Bana Değil Ruhuma Dokun!

Yaklaşık 5 bin yıl önce Hindistan’da doğan ve bugün cinsel sorunların iyileştirilmesinde kullanılan Tantra, cinsellikte sadece bedeni değil aynı zamanda ruhu da mutlu etmeyi amaçlıyor. Çiftler bu öğreti sayesinde yatakta mutluluğu yakalamayı başarıyor.

Cinsellik konusunda günümüzde gerek psikolojik gerek tıbbi birçok araştırma yapmış olsa da ortak kanı, dokunmanın özellikle de doğru şekilde dokunma teknikleriyle yaşanan cinselliğin her türlü sorunu ortadan kaldıracağı yönünde. Aslında bu düşünce yeni değil; M.Ö. 2 bin yılından beri var. İlk olarak Hindistan’da doğan Tantra adlı, cinselliğin yüceltildiği öğretide cinselliğin bedenin gereksinimi olduğu kadar, ruh içinde yaşanması gerektiği ileri sürülüyor. “Tantra” isimli kitabında bu konuyla ilgili birçok araştırma yapan Dr. Akif Poroy, “Tantra’ya bir aydınlanma öğretisi de denilebilir. 5 bin yıllık geçmişi olan bu gizemli aydınlanma öğretisi, 19’uncu yüzyıldan itibaren ve özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyaya yayıldı. Hindistan’ın ve Uzakdoğu’nun bilge insanları günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önce cinselliğin önemini kavramışlar. Tantra’ya bedensel ve ruhsal dokunma sanatı diyebiliriz. Çünkü Tantracılar için cinsellik yüce bir olgu. Cinsel enerji, yaşam enerjisinin kaynağı olarak kabul ediliyor. Bu yüzden cinsellik insana güç katıyor, yaşam sevinci yaratıyor ve gençleştiriyor. Tantra’da bazı cinsel teknikler öğrenilerek, cinsel birleşmeyi uzatmak ve cinsel doyumu sonsuzlaştırmak ise ana hedef olarak öne çıkıyor” diyor.

Cinsel sorunlar ortadan kalkıyor
Tantra ayinleri ve yöntemleri ile cinsellik ulu, gizemli, tinsel ve derinlikleri olan bir iletişim olarak kabul ediliyor. Kadınlarda orgazm olamama, vajinismus ve cinsel istem azlığı gibi işlevsel cinsel bozuklukların tedavisinde de tantra yöntemleri kullanılabiliyor. Erkeklerde ise erken boşalmayı önlemeye yardımcı oluyor.

Kadın ve erkeğin rolü
Dr. Akif Poroy, Tantra öğretisinde kadın ve erkeğin rolünün eşit olması gerektiğini belirterek, “Kadının önemi ve cinsel enerjisi daha belirgin oluyor. Öğrenilen cinsel teknik ve ayinlerle kadın ile erkek arasındaki cinsel enerji, normal sevişen bir çiftin cinsel enerjisinden daha yüksek. Bu yöntemler erkeğin uzun süre cinsel birleşmede bulunmasını ve boşalmadan orgazma ulaşmasını öğretebiliyor. Kadın ise tıbbi seksolojide multiorgazm denilen arka arkaya orgazm olabilme yeteneğine kavuşabiliyor” diyor.

Ön hazırlık yapılmalı
Tantratik cinsel ilişkiden önce ön hazırlık süreci gerekiyor. Tantracılar’a göre, Tantra öğretisi ve cinsel beraberlik ile doğanın tanrısal tabiatına uygun bir noktaya erişiliyor. Dr. Akif Poroy, Tantra’da cinselliğin meditasyon ve anında oluşup gelişen olgularla özel yaşama damgasını vurduğunu belirterek, bu yöntemlerle cinsel enerjinin yükseltildiğini vurguluyor: “Tantra yöntemleri ile cinsellik yalın bedensel bir işlem olmaktan çıkıp, tinsel bir atmosfer içinde ruhsal doyumu sağlıyor. Ortam çok önemli. Mekanın bir tapınak gibi olması gerekiyor. Tantra’nın kolay bir öğreti olduğunu sanmak ise yanlış bir algı. İnsanın önce kendini bütün saplantılardan, cinsel tabulardan, yanılgılardan kurtarması gerekiyor. Bu ancak çok istekli, sabırlı ve ısrarlı çalışmayla sağlanabiliyor. İnsanın kendini algılamaya açması, iç potansiyelini sonuna kadar açığa çıkarıp kullanması gerekiyor. Bu öğretiyi, sadece birtakım teknikleri öğrenip, bazı hazır formülleri uygulayarak, doruk noktalara ulaşılacağını sanmak da yanlış oluyor. Hem bedensel hem ruhsal cinsel yeteneklerin geliştirilmesi ve açığa çıkarılması bilgeliği, cinsel aydınlanmayı gerektiriyor.”

Masaj ve dokunma
Tantra’da dokunma ve masaj büyük önem taşıyor. Ancak Tantra’daki dokunuş basit bir dokunuş olmuyor. O yalnızca ustadan öğreniliyor. Tantra kadının cinsel enerjisini kutsal ve tapılacak bir olgu olarak görüyor. Bu öğretiye göre kadının aktif cinsel enerjisi kozmik enerjiyi yönlendiriyor veya harekete geçiriyor. Erkeğin cinsel enerjisi de ancak kadının yani Tanrıça Şakti’nin cinselliği ve cinsel enerjisiyle harekete geçiyor. Dr. Akif Poroy, “ Tantra öğretisinin yolundan gidenler için cinsellik ve sevişmek, kutsal ve farklı bir bilinç durumuna geçmenin yolu. Burada Tantracı için önemli olan nokta bedensel doyumu yaşamanın çok daha önünde ve belki de üstünde ruhsal ve tinsel bir boyutu olan bir aşkınlık, adeta ermişlik oluyor. O mutluluğa geçişi sağlayan bir köprü. Yaşamın gizemi cinselliğin içinde. Çok özel bir aydınlanma öğretisi olan Tantra ancak ustadan öğrenciye yani öğrenmek isteyene, beş bin yıldır ağızdan kulağa veriliyor. Fakat bu öğretiyi özümseyebilecek durumda, istekli olan ve layık görülenlere törenlerle iletiliyor. Herkesin kavrayabileceği bir öğreti olmayan Tantra’yı öğrenmek isteyen kişinin içeriği algılayabilmesi için yüksek bir entelektüeliteye sahipolması gerekiyor” diyor.

Tantrik seks oyunları
Tantra konusunda birçok kitap yazan Cassandra Lorius’in tantrik egzersizleri arasında yin-yang oyunu bulunuyor. Bu oyunda çiftler bazı isteklerde bulunuyor ve birbirlerinin isteklerini sırayla yerine getiriyorlar. Örneğin vücut masajı gibi… Lorius, “Eğer partnerinizin tutkularını yeniden uyandırmak isterseniz hareketli, seksi müzik eşliğinde kalçalarınızı sallayarak dans edin, onu baştan çıkarın. Dansınızla paralel olarak derin ve uyumlu nefes alıp verin. Erotik dokunuşlardan önce, onun tam karşısında olun ve yüzünüz ona yakın olsun” diyor.

Tantra hakkında bilinmeyenler;
• Tantra öğretisinde heyecanlıyken sevişilmiyor çünkü heyecanlanıldığında enerji harcanıyor. Oysa enerjinin sadece aşk için harcanması gerekiyor.
• Sevişmek ahenkli oluyor. İki eş sanki dans eder gibi sevişiyor.
• Bedenin cinsel pozisyonu değil, zihnin pozisyonu önem taşıyor.
• Eşler kendilerindeki tüm cinsel enerjiyi karşılığında hiçbir şey beklemeden birbirlerine aktarmaya çalışıyor.

Yatak odasında olması gerekenler;
• Sessiz ve gürültüden uzak bir yatak odası,
• Saten kumaştan bir yatak takımı,
• Çiçekler,
• Renkli ve kokulu mumlar,
• Her türlü taze meyve,
• Sıcak çikolata,
• Aromatik yağlar,
• Mor veya kırmızı bir ışık,
• En sevdiğiniz müzik,
• Misk, yasemin, paçuli, hint sümbülü, sandal ağacı ve safran kokusu,
• Tütsüler vb.

