.Hürriyet gazetesinden Cansu Çamlıbel’e konuşan Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu; homofobi ve LGBTİ haklarına dönük sorulara cevap vermekten yine kaçındı. “Toplumun hassasiyetleri”nden bahseden İhsanoğlu, “Bizim toplumumuz muhafazakâr bir toplum. Muhafazakâr toplumun hassasiyetlerini düşünmemiz lazım” dedi.

İhsanoğlu’nun “muhafazakâr toplumun hassasiyetleri”nin öldürdüğü LGBTİ’ler ve nefret cinayetlerine ilişkin ise herhangi bir projesi, vaadi ya da sözü bulunmuyor.

İhsanoğlu daha önce de homofobinin evrensel bir mesele olmadığını öne sürmüş, LGBTİ haklarını evrensel insan hakları içerisinde ele alan yaklaşımlardan itinayla uzak durmuştu. İhsanoğlu’nun verdiği son röportajın ilgili kısmı ise şöyle:

El Cezire’ye verdiğiniz bir mülakatta söylediğiniz ‘Homofobi evrensel bir mesele değildir’ lafı arşivlerde duruyor. LGBTİ bireylerin hakları ve toplumdaki konumlarıyla ilgili görüşünüz nedir?
Tabii bu çok hassas bir mesele. Bir taraftan bu insanların toplumda yer aramalarıyla ilgili insan hakları boyutu var, bir de toplumun hassasiyetleri var. Bu iki parametre arasında düşünüp ele almak lazım.

O denge nasıl bulunur? Toplumdaki homofobiyi aşacak formül nedir sizce?
Nedir homofobi?

LGBTİ bireylerini kabullenmeyen, hatta onları dışlayan aşırı yaklaşımı özetleyen bir kavram diyebiliriz.
İşte bu hassasiyetleri ele almamız lazım. Birdenbire sert bir şekilde bir tarafın üzerine gitmek doğru olmaz. Bir de şu var; bizim toplumumuz muhafazakâr bir toplum. Muhafazakâr toplumun hassasiyetlerini düşünmemiz lazım. Türkiye’de 76 milyon insanın değerlerine saygılı olmamız lazım. Bir taraftan bu şekilde davranan insanlar var ve kendi haklarını müdafaa ediyorlar.

Cinsel yönelimlerini özgürce tanımlamalarını hakları olarak görüyorsunuz o halde, öyle mi?
Bir taraftan buna karşı olan bir ekseriyet de var. Şimdi benim bunu böyle ayaküstü, hem de havaalanına yetişecek bir anda söylemem mümkün değil.

Gay travesti penguen kitabı çıktı ve dünyayı karıştırdı.

escinsel-penguen-kitabi-olay-yarattiSingapurlu yetkililer travesti eşcinsel karakterleri öne çıkaran iki kitabın kütüphanelerden kaldırılmasına karar verdi.BBC Türkçe’nin haberine göre, Bu karar ağırlıklı olarak muhafazakâr yapıya sahip ülkede eşcinsel hakları ile ilgili tartışmaları alevlendirdi.

İlgili Haberler ‘İklim değişikliği penguenleri tehdit ediyor’ Nintendo’dan eşcinsel oyun karakterine ret ‘Eşcinsel’ penguenler ayrıldı Devamı için tıklayın İlgili Konular Çevre / İklim, Yaşam Kaldırılan iki kitaptan Tango Makes Three (Tango Üç Yapar) gerçek bir hikâyeye dayanıyor.

Kitapta New York Hayvanat Bahçesi’nde aynı yumurtaya kuluçkaya yatan iki penguenin hikâyesi anlatılıyor.

ABD’de de tartışma yaratan bu kitap, Amerikan kütüphanelerinde raftan çıkarılması için şikâyetlere hedef olan kitaplar arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Singapur’da tepki toplayan ikinci kitap ise The White Swan Express (Beyaz Kuğu Ekspresi).

Kitap, Çin’de evlat edinmeye çalışanları konu alıyor; bu kişiler arasında evli olmayan bir anne ve lezbiyen bir çift bulunuyor.

Kitaplar yerel bir kütüphanenin içerikle ilgili kaygılarını Ulusal Kütüphane Birliği’ne iletmesinin ardından alınan kararla kütüphanelerden kaldırıldı.

BEŞ BİN İMZA TOPLANDI

Ulusal Kütüphane Birliği, çocukların erişimi olan kitaplar söz konusu olduğunda ‘aile kurumunu korumak ve bu travesti konularda daha ihtiyatlı davranmak’ kaygısıyla hareket ettiklerini söylüyor.

Kitapların kütüphanede yerini tekrar alması için şu ana kadar yaklaşık beş bin imza toplandı.

travesti Eşcinsel ilişki Singapur’da yasak. Eşcinsel hakları savunucuları bu yasağın anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yasal girişim başlattı.

Hükümet ise fiilen uygulanmayacağını vurguladığı yasağın, toplumun genel değerlerini yansıttığı için mevzuata aykırı olmadığını savunuyor.

Geçtiğimiz ay ülkede düzenlenen ‘Pembe Nokta’ eşcinsel onur yürüyüşüne muhafazakâr kesim tepki gösterdi.

Travesti propaganda” hukuk yazarı Almanya’da konuşdu

Yelena Mizulina, Rusya’da ” travesti propaganda” karşı ülke çapında hukuk yazarı, bu Cumartesi Leipzig, Almanya’da bir konferansta Rusya ve Fransa’dan diğer anti-eşcinsel savunucuları katılmak için ayarlanır.

“Ailenin Geleceği İçin” başlıklı konferans, Fransız-Rus think tank Moskova, Paris ve New York merkezli Institut de la Démocratie et de la işbirliği ile işbirliği içinde sağcı komplo dergisi Compact tarafından organize edilmektedir. Zaten Fransa’da Mizulina ile bir kongre düzenledi ve eşcinsel evliliğe karşı ulusal hareketini destekledi, manif Sundu dökün.

Béatrice Bourges, sonradan çünkü onun şiddet söylemi grup atıldım “manif”-hareketin en etkili sözcülerinden biri, aynı zamanda diğer anti-gay ve İslamofobik hoparlörler arasında Almanya’da konuşmak için ayarlanır.

travesti ve eşcinsellere savunma sözü

Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, İstanbul’da KA.DER’in düzenlediği bir toplantıda kadın örgütlerinin temsilcileri ile bir araya geldi.
Kadın örgütlerinin sorularını yanıtlayan Demirtaş; kadın aday çıkaramadıkları için özeleştiri verdi. Kadın cinayetlerine ilişkin, “Öldürülen kadının tabutunu cumhurbaşkanı da omuzlamalı. Bizatihi erkeğe, aşirete, aileye yerinde mesaj vermeli. Doğusu, batısı yok. Kürtlük ve Türklükle ilgili değil. Erkek egemen sistem ile ilgili” travesti dedi.
“Kürtaj kadının kararıdır”
Demirtaş’ın kürtaj sorusuna cevabı ise şöyleydi: “Kadın bedeni üzerinde kimsenin tasarruf hakkı yok. Devletin bunu tartışması bile utanç verici. Bu kadının birey olarak vereceği bir karardır. Ne kocanın ne de Başbakan’ın elindedir.”
“Amasız insan haklarını savunuyoruz”
travesti ’lerin hakları ve seks işçilerine dönük saldırılara ilişkin ise Demirtaş, “İnsan hakları ’amasız ancaksız’ hayata geçirildiği oranda insan haklarıdır. Kişilerin cinsel kimlikleri, cinsel yönelimleri insan haklarında kriter değildir. LGBTİ’ler de dahil olmak üzere herkes toplum içerisinde insanca yaşamalıdır, yeni yaşam belgemizin ilkesi de budur. ’Ama’ dediğiniz zaman insan hakkı ortada kalmaz. Bütün ayrımcılığı uğrayan kimliklerde dik durmak gerekiyor” dedi.
“Risk almadan toplumsal dönüşüm olmaz”
Bu tutumlarının siyasi bir risk olup olmadığına ilişkin ise Demirtaş’ın cevabı, “Evet risktir. Biz bugüne kadar hangi siyasi projemizde risk almadık ki. Ötekileştirilmiş kimlikleri karşımıza alsaydık, biz de iktidara travesti yürüyebilirdik. Kadın özgürlüğünü savunurken, Kürtlerin, Ermenilerin haklarını savunurken de siyasi risk almış oluyorum. Ancak risk almadan toplumsal dönüşüm yaşanamaz ki” şeklinde oldu.
Demirtaş’tan önce KA.DER toplantısına katılan diğer Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ise, travesti ve eşcinsel sorusunu geçiştirmiş; kürtaja ilişkin “Verilen canı insanın alma hakkı var mıdır” demişti. Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan ise KA.DER’in davetine henüz yanıt vermedi. (ajanslar)