Sex ilaçları’na dikkat!

Seks sorunlarınızı ilaçla çözebilir misiniz? Peki, bu ilaçların gerçek olduğundan emin misiniz?
Dünyada ‘çakma’ seks sorunları artık bilimsel kongrelerde tartışılırken; Prof. Dr. Halim Hattat, sahte seks ilaçlarının da Avrupa’da bomba gibi patlayıp yayıldığını söylüyor. Erkeklerin seks sorunları konusunda duayen kabul edilen Aile Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Halim Hattat, ‘korsan viagra’larla ilgili sorularımızı yanıtladı:

İNTERNETTE SATILIYOR
Taklit ilaçlar, cinsel sorunlar için önemli bir sorun mu?
Kopya ilaçların üretim ve satışı özellikle Avrupa’da giderek yaygınlaşıyor. Avrupa Güvenli İlaçlara Erişim Birliği’nin verilerine göre, Avrupa Birliği sınırlarına giren taklit ilaçlar 2005 yılında 2.7 milyon adetten 2007 yılında 4 milyon adete yükseldi. İlaç taklitçileri hem denetimdeki yetersizlikler hem de yasa dışı yollar sayesinde büyük miktarlarda ürünü özellikle internet üzerinden satabiliyorlar. Bu ürünlerin içinde tıbbi ürünlerin yasa dışı imalatını sağlayacak aktif maddeler ve yan maddeler de var.

UTANIYORLAR
İnternet üzerinden seks ilacı almanın riskleri nedir?
İnternet; özellikle yoğun çalışan hatta eczaneye gitmeye bile vakit bulamayan veya eczaneye gidip de sertleşme sorunu için kullanılan ilaç almaya çekinen kişiler için çok cazip bir alışveriş ortamı haline geldi. İnternetten ısmarlanan ilaçlar arasında erkek cinsel sağlığı ilaçları başı çekiyor. Ancak, diyetle ilişkili ilaçlardan kardiyovasküler ilaçlara kadar pek çok değişik grup ilaç da satılıyor.

FAYDA SAĞLAMAZ
Sahte ilaçlar sağlıkla ilgili ne gibi tehlikelere yol açabilir?
Sahte ilaç üreticilerinin en popüler bulduğu ürünlerin başında, sertleşmeyi sağlayan ilaçlar geliyor. İnternet yoluyla sipariş verilen ereksiyon hapları, görünüm olarak gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar iyi kopyalanmış olabiliyor. Sahte ilaçların içindeki tüm maddeler tehlikesiz dahi olsa aktif maddenin yetersiz seviyesi tedaviyi faydasız kılabiliyor. Tabii bu en iyi ihtimal…

ÖLÜME KADAR GİDEBİLİR
En kötü ihtimal nedir?
Sahte ilaçların en kötü ihtimalle ölüme kadar giden bir dizi sürece yol açabileceği biliniyor. Sahte ilaçların içinde, sağlığınızı tehdit eden veya yan etki doğurabilecek tehlikeli maddeler bulunabiliyor. Bu ilaçlar kirli ortamlarda üretildiklerinden, hijyen standartlarının dışında olabiliyor. En önemlisi de sahte ilaçlar yüzünden mevcut sağlık sorunu iyileştirilemiyor.

SAHTE İLAÇ NE DEMEK?
Yanlış maddeleri içeren, normalde ilaçta olması gereken aktif maddeyi içermeyen ve yeterli aktif maddesi bulunmayan ilaçlar, sahte (kopya) olarak tanımlanır.

KORSAN HAPLAR NEDEN TEHLİKELİ?
Kopya ilaç üreticilerinin en popüler bulduğu ürünlerin başında, sertleşmeyi sağlayan ilaçlar gelir. İnternet yoluyla sipariş ettiğiniz ereksiyon hapları da gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar iyi kopyalanmış olabilir.
Kopya ilaçların içindeki tüm maddeler tehlikesiz dahi olsa aktif maddenin yetersiz seviyeleri tedaviyi faydasız kılabiliyor.
Kopya ilaçların içinde sağlığınızı tehdit eden veya yan etki doğurabilecek tehlikeli maddeler bulunabiliyor.

SAHTE OLDUĞU NASIL ANLAŞILIR?
Kopya ilaçlarla ilgili en büyük sorun, bazen gerçeği ile kopyası arasındaki farkı anlamanın güç olmasıdır. Bazı durumlarda ancak özel uzmanlar, bilimsel analizler sonucu aradaki farkı anlayabilir. Eğer ilacınızdan şüpheleniyorsanız doktorunuza başvurabilirsiniz.

PAKETİNE DİKKAT EDİN
Kullandığınız ilacın paketinin nasıl göründüğünden emin olun.
Reçetenizi yenilediğinizde eski paketle karşılaştırma yapın. En küçük detaylara dikkat etmek zorundasınız.
İlacınızın son kullanma tarihinin geçip geçmediğini ve dozunun doğru olup olmadığını kontrol edin.
Paketin içinde anlayabileceğiniz bir dilde prospektüs arayın.

İLACI KONTROL EDİN
Paketteki ilaçları önceki ilaçlarla karşılaştırın. Renk ve dokusuna dikkat edin.
İlacınız ufalanıp parçalanıyor mu?
Rengi normal ilacınızın renginden daha soluk ya da farklı mı?
İçerken ağzınızda değişik bir tat veya koku bırakıyor mu?

Osmanlı’da Eşcinsellik

Eş cinseller eskiden esnaftan sayılır ve padişahın huzurunda yapılan resmi geçitlere bile katılırlardı

Bursa’da geçtiğimiz günlerde yürüyüş yapmak isteyen eşcinseller engellemeler yüzünden değil yürümek, birkaç metre bile ilerleyemediler ve sadece bildiri okumakla yetinmek zorunda kaldılar.

Ama bu eşcinsellerin büyük büyük dedeleri, bundan asırlarca önce “meslek grubu” kabul edilip esnaftan sayılmış, hattá hükümdarların sefere çıkmalarından önce düzenlenen büyük resmigeçitlere bile katılmışlardı. İşte, Evliya Çelebi’nin meşhur “Seyahatnáme”sinde, 17. asır gay’lerinin Dördüncü Murad’ın huzurunda yapılan bir geçit resmine yanlarında kendilerini pazarlayanlar olduğu halde katılmalarının anlatıldığı bahis…

GAZETELERDE okumuşsunuzdur: Eşcinseller, geçtiğimiz günlerde Bursa’da valilikten izin alarak “Buluşma” adı altında yürüyüş yapmak istediler ama engellendiler; değil yürümek, birkaç metre bile ilerleyemediler ve sadece bildiri okumakla yetinmek zorunda kaldılar.

Hadisenin kahramanlarının bu sayfada da gördüğünüz fotoğraflarından, yürüyüşe hazırlananların çoğunluğunu travestilerin ve transseksüellerin teşkil ettiği anlaşılıyordu. Yorumunu sizlere bıraktığım böyle bir görüntüye bugün Anadolu’nun herhangi bir viláyetinin sokaklarında rastlanmasının imkánsızlığı bir yana, bu yürüyüşün Bursa gibi bir sanayi şehrinde bile yapılabilmesi zaten çok zordu.

Bursasporlu Esnaf Derneği Başkanı Fevzinur Dündar, yürüyüşten önce bir demeç vermiş, “Osmanlı’nın payitahtı olan Bursa’da böyle bir yürüyüşü kabullenemiyoruz” demiş ve “Bursa’nın erenlerin, evliyaların şehri” olduğunu söylemişti. Neticede, Bursa’da planlanan “Buluşma” mümkün olamadı.

RESMİ KAYITLARDA VAR

Buraya kadar herşey tamamdı, zaman ve şartlar işin gereğini yerine getirmişti ama doğru olmayan tek husus, Osmanlı’nın “payitahtında” yani “başkentinde” böyle bir yürüyüşün yapılamayacağı meselesi idi. Zira, Osmanlı Devleti’ne daha sonraları asırlarca başkentlik yapmış olan ve “erenlerle evliyalar” bakımından Bursa’dan hiç de geri kalmayan, hattá hemen her köşesinde bir veya birkaç yatır bulunan İstanbul’da, geçmiş asırlarda böyle yürüyüşler yapılmıştı. Eski zamanların eşcinselleri, İstanbul’da padişahın huzurunda düzenlenen resmigeçitlere bile iştirak etmiş, hattá yanlarında kendilerini pazarlayanlar olduğu halde yürümüşler ve bu yürüyüşler o devrin kayıtlarına ayrıntılarıyla geçmişti.

Osmanlı zamanında müşteriye çıkan delikanlılara “hîz oğlanı” denirdi ve mesleklerini icra eden “hîz”lerin devlet tarafından kayıt altına alınmaları şarttı. Hayatını bu işten kazanan erkekler “defter-i hîzán” yani “hizler defteri” denilen kütüğe yazılırlardı ve bugünden çok daha önemli bir farklılık sözkonusuydu: Profesyonel eşcinseller, “esnaftan” kabul edilirlerdi. Esnaf, o devirde ordunun bir bölümü sayılır, padişahın sefere çıkışından önce İstanbul’da yapılan büyük geçit resmine bütün meslek grupları katılır ve “hîzán”, yani eşcinseller de bu geçit resminde yeralırlardı.

Bu törenlerden birini, 17. asrın çok önemli bir ismi, Evliya Çelebi, meşhur “Seyahatnáme”sinde ayrıntılarıyla yazıyor. Zamanın hükümdarı Dördüncü Murad’ın bir sefere çıkışından önce yapılan büyük resmigeçide askerlerin yanısıra bütün İstanbul esnafının da katıldığını, meselá börekçilerin sanatçılarla, peksimetçilerin imamlarla, yelkencilerin de dalgıçlarla, imamlarla ve müezzinlerle birarada yürüdüğünü ve binlerce kişilik kortejde “eşcinsellerin, deyyusların ve pezevenklerin” de yeraldığını söylüyor.

İNANMAYAN OKUSUN

Evliya Çelebi, Seyahatnáme’sinin birinci cildinde her meslek grubunu ayrı ayrı anlattığı ve İstanbul’un esnaf tarihi bakımından bugün en önemli kaynak kabul edilen bu geçit resmi bahsinde, eşcinsellerin yürüyüşünü bugünün Türkçesi ile şöyle yazıyor:

“Pasif dilber eşcinsel esnafı: Bunlar, evsiz-barksız 500 kişidir. Kendi kadir ve kıymetlerini bilmeyip Bábulluk’ta, Kalatyonoz’da, Finde’de, Kumkapı’da, San Pavlo’da, Meydancık’ta, Kiliseardı’nda ve Tatavla’da málum işin yapıldığı yerlerde boğaz tokluğuna çalıştıkları sırada avlanıp Subaşı’nın (yani, o zamanın polis müdürünün) tuzağına düşer ve deftere kaydedilirler. İşte, sözü edilen bu kişiler geçit resminde Subaşı ile şakalar ederek yürürler. Bunlar gibi daha nice esnaf mevcuttur ama anlatmakta hiç fayda yoktur ve sadece Subaşı tarafından bilinirler. Resmigeçide katılan deyyusların sayısı 212, pezevenklerin adedi de 300’dür.”

17. asır Osmanlı İstanbul’undaki eşcinsel resmigeçidinin ayrıntıları Evliya Çelebi’de kısaca işte böyle geçiyor ama bu yazdıklarımdan dolayı hiddetlenecek ve her zamanki ádetleri veçhiyle “Bunların hepsi uydurma” diyecek olan zamanımızın gönüllü Osmanlı polislerinden de önceden küçük bir ricam var: Geçmiş dönemi duygu ile değil, bilgi ile yorumlayın, dolayısıyla oturup okuyun, en azından verdiğim kaynakları gözden geçirin, hattá bu kaynakların nakletmediğim bahislerini de bir zahmet tedkik buyurun ve diyeceğinizi ondan sonra söyleyin! Zira bu tarih beğenelim veya beğenmeyelim bizim tarihimizdir ve olayların meydana geldikleri zamanın şartlarına göre değerlendirilmeleri halinde utanılacak hiçbir şeyimiz yoktur.

Gay ilişkilerden Avrupalı olmaya karar verince utanır olduk

İSTANBUL caddelerinde geceleri mesleklerini icra etmeye çalışan travestileri görüp de “Ahlák namus kalmadı, ne günlere geldik” diye yakınanlar, eski devirlerin daha başka ve daha temiz olduğunu zannetmekle hata ediyorlar!

Hata ediyorlar, zira málum işin geçmişiyle bugünü arasında hiçbir fark yoktur, insanoğlu aynı insanoğlu, merak da aynı meraktır. Değişiklik, sadece málum işin gizli yahut açık yapılmasında ve tıp teknolojisinin gelişmesi neticesinde transseksüellerin ortaya çıkmasındadır. Ama, geçmiş asırlarda gizlenmesinde gerek görülmeyen bazı eğilimler bugün “ayıp” kabul edilmekte ve örtülü bir şekilde sürdürülmektedir.

Uygunsuz kadınlarla erkekler, Osmanlı zamanında da faaliyetteydiler. Devlet bu faaliyetlere bazen göz yummuş, bazen de sıkı yasaklar getirmişti ama yaygın düşünce, “İsteyen, canının çektiğini yapsın” şeklindeydi. Üstelik bu iş eski devirlerde sadece bize mahsus değildi, bütün dünyada várolan birşeydi. Aynı cinse duyulan ilgi Osmanlı toplumunda da hafiften yadırganırdı fakat yadırgama kendi cinsine düşkün olanın bu merakını gizlemesini gerektirecek bir hále gelmez, herşey ortada, apaçık cereyan ederdi. Şairlerin delikanlı sevgilileri için kaleme aldıkları gazeller elden ele dolaşır, bestecilerin yine genç erkekler için döktürdükleri nağmeler de her yerde terennüm edilirdi.

Meselá, Fuzuli’nin “Subh çekmiş çerha tıygın táşa çalmış áfitáb / Záhir etmiş ol meh-i delláke aynı intisáb” mısraıyla, yáni “Sabah usturasını bilemiş, güneş kılıcını taşa çalıp o ay gibi telláka bağlılığını göstermiş” sözleriyle başlayan gazelinin bir delikanlıya yazıldığı daha ilk okuyuşta anlaşılırdı. Gazel, daha sonra “Başlar, onun anber kokulu usturasının hareketinden, suyun dalgalanıp kabarcıklar meydana getirmesi gibi neşelenip tertemiz oluyor. Her kılımın ucunda bir baş olsaydı ve sevgilim onları saç gibi doğrasaydı, kanlar döken usturasından yine de kaçmazdım…” sözleriyle devam etmekteydi.

Bir başka örnek: Küçük Mehmed Ağa’nın eseri olan ve müziğimizin en san’atlı parçalarından sayılan Evcárá makamındaki bestede, yáni “Gelince hatt-ı muanber o meh cemálimize / Yazıldı mebhas-i sevdá kitáb-ı hálimize” güfteli eserde “O ay yüzlü sevgilimizin sakalları çıkmaya başlayınca, hálimizi anlatan kitaba sevda bahsi yazıldı” deniyordu.

Eşcinsel ilişkiler, Avrupalı olmaya karar verip Tanzimat’ı ilán etmemizden sonra, 1840’lardan itibaren “ayıp” sayılır oldu ve bir zamanlar sıradan hadise gibi görünen münasebetler artık sessizliğe büründü.