travesti ve trans cinayetlerine karşı eylem

travestilerArtan travesti ve trans cinayetleri 26 Temmuz Cumartesi İskenderun’da protesto edilecek.İskenderun Özgürlüğün Renkleri LGBTİ ve feministler artan kadın ve trans cinayetlerine karşı eylem düzenliyor.

“Kadın katliamı var, Meclis olağanüstü toplansın” kampanyası kapsamında yapılacak eylemde; Mersin’de yaşanan transfobik polis saldırısı ve seks işçisi kadınlara dönük şiddet de protesto edilecek.

Eylem yarın (26 Temmuz Cumartesi günü) saat 16.00’da Paç Parkı’nda başlayacak. Protestoya İskenderun’daki sivil toplum kuruluşları da katılacak.

Etkinliğin duyurusuna şuradan ulaşılabilir.

Travesti LGBT forumu: “İşveren beni görünce sanki şok geçiriyor”

travesti_lgbt_forumAzerbaycan’da Nefes LGBT Alyansı, ülkedeki ilk LGBT (travestiş, lezbiyen, gey, biseksüel, trans) ve toplumsal cinsiyet forumunu dün gerçekleştirdi.“Şahmarlı’nın intiharını araştıran tek bir vekil çıkmadı”

Başkent Bakü’de gerçekleştirilen etkinlikte, bu yılın başında hayatına son veren aktivist İsa Şahmarlı anıldı. Azad LGBT başkanı Lala Mahmudova, Şahmarlı’nın mücadelesini ve hayallerini anlattı.

Mahmudova’nın ardından Nefes LGBT Başkanı Atilla Cavid Nabiyev, ülkedeki yasal mevzuatın homofobik ve transfobik etkilerini paylaştı. Nabiyev, Şahmarlı’nın intiharının arkaplanını araştıran tek bir vekilin bile çıkmadığını belirtti.

Vize sorunu nedeniyle etkinliğe video aracılığıyla katılan ILGA-Europe Program Direktörü Bjorn Van Roozendaal, bir Avrupa Konseyi üyesi olarak Azerbaycan’ın insan hakları sorumluluklarını hatırlattı.
İşverenden “sen niye böylesin?” sorusu!

Avukat Asima Nasirli ise ülkede kadın hakları açısından yaşanan sorunlara dikkat çekti. Erken evliliklere zorlanan kadınlara eğitim hayatından uzaklaşarak ekonomik bağımsızlıklarını kazanamadığını vurgulayan Nasirli, Azerbaycan’da tek bir kadın başsavcı olmadığını söyledi.

Etkinlikte söz alan Julian adlı 22 yaşındaki bir trans, iş bulmakta yaşadığı sıkıntıları paylaştı. İş başvurularını özellikle fotoğrafsız yaptığını anlatan Julian, görüşmeye gittiği zaman işverenlerin “sanki şok geçirdiğini” ifade ediyor:

“Sen niye böylesin, ailen böyle olduğunu biliyor mu gibi aslında onları hiç ilgilendirmeyen sorular soruyorlar.”