19. asrın büyük álimi ve devletin resmi tarihçisi Cevdet Paşa, “Máruzát” isimli eserinde bu anlayış değişikliğini apaçık, şöyle anlatır:

“…Kadın düşkünleri çoğaldı, delikanlı meraklıları azaldı. Oğlancılık sanki yere battı. İstanbul’da eskiden beri delikanlılara karşı olan aşk ve ilgi kızlara yöneldi. Sultan Üçüncü Ahmed zamanından beri devam eden Káğıthane seyri daha fazla rağbet buldu. Gerek orada, gerek Bayezid Meydanı’nda arabalara işaret verme usulü başladı. Devletin önde gelenleri arasında kulamparalığıyla meşhur Kámil ve Áli Paşalar (o devrin sadrazamları, yani başbakanları) ile onlara mensup olanlar kalmadı. Áli Paşa, yabancıların eleştirisinden çekinerek kulamparalığını gizlemeye çalışırdı.” (“Máruzát”, Türk Tarih Kurumu Yayını, sah: 9)

Eşcinsellik hastalık değil!

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel, eşcinselliğin hastalık değil, yönelim farklılığı olduğunu vurguladı ve kişilerin cinsel tercihlerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğini söyledi.
Eşcinsellik hastalık değil, yönelim farklılığı

Prof. Dr. Şahika Yüksel, bu yıl ilk kez KKTC’de düzenlenen 16. Ulusal Psikoloji Öğrenciler Kongresi’nde “Eşcinsel Ergenler ve Ailenin Sırları/Sınırları” konulu sunum yaptı.
Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Karmi Kampusu’nda düzenlenen kongrede eşcinselliğin bir hastalık değil, yönelim farklılığı olduğunu anlatan Prof. Yüksel, Dünya Sağlık Örgütü’nün eşcinselliği, biseksüellik ve heteroseksüellik gibi insanda tanımlanan yönelimlerden biri olarak tanımladığını anlattı.
Biseksüelliğin bireyin kendi isteği ile seçtiği bir özellik olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yüksel,
kişinin cinsel kimliğini keşfetmesinin zamanla olduğuna değindi ve sürecin ergenlik öncesi dönemde başlayarak ergenlik döneminde devam ettiğini belirtti.
Kişilerin cinsel tercihlerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yüksel, kişilerin yetiştikleri ve yaşadıkları kültürün ve toplumun doğrularına nedeniyle eşcinsellik ile ilgili düşünce ve duyguların bastırıldığını anlattı.
Ailelerin eşcinselliği bir tabu ve açıklanmaması gereken bir sır olarak gördüğünü kaydeden Prof. Dr. Yüksel, toplumda egemen olan homofobiden dolayı ebeveynlerin kuşkularını yakınları ve uzmanlar ile paylaşamadığını belirtti.
Prof. Dr. Yüksel, toplumsal baskı ve dışlanma kaygısının aileler etrafında sınırlar çizdiğini belirterek söz konusu süreçlerin ergenlik döneminde görülen farklı cinsel yönelimlerin sır olarak kalmasına neden olduğunu vurguladı.
Kişilik gelişimi, cinsellik, cinsel farklılıklar, ergenlik ve yaşlılık sorunları, terapide etik sorunlar gibi çeşitli konularda 100’e yakın bilimsel sunumun yapıldığı kongre, GAÜ Karmi Kampüsü’nde düzenlenecek değerlendirme ve kapanış oturumu ile sona erecek.

Cinsiyet değiştirme ameliyatı öncesi ve sonrası merak edilenler

Yasal ve tıbbi süreç nasıl işliyor? Maliyeti ne kadar? Penis ya da vajina nasıl yapılıyor? Cinsel ilişki nasıl gerçekleşiyor?
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah Doç. Dr. Serdar Nasır, 1 yıl önce Türkiye’de ikinci yüz naklini Cengiz Gül’e yapan isim. Bu, işin su yüzündeki kısmı. Diğer kısmında ise cinsiyet değiştirme operasyonları var. 2.5 yıl önce, bugün evli ve çocuk bekleyen Çanakkaleli Seher Yılmaz’ı (30) Selim Yılmaz’a dönüştüren o.Ama durun, daha onlarcası var…
Cinsiyet değiştirmek için başvuran, özellikle kadınken erkek olmak isteyenlerin sayısı çok mu?
Hacettepe’de Cinsel Kimlik Konseyi’miz olduğu için, çok olduğunu söyleyebiliriz.
Nasıl işliyor süreç?
Hastalar kimlik değiştirmek yani pembeden maviye, maviden pembeye geçmek isterlerse, önce hâkime başvurmak zorunda. Hâkim bize gönderir, “Uygun mudur” diye. İlk psikiyatriye gider hasta. Cinsel Kimlik Konseyi’nde psikiyatr, plastik cerrah, kadın doğumcu, ürolog, genetikçi, endokrinolog ve hukukçu var. Psikiyatr hastayı hazırladığını düşünürse konseye çıkarır. Bize durumu anlatır. Şu yaşında, şu ana kadar cinsel ilişkiye girmemiş gibi… Bayan hastadan bahsediyorsak bu bizim için çok önemlidir. Psikiyatr burada özellikle şunu ayırt eder. Bu bir lezbiyen mi değil mi?
Lezbiyen olduğunu düşünürseniz operasyondan vaz mı geçiyorsunuz?
Psikiyatr inanmazsa bir süre daha takip eder. Ama bu sürede bizim elimizde bazı silahlar var.
Nasıl silahlar?
Mesela endokrinolog hormon tedavisine başlar. Erkeklik hormonu testosteron verir. 6 ay sonra vücudunda değişiklikler meydana gelir. Kıllar oluşur, adet düzensizlikleri artar, sesi kalınlaşır. Hasta bu durumdan mutluluk duyuyorsa, gerçekten karşı cinse dönüşmek istiyordur. Psikiyatr der ki, “Bana göre bunun cinsiyet dönüşümü gerekli”. Konseyde bunu imzalarız. Hasta bu izinle mahkemeye gider.Mahkeme, “Ameliyatlarını olabilirsin” der, bize gönderir. Bu yazı olmadan birini ameliyat etmek suçtur.
Neden?
Eğer bayansa ve erkeğe dönüşecekse rahmi ve yumurtalıkları; erkekse ve bayana dönüşecekse testisleri ve penisi alınır. Bir insanı kalıcı olarak üreme fonksiyonundan men edersiniz ki bu suçtur. İlerde “Doktor beni izinsiz ameliyat etti” deyip şikâyetçi olursa sorun olur.
Ameliyatları kim yapıyor?
Erkekten kadına dönüştürmeyi yani cinsel organları almayı ürologlar yapar. Plastik cerrahlar vajinayı yapar. Kadından erkeğe dönüştürme ameliyatını ise kadın doğumcu. Biz de plastik cerrah olarak aynı seansa gireriz ve hastanın memelerini alırız.
Aynı anda mı oluyor bunlar?
Genelde o şekilde. İlk seans biter, yaklaşık 6 ay sonra da penisini yaparız.
MALİYET 25-30 BİN TL
Operasyonlar bittikten sonra hasta tekrar mahkemeye mi başvurur?
Evet. Hâkim onu tekrar hakem hastaneye gönderir. Rapor yazarız şu yapılmıştır diye. Bu raporla kimliğini değiştirir. Bu normal prosedür.
Anormali ne?
Hastaların yüzde 70-80’i bu prosedürleri içermeden geliyor. Bir yerlerde rahmini aldırmış veya hormon tedavisine başlamış oluyor. Bize kimlik almak için başvuruyorlar.
700 bin liralık bir cezadan bahsetmiştiniz. O neden olmuştu?
SGK kapsamında apandisit, guatr ameliyatı gibi penis rekonstrüksiyonu diye bir kalemde var. O kalemi yazdığınızda bu SGK güvencesinden karşılanıyor.
Vajina yapma da kapsamda mı?
Vajina rekonstrüksiyonu da var. Ama şöyle. Penis rekonstrüksiyonu dediğimiz zaman kişinin erkek olması lazımmış. Mesela kaza sonucu penisinizi kaybettiniz, bu geçerli SGK’da. Veya bir bayanın doğuştan vajinası yok, ona vajina yaparsak yine SGK karşılıyor. Ancak bayansa ve ona penis yapacaksanız karşılamıyor. Biz penis rekonstrüksiyonu yazıyor diye yapıyorduk. Epey de hastaya yaptık. Hastanemize ceza kesildi. Bilmiyorduk, öğrendik olmadığını.
Kadından erkeğe dönüştürme operasyonunun maliyeti ne?
25 – 30 bin lira arasında değişir.
Ameliyatların detayına geçelim mi?
Kadından erkeğe dönüştürme zor ameliyat çünkü mikrocerrahi söz konusu. Penis gibi üç boyutlu bir organ yapıyoruz. Dünyada en sık yapılan, kolun iç yüzünden alınan deriyle penisi oluşturmak. Ama bu sadece yumuşak doku olduğu için, cinsel ilişkide ereksiyon halindeki sertliği sağlamak amacıyla içine bir de protez koymamız lazım.
Çubuk mu?
Mutluluk çubuğu. Bir başka metot da Nil (Rüzgâr) Erkoçlar’a yapılan.
Ona kemikten yapılmış.
Kaval kemiğinden yapılıyor. Bacağın yüzeyinden deri dokusu alınıyor, içerisine kemik dokusu konuyor. O zaman mutluluk çubuğuna gerek kalmıyor. Ancak ikisinden de hastaların sıkıntısı var. Özellikle kolda olduğu zaman, yavaş yavaş da bu ameliyatlar bilindiği için bir ipucu oluyor çevredeki insanlara. “Cinsiyet mi değiştirdi” diye düşünüyorlar. Ben yeni bir metoda başladım. Koltuk altından yapıyorum. Sadece çizgi şeklinde kalıyor iz. Sonra mutluluk çubuğu koyuyoruz.
Kaç kişiye yaptınız bu metotla?
7-8 kişi oldu. Hastalar da memnun. Bana gelen hastaların yüzde 90’ı “Kolumda ne kadar iz kalacak” diye soruyor. Bu insanlar çevrelerinde zaten “erkek Fatma” diye bilinen tipler olduğu için, o izi istemiyorlar.
‘50 KADINI DÖNÜŞTÜRDÜM’
Kemikten yapılan sürekli sert vaziyette mi duruyor?
Tabii. Onu iç çamaşırının içine sokuyor.
Yani 14-15 santim halinde öyle duruyor mu?
Aynen öyle.
Mutluluk çubuğunda nasıl peki?
İki tipi var. Kırılabilir bir çubuk düşünün. Yarı sert. Cinsel ilişkiye gireceği zaman onu dik hale getiriyor. Diğer zaman kırıyor. Ama biz onu kullanmıyoruz çünkü bir erkek cinsel organı gibi olmadığı için, bu çubuk bir süre sonra organdan dışarı çıkıyor. Almak zorunda kalıyoruz. Bir de pompalı tipler var. Kullanmayacağınız zaman yeni yapılan organın içinde küçük halde kalıyor. Bir haznesi var, onu testislerin olduğu yere koyuyoruz, o hazneyi tıkladığı zaman hem protez boyca büyüyor hem de kalınlaşıyor. Sonra tekrar indiriyor.
7-8 tane koltuk altından yaptım dediniz. Diğerlerini de sayarsak kaç tane kadını erkeğe dönüştürdünüz?
40-50’yi bulmuştur. Erkekten kadına da mikrocerrahi kullanıyorum.
O nasıl oluyor?
Vajinayı bağırsaktan yapıyorum. Normalde bunlar, haya veya penisin derisiyle yapılıyor ve cinsel ilişki sırasında kuruluk, sorun ve ağrılar oluyor… Erkekten kadına çevrilirken, içeri o deriyi kullanıp yalancı bir cinsel organ yapıyorsun. Bense mikrocerrahi aracılığıyla bağırsaktan bir segment alıyorum. O zaman cinsel ilişkide kayganlığı sağlayacak bir yapı oluyor.
Kaç yılda 40-50 ameliyat oldu?
Son 4 senede. Asistanlık dönemimi sayarsak 60’ı bulur.
Sırada kaç hastanız var?
Hacettepe’de sıra bekleyen çok hasta var. Biz konseyi genelde ayda bir yapıyoruz. Her konseyde yaklaşık 15 hasta görüyoruz. Bunların en az dörtte üçü yeni hasta oluyor. Yani ayda 10-12 yeni hasta görüyoruz.
Yılda yaklaşık 120-130 yeni hasta, kadın veya erkek olmak için size başvuruyor…
Evet.
Başka yerde konsey var mı?
Bildiğim İstanbul Çapa ve İzmir 9 Eylül’de var.
‘İKİ HASTAM SOSYOLOG’
Kadınken erkek olmak isteyenler daha çok hangi kesimden?
Başta Anadolu’dan geliyorlardı; SGK karşıladığı için. Şu anda hasta profilim geniş. Mesela iki sosyolog hastam var. Birçok hastam ya kurye olur, ya garson. Daha basit, insan ilişkilerinde kendilerini saklayabilecekleri işleri oluyor.
Ameliyattan sonra ne yaşıyorlar?
7 gün hareketsiz yatarlar. Bırakın yataktan kalkmayı, sağa sola bile dönemezler. Bunları da bilir, sıkıntıya katlanırlar. Meme ameliyatı çok ağır olur. Ama dayanırlar…
Peki neden buna katlanıyorlar?
Kadından erkeğe dönenler için erkeklik simgesi penis. O yüzden olmak zorunda. Genelde gelenlerin sevgilileri oluyor. Ameliyattan sonra evlenecek oluyorlar. Birçoğu evlendi.
Yani hedef “normal” bir cinsel ilişki. Bir erkek ve kadınınki gibi.
Tabii. O yüzden operasyon geçiriyorlar.
Bazı kadınları iş dünyası erkek olmaya zorluyor olabilir mi?
Yok. Bu, insanın içinden geliyor. Size bir soru. Erkeğe dönüşmek için başvuran kadınların sevgilisiyle geldiğini söyledim.
Sizce o sevgili bir lezbiyen ilişki içindemi? Onu kadın olarak mı görüyor, erkek olarak mı?
Kadın görmek istemiyor demek.
Psikiyatr arkadaşıma sordum. Bu sevgili lezbiyen mi, normal bir kadın mı? Normal kadın dedi. O onu erkek olarak görüyor. Bu kadın bu adamla (kadınla) olmasa yine başka bir erkeğe âşık olur. Bir kadına âşık olmaz.
Nil’in erkek olmasını çok yadırgamıyoruz ama bir erkeğin vajina yaptırmasını yadırgarız. Hâlâ ataerkil yapımız olduğu için mi?
Cevabı verdiniz. Ben de kadından erkeğe dönüşümü çok daha rahat yapıyorum. Erkekten kadına olunca tedirgin oluyorum. Kadından erkeğe döndüğü zaman fuhuş açısından kullanma şansı yok. Bunu fuhuş değil, erkek olmak istediği için yapıyor.
Daha ahlaklı mı yani bu?
Hayır. Ama erkekken kadın olanların çoğu fuhuş sektörüne girebiliyor. Biraz da o yüzden insanların yaklaşımı öyle.
‘Yapabildiğin kadar büyüğünü yap’
Bütün hastalarınızla irtibatınız sürüyor mu?
1 – 1.5 yıl sonra takipten çıkarırım sorun yoksa. Yalnız şöyle bir sorun var. İlk hastalarıma, o zaman SGK güvencesi olduğu için protez koyuyordum. Protez 4 – 5 bin Euro. Şimdi protezi devlet karşılamıyor ve birçoğu protezsiz idare ediyor.
Nasıl oluyor protezsiz?
Cinsel ilişkide zorluk oluyordur tabii.
Protezsiz sertleşme mümkün mü?
Değil ama biz iyi bir doku yapıyoruz, fena olmuyor, onunla da idare edebilir. Cinsel ilişkide partnerlerin memnun olduğunu söylüyorlar.
Protezsiz ama büyüklüğü sabit duran bir cinsel organdan bahsediyoruz… Kaç santim mesela?
15 santim yapıyorum ben.
Hastaların “Bana 18 santim yap” gibi talepleri olmuyor mu?
Yok, öyle olmaz, belli bir boyutu var, ona göre yapıyoruz. Onlar tabii “Hocam yapabildiğin kadar büyüğünü yap” diyorlar ama yapmıyoruz. Ne gerekiyorsa onu yapıyoruz.
Zevk alıyorlar mı?
Kadınken erkek olanlar, cinsel ilişkide nasıl zevk alıyor?
Kadından erkeğe dönüşümde klitoris korunuyor ve yapılan penis içine yerleştirildiği için klitoral orgazm korunmuş oluyor. Erkekten kadına dönüşümde de orgazm devam ediyor. Zaten orgazm, cinsel organlardan gelen uyarıların yanında zihinsel işlevler sonucu oluşan bir şey.