Yaklaşık 40 kişinin katıldığı etkinlik “All You Need is Love” filminin gösterimiyle sona erdi.

Travesti Esmeray dan Bohçacı geldi hanım!

travestiesmeray_fotoTaraf Gazetesi’ndeki köşesinden gazete okuruna aşina olan Travesti Esmeray, bu kez bohçasını Ankara’da açıyor. Esmeray, daha önce yazıp oynadığı “Cadının Bohçası” ile kendini tiyatro meraklılarına takdim etmişti. Sanatçı, kişisel anlatılarıyla örülü devam niteliğindeki oyunu “Yırtık Bohça” ile Nefes Bar’da bu akşam sahne alacak. Esmeray’la sahneye çıkmadan birkaç saat önce lafladık.Önce oyundan bahsedelim biraz… Yırtık Bohça’yı oynamak için Ankara’dasın. Bu oyunu kaç ilde oynadın?

Oyun ikinci yılına giriyor. Bu oyunu daha çok İstanbul’da oynadım. Ankara dışında henüz bir turneye çıkmadım. 2. Pembe Hayat Kuirfest’in açılışında da Ankaralı seyirci ile buluşmuştuk. Yeni sayılır. Ameliyat süreci biraz engel çıkardı. Ayrıca bu sene ben Viyana’daydım. Turne için fazla bir fırsatımız olmadı.

Viyana’da neler yaptığını biraz anlatır mısın?

Viyana’ya bir tiyatro grubunun projesi kapsamında misafir sanatçı olarak gittim. Beni takip ediyorlarmış. Duymuşlar, çağırdılar. Proje kapsamında çağrıldım. Oyunu orada çıkardık. “In Between”, “Arada” oyunun adı. Oyun, hepimizin hikâyesi, doğaçlama. Oyunun yönetmeni Emel Heinrich, yazarı Barbara Markoviç. Biz anlattık, o yazdı. Yazım süreci de kolektifti. Oyunu ekip halinde çıkardık. Hepimizin emeği var. Oyun henüz Avusturya’da sahnelenmedi. Mart’ta sahnelenecek. Türkiye’de ilk gösterim Ankara Ethos Tiyatro Festivali kapsamında oldu. Ardından Diyarbakır ve İstanbul turneleri oldu.

Medyadaki var oluş hikâyenle ilgili de biraz bilgi verebilir misin? Ne gibi zorluklarla karşılaştın ve ana akım medyada yeterince yer bulabiliyor musun?

Medyada henüz öyle çok ciddi bir ayrımcılığa uğramadım. Özellikle basılı medya bayağı bir destek oldu. Hatta ana akım medya da dâhil olmak üzere televizyon programlarına çıktım. Şu ana kadar ciddi bir ayrımcılığa uğradığımı söyleyemem. Kayda değer bir sorun yaşamadım. Diyarbakır’daki gösterim televizyonlardan ilgi gördü. NTV’de birinci haber olarak verildi. Enver Aysever’in programına katıldım. Hilmi Hacaloğlu’nun ve Hülya Avşar’ın programlarına konuk oldum.

Yazarlık ve sanatçılık yolunda, kendini idare edebilecek kadar gelir sağlayabiliyor musun?

Çok zorlanıyorum. Zor şartlar altında yaşıyorum. Kışın koşullar bir parça daha iyi. Yazın zorlanıyorum. Çok parasız ve işsiz kalıyorum.

Kendi yazıp oynadığın oyunlar dışında ilk örnek “In Between” miydi?

Evet, ilk grup oyunum buydu.

Başka oyunlar için, beraber oynamak üzere başka teklifler alıyor musun?

Avusturya’da oynadığımız proje çok önceden beri gündemimizdeydi. Ne zaman ve nasıl oynayacağımız konusunda biraz belirsizlikler vardı. O aşamada başka bir gruptan, Türkiye’den bir teklif gelmişti. Tam bu teklife eğilmiştim ki, Viyana’dan yeniden çağırdılar. Oraya gitmek zorunda kaldım.