Sex ilaçlarına dikkat!

Seks sorunlarınızı ilaçla çözebilir misiniz? Peki, bu ilaçların gerçek olduğundan emin misiniz?
Dünyada ‘çakma’ seks sorunları artık bilimsel kongrelerde tartışılırken; Prof. Dr. Halim Hattat, sahte seks ilaçlarının da Avrupa’da bomba gibi patlayıp yayıldığını söylüyor. Erkeklerin seks sorunları konusunda duayen kabul edilen Aile Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Halim Hattat, ‘korsan viagra’larla ilgili sorularımızı yanıtladı:

İNTERNETTE SATILIYOR
Taklit ilaçlar, cinsel sorunlar için önemli bir sorun mu?
Kopya ilaçların üretim ve satışı özellikle Avrupa’da giderek yaygınlaşıyor. Avrupa Güvenli İlaçlara Erişim Birliği’nin verilerine göre, Avrupa Birliği sınırlarına giren taklit ilaçlar 2005 yılında 2.7 milyon adetten 2007 yılında 4 milyon adete yükseldi. İlaç taklitçileri hem denetimdeki yetersizlikler hem de yasa dışı yollar sayesinde büyük miktarlarda ürünü özellikle internet üzerinden satabiliyorlar. Bu ürünlerin içinde tıbbi ürünlerin yasa dışı imalatını sağlayacak aktif maddeler ve yan maddeler de var.

UTANIYORLAR
İnternet üzerinden seks ilacı almanın riskleri nedir?
İnternet; özellikle yoğun çalışan hatta eczaneye gitmeye bile vakit bulamayan veya eczaneye gidip de sertleşme sorunu için kullanılan ilaç almaya çekinen kişiler için çok cazip bir alışveriş ortamı haline geldi. İnternetten ısmarlanan ilaçlar arasında erkek cinsel sağlığı ilaçları başı çekiyor. Ancak, diyetle ilişkili ilaçlardan kardiyovasküler ilaçlara kadar pek çok değişik grup ilaç da satılıyor.

FAYDA SAĞLAMAZ
Sahte ilaçlar sağlıkla ilgili ne gibi tehlikelere yol açabilir?
Sahte ilaç üreticilerinin en popüler bulduğu ürünlerin başında, sertleşmeyi sağlayan ilaçlar geliyor. İnternet yoluyla sipariş verilen ereksiyon hapları, görünüm olarak gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar iyi kopyalanmış olabiliyor. Sahte ilaçların içindeki tüm maddeler tehlikesiz dahi olsa aktif maddenin yetersiz seviyesi tedaviyi faydasız kılabiliyor. Tabii bu en iyi ihtimal…

ÖLÜME KADAR GİDEBİLİR
En kötü ihtimal nedir?
Sahte ilaçların en kötü ihtimalle ölüme kadar giden bir dizi sürece yol açabileceği biliniyor. Sahte ilaçların içinde, sağlığınızı tehdit eden veya yan etki doğurabilecek tehlikeli maddeler bulunabiliyor. Bu ilaçlar kirli ortamlarda üretildiklerinden, hijyen standartlarının dışında olabiliyor. En önemlisi de sahte ilaçlar yüzünden mevcut sağlık sorunu iyileştirilemiyor.

SAHTE İLAÇ NE DEMEK?
Yanlış maddeleri içeren, normalde ilaçta olması gereken aktif maddeyi içermeyen ve yeterli aktif maddesi bulunmayan ilaçlar, sahte (kopya) olarak tanımlanır.

KORSAN HAPLAR NEDEN TEHLİKELİ?
Kopya ilaç üreticilerinin en popüler bulduğu ürünlerin başında, sertleşmeyi sağlayan ilaçlar gelir. İnternet yoluyla sipariş ettiğiniz ereksiyon hapları da gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar iyi kopyalanmış olabilir.
Kopya ilaçların içindeki tüm maddeler tehlikesiz dahi olsa aktif maddenin yetersiz seviyeleri tedaviyi faydasız kılabiliyor.
Kopya ilaçların içinde sağlığınızı tehdit eden veya yan etki doğurabilecek tehlikeli maddeler bulunabiliyor.

SAHTE OLDUĞU NASIL ANLAŞILIR?
Kopya ilaçlarla ilgili en büyük sorun, bazen gerçeği ile kopyası arasındaki farkı anlamanın güç olmasıdır. Bazı durumlarda ancak özel uzmanlar, bilimsel analizler sonucu aradaki farkı anlayabilir. Eğer ilacınızdan şüpheleniyorsanız doktorunuza başvurabilirsiniz.

PAKETİNE DİKKAT EDİN
Kullandığınız ilacın paketinin nasıl göründüğünden emin olun.
Reçetenizi yenilediğinizde eski paketle karşılaştırma yapın. En küçük detaylara dikkat etmek zorundasınız.
İlacınızın son kullanma tarihinin geçip geçmediğini ve dozunun doğru olup olmadığını kontrol edin.
Paketin içinde anlayabileceğiniz bir dilde prospektüs arayın.

İLACI KONTROL EDİN
Paketteki ilaçları önceki ilaçlarla karşılaştırın. Renk ve dokusuna dikkat edin.
İlacınız ufalanıp parçalanıyor mu?
Rengi normal ilacınızın renginden daha soluk ya da farklı mı?
İçerken ağzınızda değişik bir tat veya koku bırakıyor mu?

Cinsel Birliktelik için Uygun Zaman

İnsan doğar, büyür ve gelişir. Bu döngünün içerisinde çeşitli evreler yaşar. Bunlar bebeklikten çocukluğa, çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe ve olgunluğa oradan ise yaşlılığa geçiştir. Bu evreler içerisinde en önemli olanlarından biri de, kişinin kimlik yapısının şekillendiği cinsel doygunluktur. İşte bu evreden sonra atacağımız adımlar bizim sorumluluğumuzda, bizim geleceğimizi belirleyecek adımlardır.

cinsel-birliktelik-icin-uygun-zamanİlk cinsel ilişki, hem kız hem de erkek için dönüm noktasıdır. Gerçek kimliğimizi keşfedecek, ona sahip çıkacak ve de bundan sonraki cinsel yaşantımıza yön verecek, bize model oluşturacak, hep hatırlanacak ilk deneyimlerimizdir.

İşte bu anda en önemlisi, doğru karar verebilmektir.

Doğru zaman, doğru kişi, doğru yer yani her şey doğaya, kişiye, kültürüne, ahlâkına uygun olmalıdır.

Fiziksel Olarak Doğru Yaş

Fiziksel olarak doğru yaş, kişinin bedensel gelişimini tamamladığı yaş olmalıdır. Özellikle kızlar için bu daha da gerekli olup, erken yaşta yaşanan cinsellikler vajina ve diğer organlarda tahribat oluşturmakta, bunun sıkıntısı da bütün hayat boyunca çekilmektedir. Cinselliği yaşamanın en alt sınırı 18, ideal olanı ise 20’li yaşlar olmalıdır.