Oyunculukla ilgili ne gibi planların var?

Önümüzdeki sezona dönük iki tane proje üzerinde çalışıyoruz. Biri iki veya üç kişilik bir oyun. Diğeri de yine benim anlatılarımdan oluşan bir proje. “Cadının Bohçası” veya “Yırtık Bohça”nın devamı kıvamında bir oyun olacak.

İki kişilik projede kim var?

O biraz sürpriz olsun. Tam netleşen bir şey değil.

İstanbul’daki tiyatrolar altın çağını yaşıyor diyebilir miyiz?

Geçici bir dönem bence. Büyükşehir tiyatroları daha aktif görünüyor; ama ona da darbe vuracaklar. Tiyatronun tamamen bitirilmesi mümkün değil. Hiçbir dönemde hiçbir diktatör sanatla başa çıkamamış. Ben kötümser değilim.

İzmir LGBTİ: Travesti Seks işçisi yalnız değildir!

Mersin’deki transfobik polis saldırısına bir tepki de İzmir’den geldi. İzmir Travesti LGBTİ İnisiyatifi, “Seks işçisi yalnız değildir” dedi.
İzmir LGBTİ İnisiyatifi Mersin’deki transfobik polis saldırısını ve seks işçilerine dönük şiddeti Alsancak’ta bir yürüyüşle protesto etti.

“Seks işçisi yalnız değildir” pankartının açıldığı eylemde, “Nefret öldürür” dövizleri taşındı. Basın açıklamasında, “Tüm bu saldırıların faili devlet ve toplumdur” denildi.

Basın açıklamasının tam metni ise şöyle:
“Son bir kaç ay içerisinde ’fuhuş ve uyuşturucuya’ karşı eylemler adı altında seks işçilerine özellikle trans seks işçilerine karşı şiddet giderek artmaktadır. Sistematik polis terörü de şiddetini arttırmaktadır. Bunun en son örneklerini bu hafta içerisinde İstanbul, İzmir ve Mersin’de yaşadık.

“İstanbul’da mahalle çeteleri tarafından seks işçilerine yönelik devam eden dışlama, yıpratma ve şiddeti tekrar yaşandı. Onursuz insanların seks işçilerini sokak ortasında döverek, seks işçilerini kurtardığı düşüncesiyle yaptığı ilk olay değildir. Biz biliyoruz ki oruspufobinin sağı solu olmaz tıpkı milleti olmadığı gibi…

“Saldırıların faili devlet ve toplumdur!”
“Mersin’de akşam saatlerinde Mersin 7 Renk aktivistlerinin de aralarında bulunduğu yedi trans arkadaşımıza polis tarafından Kabahatler Kanunu bahane gösterilerek şiddet uygulanmıştır. Trans arkadaşlarımızın gözlerine direk olarak biber gazı sıkılmış ve karakolda işkence devam edilmiştir. Tüm bu olaylar sonucunda karakolda tutanak tutulmamıştır ve olay ört pas edilmeye çalışılmıştır. İzmir Alsancak’ta trans seks işçilerinin yoğun çalıştığı Azra Has Sokağı’nda ise polis sistematik olarak varlığını göstermeye çalışıyor. Bazen para cezası ile bazen de şiddetiyle…

“Yaşanılan tüm bu olaylar seks işçilerine yönelik yıpratma politikasıdır. Adana’da Adana Queer aktivistlerine yapılan saldırı, LGBTİ’lere yönelik nefret söylemleri ve LGBTİ bireylerin intiharları, giderek artaran kadın ve trans cinayetleri ve duymadığımız onlarca nefret olayları homofobi ve transfobinin şiddetinin artırdığının göstergesidir. Bu saldırılara karşı herkesin homofobi ve transfobiye karşı ortak tavır sergilemesini istiyoruz. Çünkü tüm bu saldırıların faili devlettir, toplumdur.”