Psikolojik ve Toplumsal Yaş

Psikolojik ve toplumsal açıyı birlikte ele almak gerekir. Kişinin cinsel ilişki yaşayabilmesi için bu ilişkinin manevi, maddi, sosyal ve ahlaki bütün boyutlarının sorumluluğunu taşıyabilecek güçte ve yetkide olması gerekir. Ailesiyle birlikte yaşayan, maddi bağımsızlığı olmayan, daha kendi ayakları üstünde duramayan bir kişinin, cinsellik yaşaması sonucu doğabilecek sıkıntıları kaldırabilecek gücü yoktur. Erken yaşta yetersiz bilgi ile yaşanan cinsel ilişkilerde gebe kalma-hamilelik ihtimali çok yüksek olup, böyle bir durumla karşı karşıya kalınması durumunda hem bilgisizlik, hem maddi yetersizlikler yüzünden yanlış yollara başvurulmaktadır. Bunun psikolojik baskısı ise kızlarda ve erkeklerde başta cinsel isteksizlik olmak üzere birtakım sorunlar yaratmaktadır. Toplumumuzda kızlar genellikle aileleriyle yaşamaktadır ve aileye sosyal olarak bağımlılıkları ancak evlilikle azalmaktadır. Evlilik öncesi cinsel ilişki yaşayan bir kız için bunun aile tarafından öğrenilmesi çok ciddi kargaşa ve ailenin deyimiyle güven kaybına neden olmakta, aile içi huzur kaybolmaktadır.

Doğru Yer, Doğru Zaman

Bugün geriye dönüp baktığımızda, genç yaşlarda aldığımız kararların çoğunun koşullara uygun olmadığını acı ile görüyoruz. Erken yaşlarda nedense herkes “hayatının aşkı” ile karşılaşır (karşılaştığını sanır!); ama ne yazık ki bu aşkların %99’u hüsran ile sonuçlanır. Yaşanmış yanlış ilişkilerden elde kalan kötü duygular korku-fobi, iyi duygular ise bir sonraki ilişkiye beklenti olarak yansır.

Sonuç olarak kişi doğru zaman ve doğru kişi ile gerçek birlikteliği yaşamalıdır.

Aceleci misiniz, yoksa ağırdan mı alırsınız?

Şarkı her ne kadar ‘Sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika’ diyorsa da uzmanlar aynı fikirde değil. Güzel bir sevişme için en az 30 dakika gerekiyor. Yani uzmanlara göre cinselliğin ağır çekimde yaşanması gerekiyor…

Birleşme değil sevişme!

Cinsellik deyince Türkiye’de, akla sevişmekten çok birleşme geliyor. Oysa cinselliğin son aşaması olan birleşme ve orgazma gelmeden yapılacak çok şey var.

En az 30 dakika ön sevişme

– Herhangi bir cinsel fonksiyon bozukluğu nedeniyle doktora başvuran pek çok çifte öncelikle ´güzel sevişme´ öğretiliyor.

– En az 30 dakika ön sevişme şartı konulan çiftler, bu sayede hem kendilerini ve partnerlerini keşfediyor, hem de var olan cinsel fonksiyon bozukluklarını gideriyor.

Cinselliği ağır çekime alın

– Bulunduğunuz ortam, giydiğiniz giysiler, kullandığınız parfüm, üzerine yattığınız yatak bile sevişmenin kalitesini etkiliyor.

– Cinsel sorunları nedeniyle uzmana başvuran ve yatağı değiştirilen çok sayıda çift var. Kişinin temizliği, kullandığı parfüm bile güzel sevişmede etkili

Erojen bölgeleri keşfetmek gerekiyor

– Aslında karşındakinin ve kendi bedeninin neresinden, nasıl keyif almayı bilmekle ilgili güzel sevişmek. Kendisi keyif almayı bilmeyen biri karşısındakine de keyif veremez.

– Güzel sevişmeyi bilmek için erojen bölgeleri keşfetmek gerekiyor. Güzel sevişmenin diğer bir tanımı da cinselliği ağır çekime almaktır. Dokunmak, cinsel masaj tarzı şeyler, hazza açık olmak, bunları hissedebilmekle ilgili.

– Cinsel birleşmeyi ötelediğinizde bedensel olarak nelerden haz alındığının keşfedilmesini sağlıyorsunuz. Dokunma, okşama ilk adım. Penisin, klitorisin, göğüslerin yapısını bilmek gerek.

Kalabalık evde nasıl sevişilir ki!

– Sevişmenin kalitesi için çevresel faktörlerin yanı sıra kişiye de bağlı olan durumlar var. Güzel sevişmede süre kesinlikle kısa tutulmamalı. Çünkü kısa tutulan bir ön sevişme cinselliği olumsuz etkiliyor.

– Genelde çiftlere baktığınızda, ister sorun erkekten, ister kadından kaynaklansın ön sevişme çok kısadır. Cinsellikte başlangıç iyi olmalı ki devamı ve sonucu da iyi olabilsin.

– Yan odada kayınvalide yatıyorsa ve kapı ikide bir açılıyorsa burada tabii ki güzel bir sevişmeden söz edilemez. Daha çok aceleye getirilmiş bir ilişki söz konusudur. Bulunulan ortamdaki ışık bile etkili. Hatta ışığın olup olmaması bile sorun olabilir. Çünkü kadınlar karanlıkta sevişmeyi tercih ediyor Soğukta romantizm olmaz

– Odanın ısısına dikkat etmeli. Tedirginlikle sevişilmez. Soğuk bir odada sevişmeye konsantrasyon zor.

– Güzel sevişmeyi olumsuz etkileyen bir faktör de temizlik. Genelde buna erkek dikkat etmez ve kadınlar için bu büyük bir sorun. Erkek temizliğe önem vermeli

Yatakta da demokrasi gerek

– Herhangi bir cinsel fonksiyon bozukluğu olan çifte, terapiye başlamadan önce terapist tarafından pek çok soru soruluyor.

– Bunlardan biri de ön sevişme süresiyle ilgili. Sorgulandığında genelde bu sürenin çok kısa olduğu görülüyor. Üstelik süreyi kısaltan her zaman da erkek değil.

– Özellikle cinsel isteği olmayan kadınlar ilişkinin bir-an önce bitmesi için ön sevişmeyi kısaltır. İdeal bir ön sevişmenin 30 dakikadan az olmaması gerekir.

– Uzun ön sevişme sayesinde hem kadın hem de erkek, partnerinin bedenini tanıyor. Bu sürede çiftler nelerden zevk aldıklarını da keşfediyor. Ön sevişme sırasında çiftlerden biri hoşlanmadığı şeyleri açıkça söyleyebilmeli.

Herkes güzel seviştiğini sanıyor!

– Kadın ve erkeğin uyarılma süreleri genelde farklı. Kadınlar erkeğe oranla daha geç uyarılırlar ve uyarılma yöntemleri de farklı.

– Erkekler eğer bir cinsel fonksiyon bozuklukları yoksa görsel, tensel, işitsel uyaranlarla çok rahat uyarılabilirler. Ancak kadına uyarılmak için süre gerekir.

– Eğer partner iyi değerlendirirse 30 dakikalık ön sevişme kadın için yeterli olabiliyor. Ön sevişmenin süresinin uzatılması ve içeriğinin değiştirilmesiyle pek çok cinsel işlev bozukluğu halledilebiliyor.

– Genelde sevişme denince çiftler en son noktaya, birleşmeye ve orgazma odaklanıyor. Ama aslında birleşme değil, öncesindeki evrelere bakılmalı. Sorulduğunda herkes kendine göre güzel sevişiyor. Ama güzel sevişmenin gerekleri sıralandığında pek çok çiftin bunu bilmediği ortaya çıkıyor.

Parfümünüz etkileyici mi?

– Sevişmenin normal ışık, loş veya karanlıkta mı olacağına çiftler beraber karar vermeli. Eğer partnerlerden biri karanlıkta sevişmek istiyorsa bunun nedeni konuşarak açıklığa kavuşturulmalı. Çünkü karanlıkta sevişmeyi istemek de cinsel mitlerle ilgili.

– Sevişmenin olduğu yer, yani yatak da önemlidir. Çiftlere nasıl bir yatakta seviştikleri sorulduğunda genelde buna şaşırırlar. Oysa ki bu sanıldığından çok daha fazla önemlidir. Yatağın konforunun yanı sıra ses çıkarıp çıkarmadığı, temizliği de etkili. Yatak sevişmeyi olumsuz etkiliyorsa (çukur olması, ses çıkarması, fazla yumuşak olması vs.) değiştirilmesi gerekir.

– Eğer çiftin bulunduğu ev kalabalıksa sevişme rahat yaşanamayabilir. Güzel bir sevişme için çiftin rahatsız olmayacağı bir ortam yaratılmalı. Giyilen giysilerin rahatlığı kadar bunların partner için de etkileyici olup olmaması önemli.

– Çiftlerin tercih ettiği parfümler de sevişmeyi etkiliyor. Partnerin hoşuna gitmeyen bir parfüm sevişmeye de yansıyabilir.

Eşcinsel erkeklere HIV ilacı kullanma çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), HIV virüsünün yayılma hızını azaltmak amacıyla aktif cinsel hayatı bulunan eşcinsel erkeklere HIV ilacı alma çağrısı yaptı.
WHO, antiretroviral ilaçların (HIV’e karşı etkili ilaçlar) kullanımıyla 10 yıl içinde HIV’nin 10 milyon kişiye bulaşmasını engelleyeceğini söyledi.
Yetkililer, dünya çapında HIV virüsü taşıma oranının eşcinseller arasında yüksek olmayı sürdürdüğünü belirtiyor.
Ancak aktivistler ilaç kullanımının bu kişileri prezervatif kullanmaktan vazgeçirebileceğini söylüyor.

Prezervatif kullanımı, virüsün yayılmasını önlemenin en iyi yöntemlerinden biri.

WHO’nun raporuna göre erkeklerle cinsel ilişki kuran erkeklerin HIV virüsüne sahip olması olasılığı genele oranla 19 kez daha fazla.

Sağlık uzmanları risk altında olan erkeklerin prezervatif kullanımı yanında antiretroviral ilaçları kullanmalarının bu enfeksiyonu önlemede ek katkı yapacağını belirtti.

Araştırmalar, yüksek tehlike altındaki insanların bu ilaçları devamlı olarak kullanmalarının HIV kapmaları olasılığını yüzde 92 oranına kadar azaltabileceğini gösteriyor.

Bilim insanları bu gruptaki erkeklerin bu ilaçları almaya teşvik edilmesinin dünya çapında yeni HIV kapma vakalarını yüzde 25’e kadar varan bir oranda azaltabileceğini söylüyor.

Sağlıklı ve eğlenceli bir cinsel hayat için

Cinsel hayatında daha enerjik, yaratıcı ve sağlıklı olmayı kim istemez? Günlük hayatınıza bir göz atıp cinsel hayatınızı daha eğenceli ve sağlıklı bir hale getirebilirisiniz. İşte tavsiyeler ve notlar:

İşinizle veya günlük yaşantınızla ilgili olarak karşılaştığınız sorunlardan kaynaklanan aşırı stresin, kullandığınız bazı ilaçların veya aşırı derecede spor ve egzersiz yapmanın cinsel yaşamınızı sekteye uğratabileceğini biliyor musunuz? Bu yüzden cinsel hayatınızdaki sorunlara dikkat etmelisiniz.

Stres herkesi etkiliyor

İster büyük bir holding patronu olun, ister bir mağazada satış görevlisi olsun, stres herkesi bir şekilde pençesi altına alıyor. Sabah erken kalkma zorunluluğu, zamanın önemli bir bölümünü yoğun trafikte harcama, bitmek bilmeyen iş randevuları ve rekabet ortamı yüzünden stresi iliklerimize kadar hissediyoruz. Koşuşturma akşam evde de devam ediyor. Stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik, orgazm güçlüğü veya ereksiyon güçlüğü gibi ciddi sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Ne yapılmalı? İş yaşantınıza ayırdığınız süre ne kadar fazla olursa olsun, cinselliği göz ardı etmeyin. Akşamları eve iş taşımamakla başlayabilirsiniz.

İlaç tedavisinin ardından

Uzmanların üzerinde durduğu önemli bir konu var; medikal tedavi. Medikal tedavi son yıllarda kaydettiği gelişmelerle hastaların daha kaliteli bir yaşam sürmesini, hatta insan ömrünün uzamasını sağlıyor. Ancak özellikle mide, tansiyon, diyabet ve depresyon ilaçları, santral sinir sistemine etki ederek cinsel yaşamı sabote edebiliyor. Ne yapılmalı? İlaç kullanımı tedavinin önemli bir parçası ama, cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesini de görmezlikten gelmemek gerekiyor. Eğer ilaç tedavisinin ardından cinsel hayatınızda sorunlar başladıysa, bunu doktorunuzla mutlaka paylaşmanız gerekiyor.

Fiziksel hastalıklar

Diyabet ve hipertansiyon gibi sağlığı bozan her türlü rahatsızlık, dolaylı ya da doğrudan cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiliyor. Örneğin kandaki yağ ve kolesterol değerleri yükselince damar sertliği gelişebiliyor. Bu hastalığın etkisi altında kalan erkeklerde de sertleşme sorunu, yani ereksiyon bozukluğu ortaya çıkıyor. Ereksiyonun kadınlardaki karşılığı dış genital bölgedeki salgı bezlerinin faaliyetiyle gelişen kayganlaşma. Kronik hastalıklar kadındaki bu mekanizmayı bozarak cinsel ilişkide sorun yaşamasına neden olabiliyor. Peki bu konuda ne yapılmalı? Kronik bir hastalığınız varsa, daha kaliteli bir cinsel yaşam için nelere dikkat etmeniz gerektiği konusunda mutlaka bir doktora başvurmalısınız.

Aşırı egzersiz

Uzmanlar, formunu korumayı başaran kişilerin korkularını bir kenara bırakarak cinsel yaşamda daha aktif bir rol üstlendiklerini belirtiyor. Vücudu forma kavuşturmanın yolu ise düzenli spor yapmaktan geçiyor. Tabii egzersizi abartmadığınız sürece! Çünkü, aşırı egzersiz kandaki hormon seviyelerini olumsuz yönde etkileyerek cinselliğe darbe indirebiliyor. Uzmanlar, egzersizin mutlaka bir doktor kontrolünde yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bulaşıcı hastalıklar

Genital herpes, bel soğukluğu, klamidya veya AIDS… Bu hastalıkların, tedavi edilmediği takdirde, kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sonucu var. Bu hastalıkların erken teşhis ve tedavisi için düzenli kontrollerinizi ihmal etmemeniz gerekiyor. Ne yapılmalı? Cinsel ilişkiye girerken prezervatif kullanmayı mutlaka alışkanlık edinin. Unutmayın ki, prezervatif, genital herpes ve AIDS gibi ölümcül hastalıklardan koruyan tek doğum kontrol yöntemidir.

Alkol tüketimi

Romantik bir gece geçirmek için fazla şeye gerek yok aslında. Alkol, kararınca alındığında afrodizyak özellik taşıyor. Zaten uzmanlar da cinsel güdüleri artırmak için özellikle şarabı öneriyor. Ancak her şeyde olduğu gibi alkolün de fazlası geri tepiyor! Yüksek dozlarda alındığında, cinsel güdüleri azaltıyor ve erkeklerde ereksiyon sorununa neden oluyor. Uzmanlar, aşırı tüketilen alkolün cinsel organın sertleşmesini engellediğine ve kadınlarda regl düzensizliklerine yol açtığına dikkat çekiyor.

Çözümler

Günümüzde cinsel organlardaki estetik sorunlara cerrahi yöntemle çözüm bulunuyor. Uzman denetiminde uygulanan egzersizler, bedeninize gereğinden fazla yüklenmenizi önleyerek cinselliğinizi sağlıklı bir şekilde yaşamanızı sağlıyor.

Gelişen medikal tedavi ve psikoterapi teknikleri sayesinde psikiyatrik hastalıklar başarıyla tedavi edilebiliyor.

Prezervatifler, cinsel ilişki sırasında geçebilecek hastalıklardan yüzde 99 gibi yüksek oranda koruyabiliyor. Üstelik günümüzde kadınlar için de prezervatif mevcut.

Meditasyon, yoga gibi pek çok yöntem stresten arındırıyor.